kod

Eşcinselliğinin mekanızmasını, seni ve cinselliğini benzersiz yapan şeyleri, kod'unu keşfet.

yol

Olduğu ve olmak istediği insanı şekillendiren erkekleri keşfettiği yol'da KTOG'a katıl.

rehber

Eşcinsellik, seks ve envai çeşit konuda seni yükseltecek temel ve lüks rehberler.

biz

Mevcut yeryüzünde eşcinsel olmakla ilgili sakıncalı serzenişler.

aktifizm

Yataktaki pozisyonun ne olursa olsun, aktivizmin makbul olanı aktif olanı.

Gay/Eşcinsel Film: Stranger By The Lake (2013)

Lezlere yaptığım güzellikten sonra kendi türüm biricik gaylerime de bir güzellik yapmanın zamanı gelmişti. Biraz da mecbur kaldım aslında çünkü geçtiğimiz sezon Fransızlar gerçekten boş durmadı, durdurak bilmedi, festivalleri dağıtmayı kafalarına koymuşlar gibi Fransız sinemasının görkemini ve cesur duruşunu yeni Fransız akımlarıyla sentezleyip şov üstüne şov yaptılar. Mavi En Ilık Renktir'den sonra senenin olay eşcinsel filmi Alain Guiraudie'ın Strangers By The Lake'i burada.

Alain Guiraude'nin ilk adam akıllı filmi denebilir. Blue'nun yönetmeni gibi bu da film festivallerinin nasıl işlediğini çözüp hayatının fırsatını kendi yarattı anladığım kadarıyla. Bi de benim film yönetmenlerinin tipleriyle takıntım var biliyosunuz o yüzden incelemeye geçmeden önce tip onaylaması yapmam gerek.

Önce ilkini gördüm "Hmmm..." oldum. Sonra altındakini gördüm "Voh nası tatlıymış amoo..." oldum. Sonra en sağdakini gördüm şoklara girdim. Çünkü adam Cannes'a şu gömlekle katıldı dedim. Hayır yani gayler olarak 40 yılın başı piyasadaki tüm ödülleri toplayasımız tuttu, ve bizi temsilen adam şeker pembe gömlek giydi, şaka olmalı bu Tanrım dedim.


Ama aslında fena değilmiş ile devam eden süreç...


Sonuçta bu gördüğünüz adam Cannes'a resmen gay pornosu götürdü yani, ile sonlandı. Göbeğinde uyur, sweater'ında sweater weather olurum, dedim.

Evet, Stranger By The Lake için tıpkı Blue Is The Warmest Color'a sanatsal lez pornosu dememiz gibi, aslında sanatsal bir gay pornosu diyebiliriz. Gayler için bir hotspot, bir cruising; yani adam kesme, süzme ve public seks yapma noktası olan bir göl kenarından konusunu alan film, Franck'in pek de tekin bir tip olmayan, ama adeta bir Tanrı olan Michel'e aşık olmasını anlatıyor.


Film ilerledikçe Michel'in aslında göründüğünden fazlası olduğunu, ve tehlikeli bir sarmaşığın kollarında götü boka bakan Franck'in aşkı için ne kadar ileri gidebileceğini görüyoruz.

Konu bir yerde ekşına bağlansa da, aslında hiç de öyle değil. Çünkü gerilim yaratan bir konu o denli gerçek, ve o denli gaylerin gözünden işlenmiş ki OMG dedim. Görüntüsüyle, uzun sahneleriyle, açık seçik görüntüleri, ordan buraya atlayan şekilli şekilli çükleri gördükçe o em ci tanrım, ben de o gölde olmalıydım, neden benim bedenim Kırsal'da kuruyor oldum. Sonra lisede kardeş okuldaki orospudan daha çok seks yaptığımı hatırlayıp sustum.



Michel gerek tavırları gerekse vücudu gereği, o sikici karizmatik tipiyle bir Gay Tanrısı, Franck'sa onun yanında ortalama cesaret ve güçte bir gayin, bizlerin %90'ının yansıması.


Bütün olanlara rağmen, ki buna Alain Guiraude'ın Cannes'a o iğrenç pembe gömlekle gitmesi ve filmdeki gülünç bütçe kısıtlaması da dahil, Stranger By The Lake topladığı golden ödüllerle gay filmi nasıl yapılır, gayler nasıl yaşar, gayler nelerden hoşlanır, ve en önemlisi de; "Gayler nasıl seks yapar?" sorusunun cevabını uyduruk Holywood'daki herkesin müsait bir yerine... altına imzasını atarak soktu.


Blue nasıl lez seksin rehberini verdiyse, bu da gay görkemi böyle olur işte, SUCK IT! diye bağırdı milletin yüzüne. Diğerleri bizim tanışma ve sekse kolay giden yanımızı ne derece rezil görüyorsa, Stranger By The Lake o derece klasman atlattı. Ayrıca orospuluk mesleğini heteroların icat ettiğini hatırlatmak isterim gaylerin tanışma şekillerine laf atan  ve kolay bulanlara. En azından biz kendimizi satmıyoruz. Kadınlar gibi koca bulurken de maaşına bakmıyoruz, önce kendimize bakacak birey olmayı öğreniyoruz.


Stranger By The Lake'i buradan indirebilirsiniz.
Altyazıyı buradan indirebilirsiniz.