kod

Eşcinselliğinin mekanızmasını, seni ve cinselliğini benzersiz yapan şeyleri, kod'unu keşfet.

yol

Olduğu ve olmak istediği insanı şekillendiren erkekleri keşfettiği yol'da KTOG'a katıl.

rehber

Eşcinsellik, seks ve envai çeşit konuda seni yükseltecek temel ve lüks rehberler.

biz

Mevcut yeryüzünde eşcinsel olmakla ilgili sakıncalı serzenişler.

aktifizm

Yataktaki pozisyonun ne olursa olsun, aktivizmin makbul olanı aktif olanı.

Lana Del Rey'in Arkasındaki İsim: Emile Haynie

Sadece Lana Del Rey değil, bugün arkadaki dev prodüksiyonlu ses atmosferini hissedecek ve bundan keyif alacak kadar kulağı olanlar için söylemek gerekirse, The Neighbourhood gibi birçok grubun arkasında bu adamın ismi var. Ucundan kıyısından bulaşacak illa ki, siz de duyacaksınız tabii ki. Emile Haynie, o filmlerde görüp de çok özendiğimiz, Manhattan'daki loftlarına sanat yapmak için kapanan ve isimleri ikinci planda olsa da başarının kökü konumundaki adamlardan. Bazen üzülüyorum onlar için, daha fazla ün vs. hak ettiklerini düşünüyorum sizin gibi. Ya da insanlar biraz daha az "superficial" olsalardı da, gördükleri şeyin arkasındakini de merak etselerdi. Bugün Lana Del Rey dinleyip de bu adamı merak etmemek, sahip olduğu tabloya hayranlıkla bakıp "Picasso ney la?" diye düşünmek gibi... 

Lana Del Rey'i Portishead'den hırsızlıkla suçlayanlar ve gaylerin yeni ikonu olduğunu düşünenler için gelsin:

Yazıyı okurken dinlemek için iyidir:





Amerikan bayrağı olmazsa olmaz: Parmaklarıyla kurt yaparak sahneye çıkan bir Selda Bağcan akla gelmesin aman, bu gördüğünüz apayrı bir şey. Amerikalı dediğin vintage'e saygı duyar, onu benimser, low-fi sevişir ve özgür sanatı omuzlarında taşır algısının bir parçası. Hafiften hipster'lık var, tadında dekolteler...

Ha bir de, Bridget Bardot dudaklar... Yalnız belirteyim hemen, o Bardot'a benzemeye çalışan surat Bardot'da olduğu kadar iyi durmuyor yüzünde, işin ilginç yanı, asla da durmayacak.

Dudaklar Bardot'dan, sayın Del Rey. Görüyoruz yani, mal değiliz biz de. Vinatge'e olan merakını anladık da beden estetiğinde de aynı kaygıyı yaşadığına şaşırdık doğrusu...

Bu kadar orijinal birinin tek başına orijinalliği yakalamış olmasını düşünmek zaten yanlış olurdu. Dikkatli bakanlar ve 90'ları tadıyla yaşamış insanlar için Lana'nın varlığı bile bir eziyet. Portishead tarzı şarkılar falan... De mi? Şşşt! Hippi kılıklı! N'oluyo lan? Evet sana diyorum sayın 80 doğumlu! En iyi işlerin başka işlerden esinlenilerek yapıldığını en iyi siz bilmelisiniz. Sanatçı dediğin hırsızdır zaten, daha neyin orijinalliği derdindesin? Orijinal olmak mümkün değil artık, her bi bok denendi, yapıldı vs. Ama özgün olmaksa mesele, Lana ve Portishead'in şarkıları arasında o kadar da kopyalama yok, lütfen abartmayın. Low-fi tarzı bir kopya olabilir evet, ama tarzın telif hakkı Portishead'de mi? Portis'den öncesi yok mu bunun? Onu da araştır, ona da hesap sor, bu kadar basit. En iyi işlerin kopya olmasına meselesine gelince, bkz:

Slumdog Millionare filminin neredeyse tamı tamına City of God filminden kopya olduğunu biliyor muydun?

Paranormal Activity'nın çıkış noktasının neredeyse tamı tamına The Blair Witch Project filminden kopya olduğunu biliyor muydun?

Şimdi bu kopyalar orijinallerinden daha çok seviliyor. Hak mı bu, reva mı? Değil tabii. Ben de en az siz kul hakkı gözeten hippiler kadar üzülüyorum. Ama yapcak bi şey yok. Bi "summertime saddness" kadar Portis dinleyemiyorum yani...

