kod

Eşcinselliğinin mekanızmasını, seni ve cinselliğini benzersiz yapan şeyleri, kod'unu keşfet.

yol

Olduğu ve olmak istediği insanı şekillendiren erkekleri keşfettiği yol'da KTOG'a katıl.

rehber

Eşcinsellik, seks ve envai çeşit konuda seni yükseltecek temel ve lüks rehberler.

biz

Mevcut yeryüzünde eşcinsel olmakla ilgili sakıncalı serzenişler.

aktifizm

Yataktaki pozisyonun ne olursa olsun, aktivizmin makbul olanı aktif olanı.

Şeker Portakalı Trajedisi

Son günlerde gerçekten katılarak güldüğüm ama içten içe de gözyaşı dökerek izlediğim bir sahne yaşanıyor Türkiye'de. Şeker Portakalı'nın 100 Temel Eser Listesi'nden çıkarılması furyası. Hemen dile getirmek istiyorum ki kitaba bir sansür uygulanmış değil, sadece adı listeden çıkarılmış durumda. Şeker Portakalı gibi bir klasiğin bizim ne idüğü belirsiz bakanlıklarımızın listesinde bulunmasına zaten hiç gerek yok, bence Şeker Portakalı o listeden çıkarılınca adı temizlendi, iyi de oldu. Peki neler yaşandı?

Öncelikle olay medyanın abartması mı sorusuna cevap verelim, hem öyle hem de değil. İstanbul'da bir okul. Yasalara ve yönetmeliğe uyarak görevini yapmaya çalışan bir Türkçe öğretmeni. Neler yaşanacağından habersiz bir 7. sınıf öğrencisi, ve bu öğrencinin kendini bilmez, ilgi çekmeye çalışan, bir baltaya sap olamamış "sap" babası. Kahramanlarımız bunlar.

Türkiye gibi bir yerde Türkçe öğretmeni olduğunuz zaman, bırakın çocuklara edebiyatı sevdirmeyi, bırakın çocuklara bir vizyon kazandırmayı, çocuklara "fiil" ve "zamir" arasındaki farkı öğretebilirseniz kendinizi şanslı sayarsınız, kaldı ki bu çocuklara 100 Temel Eser Listesi'ni okutmaya çalışacaksınız. Haha :), kolay gelsin ne diyelim.
Olayımıza dönersek, öğretmenimiz yönetmeliğe uygun olarak temel eserlerin arasında yer alan Şeker Portakalı'nı bir öğrencisine tavsiye eder, tabi diğer kitaplarla birlikte. Neden? Öncelikle bir öğretmenin tavsiye vermek için bir nedene ihtiyacı yoktur, adı üstünde bu tavsiye listesi zaten. Ama bu temel eserlerin konu olarak seçildiği birçok yarışma yapılıyor ülkemizde, okuma yarışmaları; ve bazen sınavlarda soru çıkabiliyor evet. Bu öğretmenimiz de sınavda soracağı sorularla ilgili olarak öğrencisine Şeker Portakalı'nı tavsiye eder. Masum öğrencimiz evine gider, kitabını okumaya başlar ve "sap" babamız tam bu noktada devreye girer. Her ne hikmetse çocuğunun elindeki kitabı okuma ihtiyacı hisseder. Ve koskoca adam alır Şeker Portakalı'nı okur ve şu satırları görür:

"Bildiğim bütün şarkıları kafamdan geçirirken, Bay Ariovaldo'dan öğrendiğim son şarkıyı anımsadım; tango, becerebildiğim en güzel işlerden biriydi tango.
Hafiften söylemeye başladım
Çırılçıplak bir kadın isterdim,
Çırılçıplak isterdim onu...
Gece ay ışığında bir kadın bedeni isterdim"

Bu kadar.
Evet bu kadar.

"Çırılçıplak bir kadın". Üç kelime.

Sadece üç kelime bütün Türkiye'yi ayağa kaldırdı.
Ve ben hayran kaldım, ağzım açık izledim.

Baba bu kelimeleri okuduktan sonra kitabı BİMER'e şikayet eder. BİMER?
Evet yanlış duymadınız. Adam öğretmene gitmemiş, müdür yardımcısına gitmemiş, müdüre gitmemiş. Adam bırakın Milli Eğitim Bakanlığı'nı, Başbakanlık İletişim Merkezi'ne gitmiş. BİMER.

Şaka mı bu dedirtecek bir hal, ağzı açık bırakacak bir öfke. Başbakanlık'la Şeker Portakalı arasındaki bağlantıyı nerden bulmuş onu anlamadım bir yana, çırılçıplak kelimesini Başbakan'a şikayet edecek kadar niye öfkelendin üstad?

Biz bilmiyor muyuz senin bacak kadar oğlunun daha 8 yaşında çükü kalkar kalkmaz karne hediyesi diye önüne koyduğun bilgisayarda izlemediği porno kalmadığını? Biz bilmiyor muyuz olanca sevimliliğiyle gişe görevlisine yalvarıp yalvarıp bacak kadar boyuyla +18 filmleri izlediğini? O çocuğu karşısına oturttuğun televizyonda Samanyolu TV'deki yok sihirli kapı, yok gizemli kapılar, yok mistik dünyalar diye saçma sapan programlarda kaç tecavüz sahnesi, ve kaç tane tecavüzcünün hayali Hızırlar tarafından boğazları kesilerek katledildiğini, senin yanında izlediğini o çocuğun... biz bilmiyor muyuz?

