kod

Eşcinselliğinin mekanızmasını, seni ve cinselliğini benzersiz yapan şeyleri, kod'unu keşfet.

yol

Olduğu ve olmak istediği insanı şekillendiren erkekleri keşfettiği yol'da KTOG'a katıl.

rehber

Eşcinsellik, seks ve envai çeşit konuda seni yükseltecek temel ve lüks rehberler.

biz

Mevcut yeryüzünde eşcinsel olmakla ilgili sakıncalı serzenişler.

aktifizm

Yataktaki pozisyonun ne olursa olsun, aktivizmin makbul olanı aktif olanı.

HIV deyince neden akla eşcinseller geliyor?

Peki HIV diyince neden hepimizin aklına eşcinseller geliyor? 

HIV Tarihi: Nasıl başladı?


HIV kökenini Afrika'daki, Sub-Saharan (Sahra Çölü) çevresindeki insan olmayan primatlardan (goril, şempanze vs...) alan bir virüstür. HIV'in bu hayvanlardan insanlara transferi 19.yy'ın sonları ve 20.yy'ın başları civarında olmuştur.

Primat nedir?
İri beyinli yüksek memelilerdir. Yani bu dünyadaki en zeki canlılar. İnsanlar primatlara dahil edilir.

Goril, şempanze, maymun vs. primat çeşitleridir. İnsan olmayan primat dediğimizde aklımıza goril, şempanze, maymun vs. gelmelidir.

HIV, tek bir virüs değildir. Çeşitleri vardır.

HIV'in 2 çeşidi insanları etkiler. HIV-1 ve HIV-2.

HIV-1, daha kuvvetli ve saldırgan bir formdur, çok daha kolay bir şekilde transfer olur ve dünyadaki HIV enfeksiyonlarının büyük çoğunluğunun da kaynağıdır.

HIV-1'in evrensel olan türü, Orta Afrika'da bulunan bir şempanze türünden keşfedilen bir virüsle oldukça yakın ilişki göstermektedir. HIV-2 daha zor transfer edilir ve çoğunlukla Batı Afrika'da, ilkel maymunlarda (mangabey) görülen, yakın ilişkide olduğu bir virüs ile kısıtlanmıştır durumdadır.

Birçok araştırmacı HIV (İnsan Bağışıklık Yetmezlik Virüsü)'in, SIV (Maymun Bağışıklık Yetmezlik Virüsü)'den bir mutasyonla türediği ve SIV ya da HIV'in bir noktada insan olmayan primatlardan insanlara geçtiği konusunda hemfikirdir.

Geçmişteki insanlardan alınan ve saklanan örneklerdeki HIV-1'in DNA dizelerine bakılarak, ortalama mutasyon süresi tespit edilmiş ve HIV-1'in 1800'lerin sonu, 1900'lerin başında insan olmayan primatlardan insanlara geçtiği hesaplanmıştır, ki bu zaman aralığı ekvotoral Afrika'daki hızlı bir kentleşme ve kolonileşme sürecine denk gelmektedir. Araştırmacılar tarafından hesaplanan ortalama tarihler benzer aralıklarda olsa da, virüsün kesin olarak hayvanlardan insanlara hangi tarihte geçtiği bilinmemektedir.

HIV-1'in bugün dünyada pandemik olarak görülen (en yaygın) grubu M'dir. (Main kelimesinden gelir. "Ana tür" anlamındadır.) Grup M ve nadir bulunan Grup N, kesin olarak Cameroon'dan yaşayan şempanzelerdeki SIVcpz'den türemiştir.

Bir başka nadir grup olan Grup P ise Cameroon'daki SIVgor zincirlerinden türemiştir.

Son olarak, virüsün atası HIV-1 Grup O, Sangha Nehri'ne yakın Cameroon yağmır ormanlarından kollekte edilen SIVcpz'ye oldukça yakındır. Bu nedenle bu bölge, virüsün primatlardan insanlara ilk transfer olduğu bölge olarak kabul edilse de, sonraki araştırmalar ilk transferin olduğu yerin Kongo Cumhuriyeti'nin başkenti Kinshasa şehri olabileceğini de göstermektedir.


Birkaç vahşi siyah mangabey maymunundan kollekte edilen SIV zincirleri ile HIV-2 karşılaştırılması yapıldıktan sonra, HIV-2'nin insanlarda kayda değer şekilde yayılan A ve B gruplarının SIVmm'ye oldukça benzer olduğu gözlenmiştir.


HIV-2'nin daha az yaygın olan formları da mevcuttur.

Peki HIV, İnsan Olmayan Primatlardan İnsanlara Nasıl Geçti?

Türler arası yaşanan bu geçişi açıklamak için en mantıklı teori, Doğal Transfer Teorisi'dir. (Diğer adları, "Avcılık Teorisi, Bushmeat Teorisi"). Büyük ihtimalle avcılık yapan bir insan bir ape ya da maymun tarafından ısırıldığında bu virüsü kaptığı düşünülmektedir. Hayvanın kanı ya da diğer vücut sıvılarına maruz kalınması SIV enfeksiyonu ile sonuçlanmış, ve zaman içerisinde SIV'den mutasyon yoluyla HIV türemiştir. SIV'in nasıl HIV'e dönüştüğü henüz tam olarak açıklanamasa da, virüslerin de doğal seçilim yoluyla geliştikleri bilinmektedir, ki böylece insanların T hücrelerini infekte edip burada üreyebilir duruma gelmiş olmaları muhtemeldir.


