kod

Eşcinselliğinin mekanızmasını, seni ve cinselliğini benzersiz yapan şeyleri, kod'unu keşfet.

yol

Olduğu ve olmak istediği insanı şekillendiren erkekleri keşfettiği yol'da KTOG'a katıl.

rehber

Eşcinsellik, seks ve envai çeşit konuda seni yükseltecek temel ve lüks rehberler.

biz

Mevcut yeryüzünde eşcinsel olmakla ilgili sakıncalı serzenişler.

aktifizm

Yataktaki pozisyonun ne olursa olsun, aktivizmin makbul olanı aktif olanı.

Siminya: Kız Kısmı İnceleme

Yasak tabii. Anlamak istemeyene, kafası basmayana, Türk dizileri karşısında ömür harcayana yasak bu kitaplar. Siminya'nın blogunu seviyoruz, kendisini tanımasak da blogu onu anlattığına göre onu da seviyoruz. Bir süre önce kitabı da çıktı, bayağı zaman oldu hatta. Ben de gittim aldım. Sevdiği bloggerın kitabını alanlar kervanındayım ben de. Peki okuyalım mı kitabı? İnkılap Kitabevi'nin teklifiyle kitabı yayınlandıktan sonra hayatının hiç de değişmediğini söyleyen Siminya, bizim hayatımızı değiştirebilir mi? Bana sorarsanız okuyun anam, elinize ne geçerse okuyun. Beş kuruşunuz varsa saklayın, otobüse binemezsiniz o beş kuruş olmadan. Ateş gibi olun, akranlarınıza yetişin. Elalemin gavurları neler yapıyor bak? Reklamlar bitti. Şimdi inceleme:



Güzel kitaptı Allah için. Ama şöyle bir sorun var bu kitapta: Eğer bu kitaptan alıntı yaparsam, bütün kitabın içine sıçmış olurum. Alıntılanabilite yoğunluğu diye bir şey var benim için: Kaç sayfada bir okuduğunuz yerin altını çizesiniz geliyor? Bu kitap için, 5-10 sayfada bir diyebilirim. Bu yüzden o güzel yerleri burada paylaşıp okuma zevkinizi mahvetmek istemiyorum. Benim kitap incelemeden anladığım şey şudur: Yazdığınız eleştiri, bu kitabı okuyalım mı okumayalım mı, okuyacaksak neden okuyalım? sorusuna cevap vermelidir. Bazı kitap bloggerlarının yaptığı gibi D&R'dan tanıtım yazılarını alıp kopyalayıp yapıştırıp, sonra da kitabın konusunu en ince ayrıntısına kadar anlatmak, her şeyi spoiler etmek etmek değil benim anladığım bu işte. Ha bi de şu vardır; o rezil yazının sonuna satın alma linki koyulur, böylece okuyucuya hizmet ettiklerini sanırlar. Google'a yazamıyoruz biz o kitabın adını de mi?

Evet uzun süredir gıcık kaptığım kitap bloggerlarına lafı soktuktan sonra şimdi incelemeye geçebiliriz. Siminya'nın blogu kendi hayatından aldığı referans olaylar, ve bu olayları yorumlayarak dünyaya ve insanlara bakış açısını sunması çizgisinde gidiyor. Kitabın da bundan pek bir farkı yok, ki bu iyi bir şey. Zira bugün bloggerların kitaplarını okumak demek; erkeklerle yaşadıkları kezbanlıkları okumaktan ibaret demek. Pucca'ymış Pink Freud'muş siktir edin gitsin, diz üstü edebiyat dediğiniz Siminya gibi yapılır.
Yayınevi ve Siminya
Kitap birkaç sayfalık yazılardan oluşuyor. Her yazıda Siminya'nın hayatına dair bir şeyler öğrenirken, altını çizmek istediğiniz yorumlarla da karşılaşıyorsunuz. Onun hayatı "bitter-sweet" ve "comedramatic" arasında sıkışmış. İşin özünde, tamamıyla acı aslında. Ama yoğun acıyla karşılaşan birçok insanın yapacağı gibi, yer yer kendi hayatına bir komedya gözüyle bakmayı öğrenmek zorunda kalmış. Başka türlü nasıl mücadele edebiliriz ki?

Siminya'nın dili orijinal, küfürleri asıllı, kendisi Ankara Mamak'tan, bir gecekondu mahallesinden. Öyle elinizi kolunuzu sallayarak girebileceğiniz yerlerden değil yani. Memeleri çıktığı için babası onu okuldan alıyor, küçük yaşta öz kuzeninin tacizine uğruyor. Hamamlardan nefret ediyor, nedenlerini detaylı bir şekilde açıklamaktan hiç çekinmiyor. Ha bir de, yazının başında da dediğimiz gibi, kitabı yayınladıktan sonra hayatı pek de değişmiyor.

Uzun soluklu, ve köklü bloggerlardan kendisi. Kimliğimi "siksen" açık etmem ilkesine sıkı sıkıya bağlı. Öyle ki, yayınevi kara kara düşünüyor, "acaba Siminya'nın parasını nasıl ödeyeceğiz" diye. Siminya onlara banka hesabını da vermiyor. Tek iletişimleri e-mail ve telefon.
Bu kitabı okumalısınız. Blogu da okuyun hatta. Ama, bu kitabı okumalısınız. Siminya'yı internetten araştırmayın, mümkünse kendiniz keşfedin. Okuyun, okutun. Pişman olmayacaksınız. Yer yer gülecek, yer yer sıçacak, yer yer ağlayacaksınız. Diz üstü edebiyat dediğin bu değil midir zaten?