kod

Eşcinselliğinin mekanızmasını, seni ve cinselliğini benzersiz yapan şeyleri, kod'unu keşfet.

yol

Olduğu ve olmak istediği insanı şekillendiren erkekleri keşfettiği yol'da KTOG'a katıl.

rehber

Eşcinsellik, seks ve envai çeşit konuda seni yükseltecek temel ve lüks rehberler.

biz

Mevcut yeryüzünde eşcinsel olmakla ilgili sakıncalı serzenişler.

aktifizm

Yataktaki pozisyonun ne olursa olsun, aktivizmin makbul olanı aktif olanı.

Olgun Sevgili Maceram: Bir Daha Mı? Asla...

Sanırım artık bu tecrübemi herkesle paylaşmalı, ve saf ve masum gençleri bu hatadan kurtarmalıyım. Şimdi bildiğiniz gibi bana matureci KTOG derler. Matureci KTOG dediysek dedeler amcalar gelmesin aklınıza. George Clooney'nin gerçek hayattaki yansımaları olan (sanki George Clooney gerçek değil) mature erkeklerden bahsediyoruz burada. Ben şahsen o tiplerden çok hoşlanıyorum. Bildiğim bir şey varsa benim gibi birçok insanın olduğunu. Bu yazımda sizlerle olgun bir sevgili maceramı ve oradan öğrendiğim dersleri paylaşmak istiyorum. Ama ondan öncesinde bana çok sık gelen bir soruyu yanıtlayacağım:
KTOG, sen neden maturelerden hoşlanıyorsun?

Bu soruya cevap vermekte birçok insan zorlanır ama benim için en kolay sorulardan birisi açıkçası. Maturelerin tenlerini seviyorum. Benim sakallarım gürdür mesela ve sakalı severim. Ama gelin görün ki yirmili yaşlarındaki birçok kişinin sakalları aslında kalınlaşmış tüylerden ibaret. Bu bir nedendir mesela... Maturelerin tenlerine dokunmayı seviyorum. Sanki yaşları ilerleyince akılları da ilerlemiş gibi çok bilmiş pozlarda konuşmalarını ve sonra da onları kendi tecrübelerimle göt etmeyi seviyorum. Umutsuz ve yorgun ruh hallerini neşelendirmeyi seviyorum ki bunu başarınca kendimi iyi hissediyorum. Omuzlarından yılların bıkkınlığını almayı seviyorum vs vs yüz tane neden sıralayabilirim. Ama benim için en önemlisi dokunmak. Genç bir erkeğe dokunduğum zaman heyecanlanmıyorum. Kimisi sarı saçlı erkeklerden nefret eder, kimisi illa renkli göz olsun der. Kimi döşü kıllı ister kimi de illa göbekli olsun bacım der. Herkesin zevkleri farklı. Benimki de bu. Genç bir erkeğin teni bana zevk vermiyor. Maturelerin tenlerinde, ciltlerinde bir şey var arkadaş ne olduğunu anlamadım ama bağımlılık gibi bir şey.

İşte sorunun cevabı benim için böyle. Maturelere dokunmaktan hoşlanıyorum falan. Peki psikolojik olarak bu bana hiç zarar vermedi mi?

Verdi valla. Ebemi bile sikti. Onu anlatmak için buradayım ben de işte.

Anlatacağım anılarıma başlamadan önce bu yazıdan çıkarılacak dersi en baştan vermek istiyorum:
Olgun erkekler size her zaman zarar verir. O ilişkiden asla büyümüş olarak ya da daha tecrübeli bir şekilde çıkamazsınız. Olgun erkeklerin çoğu sevme ve bağlanma yetilerini yıllardır yaşadıkları yetişkinler dünyasının zorlukları arasında kaybetmişlerdir ve birçoğu "Seni seviyorum" dediği zaman, aslında sadece "Bana yarenlik yapmanı, yanımda olmanı ve beni hoş tutmanı seviyorum" demek istiyordur. "Benim entelektüel seviyem yaşıma göre çok yüksek bu yüzden olgunlarla çıkmalıyım" diye düşünüyorsanız bence bu konuda yardım almalısınız. Çünkü olgunların seviyesinde olduğunuzu düşünecek kadar garip şeyler yaşamışsınız demektir. Olgunların farklı bir seviyede olduğu doğrudur evet, ama bu seviyenin sizinkinden yüksek olduğunu ya da sizinkine yakın olduğunu nereden çıkarıyorsunuz? Birçok insan 22'li yaşlarda büyümeyi sonlandırır ve artık kazandığı şey tecrübe değil, aynı yanlışları tekrar yapmaktan yıpranan ruhunun tortuları ve şartlı refleks yolu ile bir hatayı bir daha yapmamayı öğrenme yetisidir. Bunun olgunluk denen şeyle bir alakası yoktur. Olgun yaştaki erkek, ve olgun erkek apayrı kavramlardır ve söz konusu 20'li yaşlarında bir gayse, ikisi de size uygun değildir. Nokta.