Araştırmalara göre SIV, on binlerce yıllık bir geçmişe sahiptir. Bu nedenle, HIV salgınlarının neden sadece 20.yy'da patlak verildiği henüz çözülememiş bir problemdir. Virüsün tarihinin oldukça eski olduğu düşünülürse, salgın yapan HIV gruplarının tamamının aynı anda ve 20.yy'da insanlar arasında patlak vermesi de düşündürücüdür.

Bu noktaya kadar, HIV'in kökeninin araştırmacılar tarafından, maymun/şempanze gibi primatlarda bulunan SIV olduğunun kabul edildiğini anlamamız gerekli.


Daha detaylı bilgiye geçmeden önce, virüsün yayılmasını ve sınıflandırma macerasını inceleyelim.

HIV'in Keşfi 
1959: David Carr

David, bir dönem donanmaya hizmet etmiş, çırak bir yayımcıydı. (İngiltere). 1959'da, bağışıklık sisteminin çökmesine bağlı olarak zatürreden hayatını kaybetti. Doktorlar ölümünün nedenini o kadar merak etti ki, David'in 50 adet örneğini inceleme için laboratuarda sakladılar. 1990'da, bu dokuların HIV pozitif olduğu tespit edildi. (Daha sonraları bu dokular üzerinde yapılan testlerle ilgili bir karmaşa ortaya çıktı, ve bu hastanın HIV taşıdığı kesinleşemedi. Olayı daha detaylı olarak araştırabilirsiniz.)

1959: Kongolu Adam
Belgelenen en erken HIV-1 enfeksiyonlarından biri, 1959'da Belçika Kongosu'ndan bir adamdan alınan kan örneğinde tespit edildi. Ancak bu adamın AIDS geliştirip geliştirmediği ve ölümünün AIDS yüzünden olup olmadığı bilinmemektedir.

1960: Kongolu Kadın
1960'da Belçika Kongosu'ndan bir kadından alınan biyopsi örneğinde HIV-1 enfeksiyonu tespit edilmiştir.

1969: Robert Rayford
1969'da 15 yaşında bir Afrikan-Amerikan genci Sarkoma (bağ dokusu kanseri) nedeniyle hayatını kaybetti. 1987'de kan örneğinde HIV-1'e benzeyen bir virüs tespit edildi. Hasta doktorlarla seksüel geçmişini paylaşmamış olsa da, doktorlar o dönemde Robert'in fahişelik yaptığından şüphelenmişlerdi.

1969: Arvid Noe
1976'da Norveçli bir denizci, karısı ve 9 yaşındaki kızı AIDS'ten hayatlarını kaybettiler. Denizci, ilk semptomlarını 1969'da göstermeye başlamıştı, ki bundan sekiz sene önce Batı Afrika kolonilerine taşımacılık yaparak onlarla zaman geçirmişti. Afrika'ya ilk seyahati sırasında geçirdiği bir Gonorrhea enfeksiyonu, bu adamın o zamanlarda seksüel açıdan aktif olduğunu göstermektedir. 1988'de adam ve karısından alınan örnekler test edildiğinde, HIV-1 içerdikleri bulundu.

Virüsün Batı Yarım Küre'ye Yayılması:


HIV1'in Amerika'ya 1960-70'ler sırasında Haiti'den, Haiti'ye ise Orta Afrika'dan geldiği düşünülmektedir. Şu andaki oy birliğine göre, HIV'in Haiti'ye zamanında Kongo Cumhuriyeti'nde bulunmuş insan/insanlardan geldiği düşünülmektedir.

Kanadalı Hostes Teorisi: Gaetan Dugas ismindeki bir Kanadalı uçuş görevlisi Dr. Darrow'un erken çalışmalarında "Hasta 0" ismiyle anılıyordu. Bu etiket yüzünden birçok insan AIDS'i Amerika'ya getiren kişinin Dugas olduğuna inanmıştı, ki bunda Dugas hakkında yazılan bir kitap ve bu kitaptan uyarlanan filmin de büyük katkısı vardı. Halbuki bu doğru değildir. Dugas'a Hasta 0 olarak hitap edilmesinin nedeni, 1983'te HIV ile enfekte olmuş 248 kişiden 40'nın ya Dugas ile ya da Dugas'ın ilişkide bulunduğu bir başka kişi ile ilişkiye girdiklerini söylemelerinden dolayıdır.

1981 SALGINI: AIDS salgını resmi olarak 5 Haziran 1981'de, Amerika Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi'nin bir yayınında, Pneumocystis pneumonia'nın (PCP) alışılmadık kümelerinin Los Angeles'ta beş homoseksüel erkekte rapor edilmesiyle başladı. Sonraki 18 ayda, rapor edilen (daha sağlıklı erkeklerde de) PCP vakaları ile karşılaşıldı. PCP ile birlikte immün sistemin zayıflamasından yararlanan diğer hastalıklar da rapor ediliyordu.

