kod

Eşcinselliğinin mekanızmasını, seni ve cinselliğini benzersiz yapan şeyleri, kod'unu keşfet.

yol

Olduğu ve olmak istediği insanı şekillendiren erkekleri keşfettiği yol'da KTOG'a katıl.

rehber

Eşcinsellik, seks ve envai çeşit konuda seni yükseltecek temel ve lüks rehberler.

biz

Mevcut yeryüzünde eşcinsel olmakla ilgili sakıncalı serzenişler.

aktifizm

Yataktaki pozisyonun ne olursa olsun, aktivizmin makbul olanı aktif olanı.

Osuruğun Hayatımdaki Yeri


Osuruk. Bu kelime benim için diğer insanlara ettiğinden daha fazla şey ifade ediyor. Nereden baksanız hayatımın bir bölümünü falan tanımlayabilirim onunla. Ona kısaca O demeyi tercih ediyorum bazı anlarda. O ile sarılıp uyuyoruz bazen. Uykunun kollarında çok çarpıcı ilişkiler yaşıyoruz. Öyle ki zamanında "The Story of O" diye bir kitap bile yazmıştım ama gelin görün ki adamın biri çalıp benim O karakterimden bir kadın yarattı. Kocası onu birileriyle seks yapmaya falan zorluyor, bilirsiniz belki. Derken, konunun ciddiyetiyle ilgili söyleyebileceklerim şunlar: Osurmayın. Kendinizi tutun. Zira benim başıma gelenler şu şekilde:

1Orta 2'nin sonunda Kur'an kursuna gidiyorum. Kurs bitimine yakın öğrenciler ve ailelerine bir yemek veriliyor. Bu event'te dualar okunuyor, Kur'an'ı hatmedenler şovlarını sergiliyor vs. Babam tam "Elalemin çocukları hatmetmiş mk'nın oğlu sen niye sübhaneke'de kaldın?" diye ağzıma sıçmadan önce namaz kılınacağı duyuruluyor. Yemeğin tam üstüne. Hemen çıkıyorum. Yanımda kurstaki favori hocam (3 ay boyunca platonik olarak aşıktım), birlikte namazı bitiriyoruz. Arkamızda da özürlü bir çocuk ve arkadaşı. Büyük ihtimalle kısmi Down sendromluydu. Hocam namazın farzı bitince millete tesbih çektirmek için yanımdan kalkıp ön saflara gidiyor. Sünneti kılmaya kaldıran aklıma sıçıyım, bekliyorum, onu da kılıyorum. Aklım sıra Hoca'yı etkiliycem cazibemle...Tam kalkarken daha fazla dayanamıyorum.



Yanımdaki adam başını çevirirken arkamdaki Down sendromlu çocuk 500 kişilik Müslüm cemaati adına söz alıyor:

"Lan, şu oğlan osdurdu duydun nu? Abo!"

Hocamın numarasını telefondan silip kurstan ayrılıyorum.

2Kuzenimle birlikte sıkılıyoruz. Zaten bir araya gelince yapcak hiçbi şey bulunamaz, bu böyledir. Sonra aklıma bir kameram olduğu gerçeği dank ediyor. Kamerayı alıyoruz ve bir süredir Youtube'da yarıla yarıla izlediğimiz "Fart Wake Up" videolarından yapmaya karar veriyoruz. Zaten bu iş de müzik dinlemek gibidir. Eğer hayran olma olayını abartırsanız bir süre sonra bir bakmışsınız kendi amatör grubunuzla stüdyo saatleriniz var. Fart Wake Up dediğimiz olay osurarak birini uyandırmak fantazisinden ileri geliyor. Buyurunuz bir örnek.



Birbirimizin kafalarına osurarak hazırladığımız video, geçmişimizin utanç serisinde, her göz göze gelişimizde bir numarayı alan bir film gibi, şeritlerini hayatımıza sarıyor...