Yine de:

0 FUCK:90'dan daha da önceki nesillerin Lana'yı siklerine takma miktarı. Pek değişecek gibi de görünmüyor. Ben de 90'lıyım, ve bizden sonra gelen neslin Selena Gomez stayla parlamalara olan ilgisini henüz çözebilmiş değilim. Ama Lana Del Rey biraz krediyi hak etmiyor mu sizce de, sayın 80'liler?

Hikayeye geri dönelim:

Yetenekli bir kız çocuğu, adı Lizzy Grant, zamanı geldiğini düşününce babasından aldığı parayla bir albüm yapar, yayınlar, tık yok. Şirket olaya el atar, Lana Del Rey yeni indie pop kraliçesi imajı yapar, tıklar patlar. Standart bir "intervention" gibi gelse de kulağa, ne olmuş yani? İmaj değiştirmek suç mu? Onu geçtim, kadın aynı tatta şarkılar yaptığı halde gerçek adı Lizzy Grant'ken ve Del Rey (kral) olmadığı dönemlerde onu dinlemeyip, iki vintage tadında low-fi klip çekip Amerikan bayrağını bir seks sembolüne dönüştürünce gidip de albümlerini satın alan siz değil misiniz? Lana Del Rey'i yüzeysel olmakla suçlayanınız kim durum buyken? Günahsız olanınız, öne çık tatlım, ve plz... İlk taşı atınız.

Lana Del Rey, zamanında Lizzy Grant haliyle...
Doğal olarak, yüzeysel olan insanlardır: Lana Del Rey değil. Neyse işte hikaye bu; kayıt şirketi Lana'nın imajına milyonlar döker ve sonunda yeni indie pop kraliçesi yaratılır. Albüm de patlar...

Ama içime bi şüphe düştü. Tamam insanlar yüzeysel olabilir de, o kadar da aptal değiliz. Yani sadece görüntü değişti diye içeriğin üzerine atlayacak halimiz yok. Coca Cola en basitinden insanların yüzeyselliği ne çok sevdiğinin bir örneği, ama sonuçta amblemin altında bok suyu olsa içecek değiliz; beklediğimiz şey "kola". O yüzden, içeriğe biraz dikkat ettim ve Emile Haynie ile tanıştım.

Müzik atmosferi üstadı, Emile Haynie...

Lana'nın şarkılarını sevmemizdeki bir etken de şarkıların arkasında o beynimizi uçuran atmosferin kendisi... Büyük ve klasik filmlerden alınmış gibi duran devasa müzikal esinti... İşte o esintiyi kulağınıza üfleyen isim Emile Haynie'nin kendisi. İsimlerin arkasındaki başarıyı övmenizi ya da onlara sempati duymanızı beklemek Coca Cola'nın yaratıcısına iki Fatiha okuyun demek ve gerçekten bunu yapmanızı beklemek gibi, ama işte, tadımlık ve öğretici bir yazı: Emile Haynie.Aslen hip-hop parçaları için sample'lar ürettiğinden bu işin üstadı aslında. Hip hop dediğin insan beynini kendine bağlayan arkadaki seslerin hükümdarlığı demektir. Yani arka planın... Adamın işi bu. Nereli olduğunu, yaşını falan sallıyorum; siz bulun, ama benden size bu dev beyinli adamın nasıl çalıştığına dair bir video gelsin. Çalıştığı isimlere de şöyle bir göz atın, ve gerçekten dua edin: 85-92 nesli, söz konusu ipodlarının içeriği olduğunda, bu adama gerçekten çok şey borçlu.

referansRaekwon, The Roots, Kid Cudi, Michael Jackson, Eminem, Kanye West, Lil Wayne, Lan Del Rey, Pink, Bruno Mars, Drake ve çok daha fazlası. The Roots bile tek başına yeter zaten...

Yazıyı kapatmadan önce de şu gay ikonluğu meselesine de değinelim: Gaylerin ikonu olmak o kadar kolay değil. Bazı grup ve bir takım jenerasyonlara ait gayler var ki, hafiften maskülen bir yanı olan tüm kadınları kendilerine ikon olarak seçme gibi bir huyları var. Ne o gaylerle, ne de seçtikleri isimlerle ilgileniyoruz. Madonna henüz ölmedi, ama yine de uyarayım: Lana Del Rey tartışmasız ikinci sırada, ve sessizce beklemede.