kod

Eşcinselliğinin mekanızmasını, seni ve cinselliğini benzersiz yapan şeyleri, kod'unu keşfet.

yol

Olduğu ve olmak istediği insanı şekillendiren erkekleri keşfettiği yol'da KTOG'a katıl.

rehber

Eşcinsellik, seks ve envai çeşit konuda seni yükseltecek temel ve lüks rehberler.

biz

Mevcut yeryüzünde eşcinsel olmakla ilgili sakıncalı serzenişler.

aktifizm

Yataktaki pozisyonun ne olursa olsun, aktivizmin makbul olanı aktif olanı.

Ölü Rahipler

Edeb yahu edeb demişler... Bence "Güven yahu güven..." Tutup da insan bu devirde babasına dahi güvenemiyor muhabbeti çekmek hiiiç hiç bana göre değil. Ama paranoyaklaşıyorsanız bile bunu drama kraliçesi gibi dile getirmek ve basit bir olayı sağlam bir dramaya çevirmek de bana göre değil. Bir sene öncesini hatırlıyorum. Nefes alamaz haldeyim sıkıntıdan, çikolata yiyorum o bile keyif vermiyor. Bir bakmışım çikolatayla karın doyurur hale gelmişim. 10 film ardı ardına izliyorum, 3 günde 10 sezonluk dizi bitiriyorum. 6 saatte 400-500 sayfalık roman bitiriyorum. Annem sorunumun ne olduğunu soruyor. Bir süreliğine okula gitmek istemediğimi söylüyorum. Biraz ara vermek... Tabi annemin anladığı okuldan sıkılmış olmam. Benim anneme söylemediğim (çünkü anlamaz) ise hayattan sıkılmış olmam. Her şeyden nefret ederken gidin de iki saat anatomi dinleyin... İki gün sonra bütün sülale beni konuşuyor: KTOG tıpı bırakıyormuş...

Şimdi bu sadece bana gelen bilgi. Konuşulan... Ama ben o konuşmanın aslında ne olduğu çok iyi biliyorum. Kendi işsiz çocuklarını kendi gözlerinde yüceltmek için aslında çevirdikleri muhabbet şu:

"KTOG vardı bi tıpta hatırlıyor musun? Bu sene okulu bırakıyormuş..." 
"Aaa neden ki?" 
"Yemedi heralde... Kolay mı..."

İki gün daha geçiyor, bütün dayılarım teyzelerim koşarak eve geliyor:

"Niye okulu bırakıyorsun? Aç kalırsın... Başka napcan lan okumayıp?"
"Pardon, okulu bıraktığımı kim söyledi?"

Cevabı it gibi biliyorum. Annem...
Biraz ara vermek istiyorumu alıp çevirip oğlum okulu bırakıyor millet eyvah şeklinde çekirdek muhabbetine çeviren anneme öfkeliyim tabi. Ama bir süre öfkemi içimde tuttum. Bir sene sonra ise bu öfke nefrete dönüştü. Ve nefret dolu bir kavgayla annemin yüzüne savruldu.

Neden bana bunu yapıyo'sun anne? Ben çaresizliğimden sana ne yapmak istediğimi söylüyorum, sense bu istediğimi yapamayım diye, okula ara vermeyim diye gidip bütün sülaleye okulu bırakıyor oğlum diye yalan yayıyorsun. Neden?

Bu bir...

Bu ara verme süreci hadi oldu diyelim, ne yapmak istiyorsun bu sürede KTOG? diye soran anneme ikinci kez dürüst olarak hayatımın en büyük ikinci hatasını yapıyorum. "Kitap yazmak istiyorum anne..."

İki gün sonra:

"KTOG yazar olmak için tıpı bırakıyormuş..." Bütün sülalenin dilinde.

Annemle neredeyse bütün bağlarımı kopardığım, ona bağırıp küfrettiğim için hiçbir pişmanlık duymadığım ilk olayın barındırıcısı olarak tarihe geçmişti o günler benim için. En ufak bir pişmanlık bile yoktu o ettiğim nefret dolu sözler, küfürler için... Gerçekten nefret etmiştim ondan, ve bunu çaresizliğinden, endişesinden yaptığını bilsem bile, yaptığı şeyin yanlış ve bana zarar veren bir şey olduğu gerçeği değişmediği için, bir çocuğun annesinden nasıl nefret edebileceğine tanık olmuştum kendi içimde.

İşin ilginci ise, hayatını elalemin dilinden korkarak yaşayan bir kadının, oğluyla ilgili elaleme yılın yalan dedikodusunu vermiş olması... Gerçekten garip, ve obsesif bir dengesizliğin pür ürünü. Halen içimde ona öfkeli bir yanım var o kadar zaman geçmesine rağmen.

Okulu bırakmak aklımın ucundan bile geçmemesine rağmen, en alakasız ve tiksinç akrabalarım tarafımdan "Neden okulu bırakıyorsun?" diye taciz edilmek, bir ortama girdiğinde anında senden konuşulduğunu hissedebilmek... Ya da sadece yapmak istediğim şeyi söylediğim içim "yazar olacakmış..." şeklinde küçümsenmek, ve insanların bunu yapmasına göz yummak zorunda olmak...

Ben anneme nasıl güvenebilirim?

Bütün bunları yeniden düşünüyorum, çünkü 1 saat önce en yakın arkadaşım evimizden çıktı gitti. Haksızdı, bana güvenmeyerek... Ve bunu ikinci kez yapıyordu. Ama yapıyordu... Samimiyetime mesafe koymaya zorluyor beni.

Merak ettiğim şey, güvensizliğe neden olan nedir? (Güvensizliği kanıtlayan davranışlardan başka...)

Cevap: Fazla dürüst olmak.

Fazla dürüst olmak, insanların güvenini yok eder. Nedeni de basit: Sizin tüm günahlarınızı bilen, onlarca günah çıkarma seansınıza şahit olmuş bir rahip, size gerçek hayatta güvenir mi?

Hayır... Dürüst olmak demek, bütün yanlarınızı ortaya dökmek demek değil. Arkadaşlarınız, dostlarınız... Hepsi de, sizin aşırı dürüstlüğünüzü alıp kendilerini sizden korumak için acınası, zavallı bahaneler üretmek ve kendilerini iyi hissetmek için kullanacaktır.

"Bu çocuk bana geçen sene bir arkadaşına yaptığı eşek şakasını anlatmamış mıydı? Hadi aynı şakayı bana da yaparsa? Ona nasıl güvenebilirim?"

Tezatı fark ediyor musunuz? Önce size güvenebilmek için sizden her şeyi anlatmanızı isterler, sonra da "eğer sen böyle bir insansan, bunları yaptıysan sana güvenemem" derler. Bir de üstüne ona karşı dürüst olduğunuz için size teşekkür ederler.

Bu nasıl bir dengesizlik lan?

İşte en yakın arkadaşımla aramda olan şey de bu.

Ama taktik belli: Dürüstlüğün de bir sınırı var. Benim dürüstlüğüm size bir hediyeydi, bir daha bok alırsınız onu benden. Sınıra karşı sınır... Bu kadar.

Çünkü fazla dürüstlük, çevrenizdeki herkesi bir Ölü Rahip yapar... Kaldıramazlar, ölürler ilişkinizin ince çizgisinde, ve sizi de öldürürler. Yapmayın. 

Dürüstlük, ve günah çıkarma arasındaki ayırıma varın. 

Birisine dürüst olmak, ve birisine günahlarınızı anlatmak... Aradaki farkı ayırt edebiliyor muyuz?