3Osurduğu için disiplin komitesine çıkan ilk öğrenci olmama ramak kalmıştı. Lisedeyim, yanımda bütün ibneliklerimizi birlikte icra ettiğimiz sıra arkadaşım Yener. Sıkıntıdan birbirimizin götüne kulağımızı dayıyoruz ve osuruğumuzu duyup duyamadığımıza bakıyoruz. O denli sıkılmışız ki eğer duyarsak pijama partilerinde amlarını parmaklamayı yeni keşfetmiş genç kızlar gibi kikir kikir gülüyoruz. En arkanın bir önündeyiz. Bizim arkamızdaki iki çocuğun durumları pek de iç açıcı değil. Sonunda ölmelerine ramak kala içlerinden biri çıldırıyor. Gerçek anlamda çıldırıyor. Biz, "tamam lan dur bak bi daha yapmıcass" demeye kalmadan çocuk yerinden fırlamış ve hocayla konuşuyor. Coğrafya Hocası M. Manyaklıklarıyla olduğu kadar saflıklarıyla da ünlüdür. Sınıfta cin var korkuttuğumuz ve sınıfa üç gulfu okumadan giremeyen bir adam... Çocuk sınıfın ortasında "Hocam osuruyolar yha dayanamıyorum yeter artık yhaaa!" diye 10 sn'lik bi patlama yaşıyor. M. Hoca bizim yanımıza geliyor. Bir yandan da dersi anlatmaya devam ediyor. Adam bir anda geldiği gibi geri dönüyor. Sonraki satırlar:

"Sizi İstiklal Marşı okunurken çıkartıp tokatlarım! Benim astımım var! Bak kalbim sıkışıyor -bu sırada eliyle kalbini tutuyor-. Niye yaptınız? Nefes alamıyorum bak! Bak bak! Gördün mü!"

Adam bizi gelip tokatlamayacak, İstiklal Marşı gelene kadar bekleyecek. Fanteziye bak.

Eğer Yener'le birlikte altımıza sıçana kadar gülmeseydik belki inkar etme şansımız olabilirdi. Arka sıradaki çocuğun yaşadığı kriz kayda değer bir andı.



4Aynı hikayenin devamında, Yener'le daha da sıkıldığımız bir gün olayı abartıyoruz ve sesli osuruk yarışmasına giriyoruz. Daha çok sesi çıkaran kazanır. Yener'in iki kez üst üste kazanmasını sindiremiyorum ve gözlerimi kapatarak ıkınmaya başlıyorum. Ne de olsa hoca hayvan gibi bağırıyor, sınıftakiler öküz gibi uluyor. Gözümü açmadan bir sn. önce sınıftaki tüm sesler kesiliyor. Artık bütün sınıf bana bakıyor. İlkokul 1'den beri aynı okul/sınıflara düştüğümüz bir kız arkadaşım:

"Gerçek miydi? Yok şaka de mi bu?"



Diğer kızlara dönüyor ve 
bunun şaka olduğunu söylemelerini bekliyor. 
Hepsi başını eğmiş durumda.

O arkadaşımla son kez göz göze geldiğimiz anı asla unutmuyorum.

5İstanbul'a her geldiğimde en yakın arkadaşım Eren'i iş yerinde ziyaret ediyorum. İki patronu var. Biri şeker gibi, diğeri kazulet. İş yerlerinin en güzel yanı Beyoğlu'nda olması değil, yüksek terasından denizi görebilmeniz; ki bu gerçek sanırım o terasın gün içinde neden bu kadar ziyaret edildiğini açıklıyor. Martı sesleri arasında uyumaya çıkıyorum. Yaklaşık yarım saat önce Shake Shack'ten 40 liralık menü çekmişim kendime. Sindirimin ortasındayım yani. Durup durup osuruyorum. Kulağımda kulaklık. Ben Kırsal'da yaşadığım için İstanbul'da yaşayan insanalrdan intikamımı açık havada osurarak almaya kararlıyım. Diğer izbe iş yerlerinden yüksek olanlarının camlarında birbirlerini siken sevgililer, heterolar, gayler... Dönen olayların haddi hesabı yok. Bazıları bana camdan ayaklarını falan sallıyor. O derece sinirliyim ve "adamlar denize karşı sikişiyolar var mı böle bi dünya" deme modlarındayım... Ki o anda, tam da o sinirle öyle bir osurdum ki arkama dönüp binalardan duyan oldu mu ola diye bakmak zorunda kaldım. Olmamış. Duyan bi kişi vardı: Eren'in patronu. Kazulet olan. Merdivenin son basamağında. Sadece kafası görünüyor. Bakışıyoruz bir süre. Elindeki birayı yere koyuyor. Sonra da tamamen çıkıyor merdivenden. Ardından da genç misafiri...

"Selam..."
"Siktir."

Demem o ki; yapmayın. Osurmayın. Kur'an kursunun olduğu o caddeden halen geçemiyorum. Ne yürüyerek ne de altımda bir taşıtla. Götünüze sahip çıkın. Bi söylenen söz, bi atılan ok, bi de cemaate karşı çıkarılan osuruk geri alınmaz. Unutmayın.

Son olarak Metalci Osuruğu:


Burası KTOG.