1982 Haziran'da, Güney Kaliforniya'daki gay erkeklerin oluşturduğu vakalardan gelen raporlar, seksüel olarak transfer edilen bir bulaşıcı ajanın bunun nedeni olabileceğini önermiştir. Bu hastalığa da GRID, yani "Gay-Related Immune Deficiency" olarak isim verilmiştir. (GRID = Gaylerden Kaynaklanan Bağışıklık Yetmezlik Sendromu).

Sağlık otoriteleri kısa bir süre sonra bu sendromla tanımlanan insanların yaklaşık yarısının homoseksüel erkekler olmadığını fark etti. Oppurtunistik enfeksiyonların hemofililer, heteroseksüel damardan uyuşturucu bağımlıları, Haitili göçmenlerde de görüldüğünün fark edilmesi bazı araştırmacıların buna "4H" hastalığı demesine yol açtı.

1982'de hastalığın adı AIDS olarak değiştirildi.

Görüldüğü üzere, bu hastaların tamamı bağışıklık sistemlerinin çökmeleri nedeniyle hayatlarını kaybetmekteydi. Bu nedenle hastalığa "Bağışıklık Yetmezlik Sendromu" denilmektedir.


1980'lere kadar bu hastalığa neden olan virüse HIV denmemiştir. Araştırmacılar AIDS'e neden olduklarına inandıkları virüsleri izole etmilşlerdir.

1983, 1984, 1985'te yapılan çalışmalardan bazılarında AIDS'in nedeni olabilecek bir virüs bulunduğu şeklinde çalışmalar rapor edildi. Bu süreç içerisinde virüs tespit edildi, LAV ve HTLV-III olarak adlandırıldı  ve 1986'da ismi "HIV" olarak belirlenerek, diğer isimlerin tamamı iptal edildi.


Dr. Montaigner 1983'te AIDS'in kaynağı olabilecek bir retrovirüs rapor etti (Fransa Pastör Enstitüsü), Gallo ise 1984'te bu virüsü onayladı fakat ismini değiştirdi. Montaigner ve bir meslektaşı 2008 Nobel Ödülü'nü paylaşırken Gallo dışarıda kaldı. Montaigner'ın mı Gallo'nun mu ödülü daha çok hak ettiği uzun süre bir tartışma konusu olmuştur. 1985'te bu iki bilim adamının buldukları virüsün aynı kaynağa ait olduğu onaylanmıştır.

Yukarıda, "Peki AIDS diyince neden hepimizin aklına eşcinseller geliyor?" şeklinde bir soru sormuştum. Aşağıdaki paragrafı tekrar okumalısın.

1982 Haziran'da, Güney Kaliforniya'daki gay erkeklerin oluşturduğu vakalardan gelen raporlar, seksüel olarak transfer edilen bir bulaşıcı ajanın bunun nedeni olabileceğini önermiştir. Bu hastalığa da GRID, yani "Gay-Related Immune Deficiency" olarak isim verilmiştir. (GRID = Gaylerden Kaynaklanan Bağışıklık Yetmezlik Sendromu).


Sağlık otoriteleri kısa bir süre sonra bu sendromla tanımlanan insanların yaklaşık yarısının homoseksüel erkekler olmadığını fark etti.

Sağlık otoriteleri bu hastalığın eşcinsellere ait olmadığını fark etti... Ancak iş işten geçmişti. Bu hastalığa bir kez GRID adı verilmiş ve gayler üzerinden pis bir oyun yürütülmüştü, belki de bir hataydı... Yine de benim kişisel fikrim, hastalığın yayılmasıyla paniğe düşen toplum bu hastalığın kaynağının bulunması yönünde hükümete baskı yapınca, hükümetin de onlara işin içinden sıyrılmak için bir günah keçisi olarak gayleri vermeleridir. Bu yazı boyunca sizi hastalıkla ilgili bilgilendirmek istememden dolayı, kişisel fikirlerimi köşe yazılarıma saklamak istesem de, özellikle bu kısımda bu yorumu yapmadan geçemeyeceğim. Çünkü sağlık otoritelerin yaptığı hata (ya da yürüttükleri oyun) yüzünden bugün gayler olarak dünyaya AIDS'i getirdiğimize inanan ve bunun için cehenneme gideceğimizi düşünen yüz milyonlarca insanın arasında yaşıyoruz. Amerika'yı gay dostu ilan etmeden önce, bu hatanın sorumlusunun da Amerika olduğunu hatırlatmak da fayda görüyorum. Bu noktadan sonra herkes istediğini düşünebilir elbette.

Aşağıdaki kaynaklardan faydalanılmıştır:
http://www.cdc.gov/hiv/resources/qa/transmission.htm 

http://en.wikipedia.org/w/index.php?title=History_of_HIV/AIDS&printable=yes 
http://tr.wikipedia.org/wiki/HIV