Evet bu yazıdan çıkaracağımız dersi de şimdiden öğrendiğimize göre rahat rahat ilerleyebiliriz. Murat'la internetten tanıştım. Ailemle kavga ettiğim bir gün sinirden Planet Romeo'ya girdim. Normal insanlar sinirlenince evi falan yıkar dökerler ya da sokağa çıkıp alkol alırlar. Ama gördüğünüz gibi nasıl bir kezban olduysam artık sinirlenince Planet'e takılır olmuşum. O sinirle 30 yaşından büyükleri aramaya başladım. Çok az sonuç vardı ama içlerinden birisi gözüme takıldı. İstediğim yaş aralığında değildi tam: 52-55 arası bir şeydi tam hatırlamıyorum. Ama mature dediysek 50'lere merdiven dayayalım da demedik hani. Yine de ben bunu o sırada bir fırsata dönüştürmeyi tercih ettim. O adamın bedenimi hak etmediğini düşünerek kendimi ona teslim ettiğim zaman kendi kendimi cezalandırmış olacaktım ve bu şekilde de sinirim geçecekti. Valla yarım saat sonra adamla tanıştığımda kesinlikle sinirim geçti ama kendimi cezalandırmış oldum mu bilemiyorum. Açıkçası beklediğimden iyiydi, kibardı, mantıklı konuşuyordu. Hani normal bir insandı yani. Öyle sizi poker face durumlarına sokacak kadar gariplikleri yoktu. Zira bizim alemde öyle tipler meşhurdur. Buluşunca görür görmez ya da birkaç dakika geçince yanlarından rokete binip kaçmak istersiniz hani...

Biraz sohbetten sonra Tıp Fakültesi amfisinin park yerine gittik. Ayrıntıya girmeye gerek yok ama kendi arabamda, kendi fakültemin önünde 2 kere seks yaptım. Sevdim mi? İyiydi yani... Hani araba küçüktü biraz sıkıştık ama olsun.

İşte benim için önemli olan şeyler bundan sonra başladı. Murat'la arabamın arka koltuğunda oturduk ve biralarımızı yudumluyor sigaralarımızı içiyorduk. Bir yandan da onun yurt dışında geçirdiği zaman hakkında konuşuyorduk. O sırada "Çok erkekle yattım kalktım yurt dışında..." gibi bir laf etti. Bir anda tarif edilemez bir mide bulantısı duydum.
Çok erkekle yatmak hiçbir kız için avantaj olmadığı gibi gayler için de sadece eksi puandan ibarettir. Ne kadar deneyimli olduğunuzu göstermek adına kaç erkekle yattığınızdan dem vuracaksanız karşınızdakinin size karşı duyacağı mide bulantısına da hazırlıklı olun.
İşin ilginç yanı bunu ben de hep yapıyordum. Yeni tanıştığım insanların çoğu bana geçmişimde kaç ilişkim olduğunu sorardı. Bu soruyu genelde çok saçma bulurum. Yani karşınızdakinin sizden önce kaç kişiyle yatmış olmasını neden merak ediyorsunuz bir yana, bu soruyu bir insana sormak oldukça rahatsızlık verici bir şey. Size böyle bir soru yöneltilse kendinizi kötü hissetmez misiniz? "Acaba doğruyu mu söylesem... Ama neden yalan söyleyim ki ben zaten çok kişiyle yatmadım... Bi dakka ya çok kişiyle yatsam nolcak ki ona ne? Bir şey mi ima etmeye çalışıyor bu adam?"

