kod

Eşcinselliğinin mekanızmasını, seni ve cinselliğini benzersiz yapan şeyleri, kod'unu keşfet.

yol

Olduğu ve olmak istediği insanı şekillendiren erkekleri keşfettiği yol'da KTOG'a katıl.

rehber

Eşcinsellik, seks ve envai çeşit konuda seni yükseltecek temel ve lüks rehberler.

biz

Mevcut yeryüzünde eşcinsel olmakla ilgili sakıncalı serzenişler.

aktifizm

Yataktaki pozisyonun ne olursa olsun, aktivizmin makbul olanı aktif olanı.

Antalya'da Gay Otel Çetesini Keşfetmek

Bugün sizlere koskoca bir otelin tecavüzünden nasıl kurtulduğumu... Şaka lan şaka. Bugün sizlere koskoca bir otelle yatmanın... Şaka şaka. Tamam ciddileşiyorum. Bugün sizlere koskocaaa bir otelin tüm çalışanlarının bir araya gelip kurduğu (şaka değil) seks çetesini anlatacağım. Bu keşfi ben yaptığıma göre artık KTOG gazeteci oldu da diyebiliriz. Başlıyorum anlatmaya...

Bundan yıllar önceee ben ÖSS'den çıktığımda bizimkilerle tatile gittim. Bizimkiler dediğim de sadece ailem değil aynı zamanda yanımızda teyzem, eniştem ve kuzenim de var. Antalya'da bir otel. Adı? Adını yazının sonunda söylüyorum. Hiç heveslenmeyin.

Tatil boyunca koca götümle fingirdeye fingirdeye havuzda barda sahilde dolaştım ve yaptığım tek şey bardaki bütün içkileri gündüz vakti saat 10'da bar açılır açılmaz içmeye başlamak ve atıştırmalık büfelere dadanmaktı. Otel Alman oteliydi ve o görüntüyü tahmin etmekte zorlanıyor olamazsınız. Almanların selülitli kırışık karıları ama onların yanında taş gibi 30-40-50 yaşında ama en fazla 25 gösteren kocaları. Ha bir de sarışın sarışın oğlanları.

Ama otelin en güzel yanlarından biri gün boyunca etrafta dolaşıp misafirlerle ilgilenen animatörler ve benim deyimimle "müşteriyi hoş tutucu"lardı. Bunların içerisinde bir oğlan vardı ki nasıl tatlı nasıl tatlı anlatamam. Bir gün annemle yan yana şezlonglarda göt yayarken bu oğlan elinde küçük bir kutu herkesin yanına gidiyor gülüşüyor ve bir şeyler soruyordu. Sonunda benim yanıma da geldi. Annemi hiç iplemedi tabi direk bana geçti ve annemin yüzünün aldığı o şekli halen unutamıyorum. Oğlanın gay olduğunu zaten anlamıştım.
Adı yok mu lan oğlanın? Var. Alex.
Elindeki kutuyla bana geldiğinde benim yanımda herkesten biraz fazla kaldı. "İçinde ne var senjeee?" diye sordu ve ben böcek falan dedim. Bir anda yarılmaya başladı. Tabii ki abartılı bir yarılmaydı yani sanarsın Seinfeld oynuyo karşısında. Alt tarafı böcek dedim. Sonra daha fazla kalamadı yanımda ve küçük bir sohbetten sonra diğer müşterilerin yanına gitti.

Sonraki günlerde sürekli halimi hatrımı sordu sarışın mavi gözlü Alex, bir bahane buldu benle konuşmak için. Bazen oturduk UNO oynadık bazen o DJlik yaparken ben yanına gidip onu hoş tuttum bazen birlikte sahile gittik falan derken bildiğin kanx oldum elin gavuruyla. Bu arada diğer "hoş tutucular" özellikle de kızlar sürekli bize falan bakıyo. Ben başlarda nolduğunu anlamadım tabi.

Bu arada biz Alex'le eğlenmeye devam ediyoruz. Sahile gidiyoruz bu işten kaytarıyor falan. Denize doğru koşarken "Come on fat boyyy!" diye çağırıyo beni filan.
Ha bu arada bi travma bu benim için. Almanlarla dolu bir sahilde Rihanna'nın "Com'on Rude Boy kam çiki çiki ya" tadında "hadisene şişkoooo!" diye beni çağırması ayrı bi şey... Benim de "Hahaaaa geliyorum nazi oğlan bekle" diye cevabı yapıştıramamış olmam apayrı bi şey.
Bu arada gündüz vakti içkiyi fazla kaçırıp denizde boğulan şişko ve yaşlı Almanlar ve onların cesetlerini taşıyan görevliler falan cirit atıyo sahilde. Biz de bunla çeerdek çitler gibi bakıyoruz eğleniyoruz. Bu arada ben Alex'i daha yakından tanıyorum. Mesela Alman değilmiş. Polonya'lıymış ve 3-4 dil birden konuşurken aynı zamanda piyano falan çalıyomuş. 

