kod

Eşcinselliğinin mekanızmasını, seni ve cinselliğini benzersiz yapan şeyleri, kod'unu keşfet.

yol

Olduğu ve olmak istediği insanı şekillendiren erkekleri keşfettiği yol'da KTOG'a katıl.

rehber

Eşcinsellik, seks ve envai çeşit konuda seni yükseltecek temel ve lüks rehberler.

biz

Mevcut yeryüzünde eşcinsel olmakla ilgili sakıncalı serzenişler.

aktifizm

Yataktaki pozisyonun ne olursa olsun, aktivizmin makbul olanı aktif olanı.

No Fem! No Kadınsı! - Bir Adalet Komedyası

Uzun süredir aklıma takılan mevzulardan birisi. Özellikle son yaşadığımız aylardan sonra masumiyet ve mağduriyet olgularını sık sık sorguladığımız şu günlerde, ben de düşünmeden edemedim: Feminen gayler gerçekten dışlanıyor mu? Ciddi ciddi mağdur mu ediliyorlar? Bu sorunun cevabını bulabilmek için basit kavramlardan yola çıktım: "Kimse masum değildir." inancı gibi basit kavramlar... Doğal olarak bu yazıyı yazarken de kimseyi mağdur ya da suçlu olarak nitelemeden ilerlemeye çalıştım. Son birkaç yıldır yeni bir akım var gay aleminde:  Feminenler yazmasın! By! Peki bu noktada, feminen gayleri sevmeyen ve açık açık bunu belirten gayler gerçekten de suçlanmalı mı? Yoksa bu yeni akım, yıllardır yaşlı ve kilolu olanları istemeyen, bunu da açık açık profillerinde "yaşlılar yazmasın, şişmanlar by!" şeklinde dile getiren bazı gayler için bir ilahi adalet gösterisi mi? Birlikte bakalım...

Bütün olay birkaç sene önce yoğunlaşan, deli gibi oradan buradan fırlayan "no fem! feminenler yazmasın! feminen istemiyorum erkek gibi olanlar yazsın!" gibi profil altı uyarılarla başladı. Hatta işi bir adım ileri götürmeye kararlı olanlar açık açık "ben erkek arıyorum feminenler yazmasın lütfen" şeklinde oldukça dışlayıcı ifadelere kadar götürdüler.

Ee, KTOG olarak yerimde duramadım ben de tabi ve bunun arkasında ne gibi nedenler yattığını, hepsinden önce de, kendilerine karşı dayatılan bu ayrımcılığa oldukça öfkelenen feminen gaylerin öfkelerinin haklı olup olmadığını, ve bu durumun onların sandığı gibi bir ayrımcılık olup olmadığını incelemeye karar verdim. Baştan bir uyarı geçmek gerekirse oldukça fazla kişisel fikir ve görüş ifade eden bir yazı olacaktır. Beğenmeyenlerin öfkelenmemesi dileğiyle...

İlk olarak oldukça geriye gitmek istiyorum. İnternetin gayler için bir barınma alanına dönüştüğü, Planet Romeo'nun daha popüler olmadığı, Gabile'nin inil inil lubun kaynadığı o eski günlere bir "Good ol'days..." göndermesi yapmadan geçemiyorum tabii ki. İşte o günlerde, özellikle pasif ve genç a/p gaylerin delirmişçesine profillerinde "yaşlılar gelmesin, genç arıyorum, şişmanlar yazmasın, atletik kendine güvenenler gelsin, spor yapmayanları istemiyorum zamanımı almayın, keller yazmasın, uzun saçlılar yazmasın, bıyıklılar siktir olun gidin" gibi, burada hafifleterek yazmak zorunda kaldığım, özellikle yaşlılara ve kilolulara hakaret boyutuna varacak dışlayıcı ifadeler kullandıkları o günlerde, herkes halinden memnun gibiydi.

Sanki sessiz bir anlaşma vardı: Bu alemde iki tür gay vardır. Bir grup genç ve güzeldir, diğeri ise kilolular, yaşlılar, çirkinlerden oluşur. Genç ve güzel olduğunu sanan grup istediği her türlü tipi dışlama ve bunu profilinde belirtme hakkına sahiptir. Ama ikinci gruptaki sıradan gayler önlerine ne atılırsa kabul etmek zorundadır ve asla ve asla şikayet edemezler, kaldı ki bir de profillerine yazacaklar! Ala!

Bu bir süre böyle devam etti. Birinci gruptakiler tarafından sıradan olarak etiketlenen ikinci grup gayler bu duruma şikayet etmek bir yana bunu benimsemiş gibiydiler. 

Ve bu ilk gruptaki prenses gaylerin tamamı da götleri yerden bir metre havada yıllarca bu alemin tozunu attırdılar.

Ama ne olduysa oldu, ve birkaç sene önce artık grup falan kalmadı. Herkes, her birey kendi içinde ayrı bir gruptur mantalitesi yerleşti. Artık bireylerin kendi istekleri, kendi sesleri, kendi etiketleri ön plandaydı. Kendini beğenmiş ve her taraflarından feminenlik akan bu ilk gruptaki gaylere karşı resmen bir saldırı başlatıldı: "Femler yazmasın! Feminensen siktir git!"

E tabi feminen gayler de ayaklandı.