Az çok bunları geçirirz hepimiz de içimizden. Bu yüzden rica ediyorum yeni tanıştığınız insanların size bu soruyu sormalarına izin vermeyin. Sordukları zaman cevaplamayın ve siz, kesinlikle karşınızdakine bu soruyu sormayın.

Neyse konuya dönersek, Murat bana ben daha ona hiçbir şey sormadan yurt dışında ne kadar da fazla erkekle düşüp kalktığından bahsedince bir an geçmişimde tanıştığım insanların bu soruyu bana neden sorduklarını anlar gibi oldum. Çünkü Murat'ın bu yaptığını sanki yetenekmiş gibi addetmesi ve bundan böylesine rahatça bahsetmesi beni rahatsız etmişti. O an aklıma 15 dakika önce Murat'la 2 kez seviştiğim geldi. Ya Murat gençliğinde HIV kaptıysa ve şimdi bana da bulaştıysa? Çünkü Murat Almanya'da geçirdiği zamandan bahsediyordu ve Almanya dediğimiz ülke HIV'in oldukça yaygın olduğu bir yerdi. Üstelik Murat'ın gençlik zamanları HIV'in salgın gibi patlak verdiği yıllara denk geliyordu...

İşte gördüğünüz gibi bu gereksiz bilgiler bu tür şüphelere yol açabiliyor. Ama hata bende, neden korunmadan seks yapıyorum ki?
HIV kaptım mı şüphesiyle geçirilen 5 saniye, HIV kaptığınızı bilerek 15 sene yaşamaktan daha acı vericidir. Korunun!
Muhabbet biraz ilerledi ve neyse ki o aptal konu kapandı. Bir anda sarıldık. Sanırım ilk adımı o atmıştı. O an belki de aileme çok öfkeli olduğumdan ya da uzun süredir kimseyle ilişki kurmadığımdan (çünkü lise yıllarımda o kadar enerji harcadım ki üniversiteye pek bir numaram kalmamıştı) ya da belki de o güne kadar hiç sevgilim olmadığı için (evet doğru duydunuz Kırsal'ın yarısıyla yatmış olsam da benim hiç sevgilim olmadı) bana sarılması çok hoşuma gitti. Bir süre öylece kaldık. O sırada Murat'ın ağzından şakayla karışık "Hadi sevgili olalım hahaha zaaa xD" modunda bir şeyler çıktı. Ben de aynı şekilde "hadi olalım" dedim.

Bir gün geçti...
İki gün geçti...

Ben Murat'ın evine gidiyorum. Sevişiyoruz. Köpeğiyle kedisiyle oynuyorum. Kahve içiyoruz.
Sabah okuldayım.

Üç gün geçti.
Dört gün geçti.
Okuldan çıkıp Murat'a gidiyorum.
Bir gece onlarda kalıyorum.
Murat'la sarılıp uyuyoruz.
Sürekli sevişiyoruz.

Lan?
Noluyo?
Bildiğin sevgili olduk.

Ha bu arada sevgililiğe ilk adımı onunla tanıştıktan sonraki gün, yani bildiğiniz 2. gün attık. Arabada giderken Murat camı açtı ve "KTOOOOG seni seviyoruuuum" diye şehre haykırdı. Ben şok oldum tabii. Böyle daha romantik bir şeyler beklerdim ya da önce bir flört dönemi olsaydı mesela iki hafta falan.
Diyene bak. Adamla tanıştıktan sonraki onuncu dakikada amfinin önünde kendi arabanda 2 kere üst üste seviş, sonra da flörtten bahset.
Açıkçası Murat'ın bu yaptığı beni çok rahatsız etti.
Sakın, sakın, sakın: Bir kişiyle tanıştıktan hemen sonra sevişmiş bile olsanız ve bu hayatınızın en iyi seksi olsa bile sakınnn ilk hafta içinde ona onu sevdiğinizi söylemeyin. Tek yaptığınız onu kendinizden uzaklaştırmak olur.
Murat beni sevdiğini tüm şehre haykırmaya çalışmadan hemen önce "Ben seni istiyorum yaa, tamam yaa valla bak seni büyüteceğim ben... Tamam..." gibisinden birkaç şey mırıldanmıştı.