"Sen nelerden hoşlanırsın fet boy?"

"Me? Oh me? Yeee yeaahhh... Bilirsin ya işte ÖSS FAN BOYZ diye müzik gurubumuz var o gibi şeyler. Her hafta YÖK gelip yeni bi yasayla bize sokar ve o acıyla çalmadığımız enstrüman kalmaz jnms..."

Derken ne olduğunu anlamadım ama tatilin sonu geldi. Ben bi göt oldum böyle. Lan? Bitti mi bugün son mu?

Ailem valizleri toplarken ben de gidiyim Alex'e veda ediyim bari diye döndüm dolaştım oğlanı aradım ama bulamadım. Sonra kızların yanına gittim. Kızlar da bir yollu bir yollu anlatamam yani. Bütün gün ellerinde sigara içki anca dedikodu yapıp milletin kocalarını kesseler. (O kocalar da kesilmicek gibi değildi hani. Bir gün kahvaltıdayken teyzemle eniştemin arasını bozmak için bi İtalyan adam göstermiştim. Teyze bak bu adam 50 yaşındaymış dedim. Teyzem ağzında salyalarla kala kalmıştı. Adam anca 30 ama KTOOOG dedi elinde salamıyla yumurtasıyla. Yaa işte dedim, bak da gör nası bi embesille evlenmişsin. Daha 30'unda parkta oturan emekli gibi göbek yaptı kocan teyzeeee! Eniştem de görmüştü teyzemin baktığını. O gün inşallah boşanırlar diye iki mum yaktıydım ama işe yaramadı tabi.)

Neyse kızların yanına gidip Alex'i sordum. Ortada yok dediler. "Ben gidiyorum ona benim için say goodbyz jnms tmm mı?" dedim ve buğulu gözlerle bakmaya başladım etrafa.

"Ooo gidiyo musun? Oha fet boy leaviing!" diye üzülüyomuş gibi yaptılar. Sonradan gerçekten üzüldükleri anladım çünkü kızın bana sorduğu şey başımdan aşşa kaynar zeytinyağı dökülmüş gibi hissettirdi.

"Siz Alex'le..." dedi ve iki parmağını birbirine sürtmeye başladı.

"Efend'mm?" diye kaldım ben. Kız yaptığını yineledi.

"Haa yok biz ark'ız sadece." demekle yetindim.

"Really?" Kaşlar yukarı kalktı, ben bi küçümsendim falan.

"Hee la sana yalan borcum mu var?" dedim ve gittim. O da arkamdan "Hmm ok" dedi ama cevap vermeye tenezzül etmedim.

Aslında bu sahneyi yaşayacağımı biliyordum. İşin ilginci onu ilk gördüğüm andan beri gay olduğunu biliyordum. Ama ne ona söyledim ne de kendi gayliğimden bahsettim. Normal bir kanx gibiydik Alexle. Sonradan buna çok pişman oldum. Normalde çevremdeki gizli gayleri açan tek insan benimdir. Bu yüzden bir yerde ablalığım da vardır. Ama o tatilde tıkandım bi. Ya da Alex'le aramızdakilerin ilerlemesinden korktuğum için gaylik muhabbetini hiç açmadım. En azından birbirimizi bilerek giderdik falan diye üzüldüm sonradan tabi ama iş işten geçmişti. Alex'in benden hoşlandığı da çok barizdi halbuki. E demek ki Alex bu kızlara anlatmış ya da herkes Alex'in gay olduğunu bildiği için benle gördükleri anda yapıştırmışlar etiketi. Ki sürekli muhabbet ederdik gün içinde. Yarılırdık... Sahilde ölü şişko Almanlara bakardık... Ne günlerdi be!

Neyse ben o hüzünle yemek vaktinin geldiğini anlamamışım. Anons yapıldı ve hemen koştum. Alexin hüznünü en kalorili yemekleri mideme doldurarak atlatacaktım. Ama ilginç bir şey olmak üzereydi. Ve ben hayatımın pişmanlığını yaşamak üzereydim.