Neler demiş babamız peki?

“Benim çocuğum 7. sınıfta okuyor. Çocuğumun Türkçe öğretmeni kendisine 4 tane kitap tavsiye etmiş bunlardan üç tanesini okudum. Kitaplardan Şeker Portakalı isimli kitabı okumaya başlayınca bizim örf ve ananelerimize uygun olmayan bazı ifadeler tespit ettim. Ben bu ifadelerin altını çizdim bu ifadeler oldukça argo ve bizim kültürümüze uymayan ifadelerdi. Hatta romanın kahramanı 5 yaşındaki Zeze’nin okuduğu bir şiir var ki oldukça müstehcen bir şiirdi"

Ayrıca şu demeti de vermiş:

"Ben kitaptaki ifadeleri okumaktan utanıyorum. Bu kitabı çocuklara nasıl tavsiye ederler. Bu kitap '100 temel eser' arasından çıkartılmalıdır. Kitabın satılması hakkında söyleyecek bir şeyimiz yok isteyen istediği kitabı basabilir satabilir ancak çocuklara bunun tavsiye edilmesi ve her kitaptan sınavda soru çıkacak denmesi çocuğun alt üst olması anlamına gelir. Buradaki argo kelimeler çocuğun bilinç altına işliyor daha sonra çocuğumuzdan bu kelimeleri kullanırken duyuyoruz. Benim şikayetim bu kitabın '100 temel eser' arasında olmaması yönündedir. Çocuğumun bu kitabı okumak zorunda bırakılması genç bir beyni argo kelimelerle ve müstehcen ifadelerle meşgul etmek demektir”

İlginç bu adam, masaya yatırıp incelemeli orası ayrı mesele. Benim şaşırdığım nokta ise, hadi diyelim ki Zeze'nin okuduğu şiir gerçekten müstehcendi ve bu ifadeler çocuğun bilinçaltına yerleşip çocuğu ahlaksızlığa yöneltiyordu. Hadi bunu varsayalım biz. Buna rağmen kitabı şikayet etmeye gerek yoktu aslında. Zira Vasconcelos yazdığı olay örgüsü gereği Zeze'nin bu sözlerine kendisi de sansür uygulamıştı zaten. Zeze "çırılçıplak" kelimesini kullandığı için babası onu döverek hastanelik ediyor kitapta. Sayın öğrenci velisi, bu kısmı okumadınız mı? İlgilendiğiniz tek kısım müstehcen kelimeler mi oldu?

Doğal olarak, Şeker Portakalı kendi kendine sansür uygulayan bir "başyapıt" zaten, bunu tartışmayalım. Bu şikayetlere, bu kadar vıdı vıdıya hiç gerek yoktu. Ne geçti eline sayın veli?

Sonrasında olanlar da ilahi adalet tadında; tadından yenmiyor aslında. Adam sadece kitabı şikayet etmekle kalmamış, öğretmeni de şikayet etmiş. Lan gerizekalı, mal, hayvan herif, orospu çocuğu demezler mi adama? Yönetmelikte yazan şey yüzünden bir öğretmeni neden şikayet ediyorsun?

Bu olaydan sonra öğrenciler, ilgili velinin çocuğuna okulda biraz dayılanmışlar, senin baban bizim öğretmenimizi şikayet etti tarzında üstüne gitmişler. Çocuk bunalımda diye duydum, okula gidemiyormuş. İyi de olmuş! Birer sopa alıp velinin kendisini de falakaya yatırırsak diner benim öfkem.

Örf ve ananelerimize uygun değildir bu kitap, buyurmuş Sayın Veli.
Valla katılıyorum, ananelerimiz bence de okumasın Şeker Portakalı'nı.
Çocukluğunu ne okuyarak geçirmiş bu sayın veli bilmiyoruz; ancak Şeker Portakalı'nın 40 yaşına gelip yeni okuduğunu düşünürsek, aslında çok mantıklı. Bırakın kitabı, bırakın sansürü. Elimizde şu var:

40 yaşına gelip çocuk kitabı okuyan ve içinde geçen bir kelime nedeniyle kitabı şikayet eden bir veli.
40 yaşına geldiği halde bir kitap nereye şikayet edilir bilemeyen ve bu yüzden çocuk kitabını alıp Başbakanlık'a şikayet eden bir veli.
Şikayet ettiği kitabın Bakanlık'ın kendi yayınladığı listede yer alıyor olmasının ne anlama geldiğini idrak edemediği için, kitapla birlikte yönetmelikte yazanları uygulayan öğretmeni de şikayet eden bir veli.

Tabla bu.
Tablo vahim.
Tablo boku yemiş, uğraşmayın artık.
Ama Allah'ını seveniniz varsa, biriniz bu adama sanat eserlerinin Başbakanlık'a değil Kültür Bakanlık'ına şikayet edildiğini öğretsin.
Biriniz bu adama, bakanlığın verdiği listeyi uygulayan öğretmeni hangi akla hizmet şikayet ettiğini sorsun.

Evet aslında olay sadece bir sansür meselesi değil, benim üzüldüğüm öğretmen.
Kendinize verilen görevi yapıyorsunuz diye şikayet ediliyorsanız siz eğer, bu memlekette öğretmenlik yapılmaz. Gerçekten üzüldüm hallerine. Bu zamana kadar abartıyorlar öğretmenler ne sıkıntıları var derdim. Valla haklılarmış. Yeni anladım.

Tablo bu.
Tablo vahim.