Seni büyüteceğim nedir ya? Oğlun muyum ben senin götveren herif?

Tanıştığımızın ikinci gününde beni sevdiğini söylemesi kadar itici bir şeydi bu yaptığı. Ben orda dumur oldum tabii hiçbir şey diyemedim yola odaklanmaya çalışıyormuş gibi yaptım sadece ve zamanın geçmesini lafın değişmesini bekledim. Ama bu durum pek büyük Murat Bey'in gözünden kaçmamıştı ve sonraki günlerde en kezban halimle "Biz neyiz şimdi Muraaat?" diye elimde kedisi uzaklara bakıp derin düşüncelere dalmış pozunda sorduğum şeyden sonra Murat ağzıma sıçtı. "Valla ben sana seni seviyorum dedim sen bi şey demedin yani. Biz bu durumda sadece iyi vakit geçiriyoruz."

Normalde ben ona arabadayken cevap vermediğimden göt olması gereken oydu ama şerefsiz herif durumu öyle bi kendine çevirdi ki ağzı götüne dönen yine ben oldum.
Sanırım olgunluktan kasıtları buymuş. Her durumda haksız da olsalar üste çıkabilmek...
Bir haftalık ilişkimizde durum şuydu:
  • Muhabbet edemiyorduk. Çünkü ortak bir yanımız yoktu. Aramızda nesil farkı vardı.
Unutmayın: Ortak hisler ortak yan demek değildir. Birisiyle birbirinize karşı aynı şeyleri hissetmeniz birbirinizle anlaşabileceğiniz anlamına gelmez. Çünkü hislerle değil kelimelerle konuşuyoruz.
Ne zaman seks yapmaya kalksak ben ön sevişmeyi uzun tutmak istiyordum o ise hemen olaya girmek istiyordu. (KTOG=olay.)

Ben ne zaman ailemden şikayet etsem Murat hemen annemin babamın tarafını tutuyordu ve bana sanki oğluymuşum gibi yaklaşıyordu.

Dertleşmek diye bir şey yoktu çünkü Murat her zaman yaşının büyük olduğu izlenimini bana yansıtmak istercesine anında öğütler vermeye başlıyordu.

Gördüğünüz gibi kendinizden yaşça oldukça büyük biriyle çıkmak beraberinde bu sorunları da getiriyor. Eğer büyük olan taraf yaşam enerjisini küçük olanınkine yaklaştıramazsa işler bozuluyor. Büyük olan taraf her zaman "ben büyük tarafım o zaman mantıklı konuşan ben olmalıyım bana anlattığı her şeye mantıklı yanlardan yaklaşmaya çalışmalıyım" kompleksine giriyor ve böylece aranızda iletişim falan kalmıyor.

Bu yaşanan şey yaşı büyük olan tarafın daha olgun olduğunu göstermez. Sadece yaşı büyük olanın girdiği komplekslerin ilişkiyi mahvettiğini gösterir.

Bir hafta sonra ise şu olay oldu: Murat'ın bana attığı bir mesaja şaka yollu "Lan" diyerek cevap verdim. Vay sen misin bana lan diyen diye açtı ağzını yumdu gözünü. Ben de zaten günlerdir dolmuştum ağzına sıçtım bıraktım ve böylece de ayrılmış olduk. İki gün sonra bana yürüyelim mi diye mesaj attı. Yok dedim... Bitti, gitti...

Lafı daha fazla uzatmak istemiyorum. Burada yaşananlardan çok yaşadıklarımızın niteliği ve onlardan çıkarılacak dersler önemli. Bence bu yazıda biz oldukça çok ders çıkardık.

Öyle değil mi?

Sizden yaşça oldukça büyük ya da oldukça küçük biriyle çıkmadan önce iki kez düşünün. Küçükler, büyük olanın girdiği kompleksleri tolere edebilecek misiniz? Büyükler, küçük olanın yanında "ben büyüğüm, o zaman hep mantıklı olmalı ve anne baba gibi davranmalıyım" kompleksinizden kurtulabilecek misiniz? Unutmayın, yaşınızın büyük olması sizi ya da yaşadıklarınızı da büyük yapmaz. Saçmalamadan önce iki kez düşünün. Kasıntı olmayın, tadını çıkarın.