Biz o oteldeki tek Türk ailesi olduğumuzdan ve yemekhanede çalışan herkes de Türk olduğundan (bardakiler de Türk'tü) bizi çok severler ve mutlaka gördükleri yerde muhabbet ederlerdi. Restoran ve bardakilerin tümüne de it gibi yazdım tatil boyunca hani. Hepsi de benim kocam olucak adamlardı. Ama yanımda annem "KTOOG, karpuz al tabağına sıcakta başka bi şey yenmez. KTOOOG! LAN! GARPUZ AL GARPUZ DİYOM DUYUYON MU!?" diye dolaşırken hangi şefe yazabilirdim ki? Annem herkesi Alman sandığı için Türkçe'deki tüm rezilliklerini otele sergilerken ben tabaklarımı dolduruyordum.

O sırada sık sık benle muhabbet eden gözlüklü şef (ve büyük ihtimalle koca otelde yazmadığım tek erkek) ben onun standından yemek alırken benle muhabbet etmeye başladı. Bu sefer muhabbeti o kadar ilerletti ki konu "Otelde eğlenmek için napıyosun KTOG?" gibi yerlere geldi.

"Valla yanımda ailem var gözlüklü şef ağbey nababilirim kieee?" diye fingirdeyerek verdiğim cevaptan sonra adamın bi gözleri açıldı. Biraz durdu bi sessizleşti falan ama sonra:

"E gel bu gece içmeye gidelim" dedi. Oha dedim. Sonunda biriyle yatcam. Yazmadığım tek erkek varmış kısmetimde ama olsun hiç yoktan gideri var yani falan diye düşünüp adamın orasını burasını süzerken ve aslında hiç de fena biri olmadığına kendimi inandırmaya çalışırken muhabbet bitti ve sözleştikten sonra diğer standlara yöneldim.

Restoran staff'ından 2 kişi benim rüyalarıma giriyordu. Birisi deniz mahsulleri şefiydi. Ay o nasıl bir Türk erkeği görüntüsü. Göbeği yok. Dümdüz vücut. Sıkı sıkı kollar. En hasından bi bıyık ve mükemmel ötesi beyaz bir cilt. Üstüne bir de yeşil gözler. E sıçaydın ağzıma Allah'ım? Biliyosun benim o adama gidip açılamıycağımı ve ondan gönderiyosun bu kullarını dünyaya. Bilmiyo muyum ben? Yukarda bulutların üstünde peygamberle birlikte oturup nası gülüyosunuz bana kim bilir. 

"Zaa KTOG'a bak gene göt oldu. Dur bu sefer de şu yakışıklıyı gönderelim karşısına bakalım napcak ahaha asdfg"
Neyse diğer şef de Türk yemekleri yapan bir şefti. Ben o gün heyecanla geceyi bekledim ve gözlüklü ağbeyin gelip beni götürmesi (evet her anlamda) için sözleştiğimiz yere gittim. Yarım saat kadar dolandıktan sonra güvenlik görevlisi bana gülmeye başladığında anladım ki ekildim. O rezillikle bara gidip tekilayı doldurdum mideme ve uyudum.

Ertesi gün yine restorana gittiğimde gözlüklüye hiç pas vermemeye kararlıydım ama götveren herif ortalıkta yoktu. Ben de rahatladım ve yemekleri doldurmaya başladım yine. Yazdığım şeflerden biri olan Türk yemekleri şefinin standına gittiğimde adam benle muhabbet etmeye başladı beklemediğim bir şekilde. Normalde hiç konuşmazdık. Öyle başımızla selamlaşırdık falan.

Konuşurken muhabbet şu noktaya geldi:

Şef: "Şu Almanların kızları da ne güzel haaa..."

"Ben: "Haha evet haklısın ağbey çok iiler :)))"

"Sence ben en çok kaç gösteriyorum KTOG?" 

(Valla sen göstersen bi kaçının maçının önemi kalmıcak da...)

"30 falan."

"Ama 38'im..."

(Oh tam da kıvamına gelmişsin...)

"E bu formunu neye borçluyuz?" diye sordum kırıtmanın sınırlarını zorlayarak.

"O Alman kızlarından götürüyoz ara sıra işte... Mutluluk kaynakları onlar, bildiğin gibi değil."

Benim tipim:




"Haa ondan hele" dedim içimden çüş diye geçirerek.

"Bazen oğlanlardan da götürdüğümüz oluyo. Onlar da iyiler."

Ve ben kaldım tabii. Birkaç saniye ne diyeceğimi bilemedim.