Bu noktada bir dakikanızı rica etmek istiyorum. Bugüne kadar gay deyince insanların aklına tıpkı Osmanlı döneminde yaşanan oğlancılık gibi bir şey geliyordu. Genç ve güzel bir oğlan, yanında da ona nazaran daha güçlü bir erkek... Doğal olarak insanların gayden tek anladıkları da feminen erkeklerdi. Bunun nedeni hem bugüne kadar gaylerin saklanmış ve internet ortamında bile kendilerini ifşa etmemiş olmaları, hem de medya tarafından dayatılan Fatih Ürek, Zeki Müren gibi tiplerdi. Çünkü gaylerin tamamı kendilerini göstermediği sürece, insanlar da "kim bu gayler" acaba diye düşünüp yüzü güzel, gülüşü feminen ne kadar erkek varsa hepsini de kendi akıllarında etiketlediler. "Heralde bunlar gay oluyo" dediler. Zaten Gabile gibi ortamlarda profil resmi koyan gaylerin tamamı da kendilerini genç ve güzel sanan, burnu büyük, kadınsı hatlara ve davranışlara sahip olanlardı. Ben o eski günlerde profil resmi olan maço gayler falan hatırlamıyorum yani.

Oysa bu sözü edilen birkaç sene önce, bir cesaret geldi insanlara. Masküleninden kilolusuna, gencinden yaşlısına, femineninden "sadece sikiciyim"e kadar neredeyse tüm insanlar profil resmi koymaya ve kendilerini göstermeye başladı. Bir ağırlık oluştu. Bu zamana kadar akıllarda yer eden "gay" görüntüsü değişmeye, ve daha global bir vizyon oluşmaya başladı. İnsanlar artık en erkeksi tiplerin bile gay olabileceğinin, gayliğin sadece Zeki Müren stayla tiplere has bir şey olmadığının farkına vardı. Fatih Ürek gibi tiplerin gay olmak bir yana, gay insanların ucundan kıyısından herhangi bir şey yansıtmadığının, onların kendi içlerinde bir medya şovu olduğunun farkına vardı. Yani kısaca, her şey değişti.

Kadınlar nasıl seçme ve seçilme hakkına en az erkekler kadar sahip olabileceklerini fark ettilerse, insanlar da sokaktan geçen herhangi birinin de gay olabileceğini, gay geni diye araştırmalar yapıldığını, doğuştan geldiğine göre mayoz bölünme sırasında şans eseri bile geçebilecek genlerin söz konusu olduğunu anlamaya başladılar.

İşte bu noktadan sonra herkes kendini göstermeye başladı. Gay algısı değişti. Aktif gayler yıllardır önlerine dayatılan "genç, sıska, efeminen" pasif'lerin dışında da tercihleri olduğunu, eğer bunlardan başka şansları olsaydı belki de feminen gaylerden hiç hoşlanmamış olabileceklerinin farkına vardılar. Ya da maskülen a/p gayler, kendileri gibi başka maskülen tiplerin de olduğunun farkına vardılar; ve kendilerine yakışanı arzulamaya başladılar.

Herkesin kendine yakıştırdığı vardır... Bunu tartışmayalım. Yakışmaktan kastım da iyi ya da kötü değil, kişisel zevklerden söz ediyoruz burada. Ama işte bu seçenek patlamasından sonra baktılar ki feminen gayler "yaşlı yok, kilolu gelmesin" diye yazarak kendi isteklerini ön plana koyuyorlar, onlar da kendi zevklerini ortaya çıkarmaya başladılar. Mesela; NO FEMİNEN! gibi.

Doğal olarak 'no feminen' yazanları ayrımcılıkla suçlamadan önce iki kez düşünmenizi rica ediyorum: Zamanında herkesi dışlayan, hiç kimseyi beğenmeyen ve götleri kendilerinden metrelerce yukarıda yürüyen bu feminen gayler de ayrımcılık yapmamışlar mıydı? Şimdi yaşanan bu olay, aslında bir ilahi adalet gösterisi mi?

Öyle olmasa bile, herkesin kendi zevklerini kırıcı olmayan bir çerçevede ifade etme hakkı yok mu? Var. Peki soruyorum: No fem! yazmanın neresi kırıcı? Feminenlere hakaret eden bir cümle değil, onları dışlayan bir yapı da göremiyorum. Sadece "ben feminen gaylerden hoşlanmıyorum arkadaşlar, yazmazsanız vakit kaybetmemiş oluruz" demenin kısa yolu: No fem!

Tıpkı onların da zamanında, "ben kilolulardan ve yaşlılardan hoşlanmıyorum, vakit kaybetmeyelim" demek için kısaca "no kilolu! yaşlılar yazmayın yeter artık!" demeleri gibi... Sadece kısa versiyonu yani :) Değil mi?

Demem odur ki bacılarım, abilerim, sevgili maturelerim: Kendinize gelin. Kimse tamamen masum değildir. Birileri ne istediğini ya da ne istemediğini yazıyor diye kimse dışlanmış olmuyor. Herkes profilinde birilerini istemediğini yazarken, biz kimiz de "no fem" yazanların suçlu olduğunu söylüyoruz? Feminen olmak da tıpkı kilolu olmak; yaşlı, yakışıklı, çirkin, ince olmak gibi bir özelliktir. Ve herkes her özelliği istemek zorunda değildir. "No ince! No uzun!" yazmak da bir hakaret değildir. Ha siz bunu hakaret olarak algılıyorsanız ayrı mesele. Ama zamanında piyasada toz attırmış ve kendilerinden başka herkesi dışlamış feminen gaylere sesleniyorum: Herkes sizi istemek zorunda değil! Devir değişti artık! Sizin öfkeniz ona!

Nokta...

İkinci bir avantaj: Yıllardır gay olmak kadın olmaya özenmek değildir vs. diye tutturmuştunuz. E tamam işte, "no fem!" hareketi ile, gaylerin sanılanın aksine maskülenlik arayışı içinde olduğunu, erkek erkeğe seks kavramını son noktada yaşamak istediklerini görüyoruz. Sorun ne?

NOT: Ben de feminen bir gayim. Doğal olarak kimseyi kayırdığım falan yok. Bu kadar tarafsız kalabildiğim için de mutluyum.