"Hadi canım?" dedim ve bunu ciddi anlamda söyledim çünkü başıma sıcak geçmiş olabilirdi ve o an yaşadığım muhabbet aslında beynimin bana bir oyunu olabilirdi. Tekrar duymam gerekliydi.

"Evet." dedi ve onayladı. Sonra da: "Bak şu senle muhabbet eden gözlüklü vardı ya."

"Hııı..." dedim erimiş ve meraklı bir şekilde.

"O da öyle mesela..." dedi. "Çok var burda, biz birbirimizi biliriz hep."

"Hepiniz öyle misiniz?" dedim yutkunarak ama ne yutkunmaydı. Hayatımda o gün saatler sonra o otelden ayrılacağımı bilmek kadar bana koyan hiçbi şey olmadı. Öyle diyim size siz anlayın.

"Evet." dedi hiç düşünmeden. Benim gözüm hemen deniz ürünleri şefine kaydı. Bir an göz göze geldik. Ömrümden bikaç sene gitti ve gülümseyerek önümdeki şefe döndüm. Adı Murat'tı.

"E Murat abi beni nasıl buluyosun?" a getirdim lafı bir şekilde ve aldığım iltifatlarla göklere çıktım. Yere indiğimde Murat'la randevulaşıyorduk. O gün son günüm olduğundan hiç olmadı Murat'la yiyişmem gerektiğini biliyordum. Deniz ürünleri şefi de seneye kaldı artık diye düşünüyordum. Murat o gün otelden bir kadınla randevusu olduğunu ve ertesi gün görüşebileceğimizi söyledi. Ben de son günüm olduğunu akşamına gideceğimi söyledim.

İkimiz de göt gibi kaldık bir an ve sadece bakıştık mal mal. O gün saat 5 için randevulaştık ama büyük ihtimalle gelemeyeceğini de ekledi Murat.

Saat 5 oldu.

Ve tabii ki gelmedi.

Pörsümüş bir Alman karısına tercih edilmiş oldum böylece.

Ama yine de mutluluktan uçuyordum. Çünkü istesem bütün restoran çalışanlarıyla yatabileceğimi anlamıştım. İşin kötü ve merak uyandıran tarafı ise Murat abi bana "Buradaki herkes böyle" dediğinde bar çalışanları da dahil miydi bunun içine onu soramadan gitmiştim yanından. "Neyse en azından deniz ürünleri şefi cepte..." diye düşündüm ve beğendiğim diğer şefleri de aklıma yazıp bavullarımı toplamaya gittim.

O otele bir dahaki gidişimde yer yerinden oynayacak.

Bu olayın ayrıca bir önemi de bütün ailemin benim nasıl bir orospu olduğunu görmelerine neden olmuş olması. Çünkü tatil boyunca bütün şeflere o kadar baktım ki beni masaya geri döndürmek için benim ilgilendiğim şeylerden konuşmaya falan başladılar mucizevi bir şekilde.

Benim aileme açılma hikayem de bu işte.

Alex'le geçirdiğim zaman ve aldığım adeta gurup seks teklifiyle Kırsal'a mutlu döndüm tabii. İçimde de çok şey kaldı ama. Keşke daha cesaretli olup en baştan şeflerden biriyle konuşsaydım. Zaten adamların ağzı sıkı değildi. Gözlüklü mesela, direk benle yaptığı konuşmayı ve gerçekleşmeyen randevumuzu Murat'a anlatmış belli ki. Çünkü Murat'ın lafı cart diye önce yediği Alman kızlarına sonra da oğlanlara getirmesi mucize gibiydi. Belli ki o konuşma çok önceden planlanmıştı. Murat abi'ye "Şu şef de öyle mi? Bu da mı öyle?" diye sorduğumda istediğim tüm cevapları vermişti. Kendileri konusunda da ağızları sıkı değildi (Ben Murat'la fingirdeşirken bütün şeflerin bana bakması ve en az beşiyle göz göze gelmem de tesadüf değildi sonradan anladığım üzre). İstediğimi alırmışım ve kalanından da haberdar olurmuşum...

Otelin adı?

Söyleyim mi?

Aldiana Club. Side'de. Ama rezervasyonlar için geç kaldınız. Çünkü her sene Haziran'a kadar bütün yaz programları dolmuş olur bu otelin. Bütün Almanlar kıştan itibaren erken rezervasyona başlıyorlar.

Ama aklınızda olsun. Seneye tatilinizi nerede geçireceğinizi yeniden düşünün.

Bu arada tavsiyeleri alalım: Önerilen oteller?
Cevap: Bi otelle fingirdemiş doymamış daha otel diye soruyo.