kod

Eşcinselliğinin mekanızmasını, seni ve cinselliğini benzersiz yapan şeyleri, kod'unu keşfet.

yol

Olduğu ve olmak istediği insanı şekillendiren erkekleri keşfettiği yol'da KTOG'a katıl.

rehber

Eşcinsellik, seks ve envai çeşit konuda seni yükseltecek temel ve lüks rehberler.

biz

Mevcut yeryüzünde eşcinsel olmakla ilgili sakıncalı serzenişler.

aktifizm

Yataktaki pozisyonun ne olursa olsun, aktivizmin makbul olanı aktif olanı.

Gayler ve Babaları: Eşcinsellikte Baba Eksikliği/Açlığı Gerçek mi?

Bu tür konulara değinirken sinirlenmemek elde değil. İnsanların kendileriyle alakalı olmayan meselelere kendilerince dahiyane yorumlar getirmeleri, ilkokul eğitimine bile zar zor sahip olanların eşcinsellikle ilgili her şeyi eşcinsellerden daha iyi bilir gibi tavırlarla ortaya atılıp fikirler üretmeleri gerçekten destansı. Buna karşı savaşmanın bir anlamı var mı bilmiyorum, savaşmayı değer mi hiçbir fikrim yok. Sonuçta bazı şeyleri "ignore" etmemiz, onlar bu gezegende yokmuş gibi yaşamamız gerek. Saçmalıkla savaşamazsınız, ancak onun seviyesine inersiniz; ama bu uğultulu karmaşa arasında bazı gaylerin konuyla ilgili yardıma ihtiyaçları olduğu gerçeği değişmiyor ve bu sorunun cevabını irdelerken daha önce keşfetmediğim yönleriyle karşılaştım cevapların: Babamızla aramız kötü olduğu için mi eşcinseliz?

Dayatma: Eşcinseller babalarıyla olan kötü ilişkilerinden dolayı eşcinseldir.
Soru: Babamızla aramız kötü olduğu için mi eşcinseliz?
Önerme: Eğer eşcinsellik babayla olan ilişkiden kaynaklanıyorsa, bütün eşcinsellerin babalarıyla arası kötüdür.
Kontrol 0: Babalarıyla mükemmel ilişkileri olan eşcinseller vardır.
Kontrol 1: Babalarıyla berbat ilişkisi olan heteroseksüeller vardır.
Kontrol 2: Babasız büyüyen heteroseksüeller vardır.
Sonuç: Eşcinselliğin babayla olan ilişkiden kaynaklandığı önermesi "YANLIŞ"tır.

Bu kadar. Bu sorunun çözümü gerçekten de bu kadar. Size bu klişe mahalle dayatmalarıyla gelen insanlara bunu söyleyebilir, ya da uğraşmaya değmeyeceğine karar getirip kendi içinizdeki çözümle kendinize yetebilirsiniz. Çevrenizdeki her eşcinselin babasıyla arasının kötü olması sizin sorununuzdur. Nasıl? Eşcinsel çevreniz kısıtlı demektir. İstanbul'a gidin, başka ülkelere gidin. Çeşitli eşcinsellerle tanışın. Babalarına küçük yaşta açılıp heteroseksüel erkek evlatlardan daha çok sevilerek büyütülen eşcinseller görün. Ve sadece kendi çevrenize bakarak çıkarımlar yapmayı bırakın. Çünkü dünya sandığınızdan daha büyük. 80 günde devr-i alem öyle olmaz, gerçekliği Polyanna'dan öteye çıkmaz.

Bu yazıyı dayatmayı çürütmek için yazmadım ama. Dayatmanın uydurma olduğu kulağa gelişinden, dayatmayı ortaya çıkaran insanların sınıflarından-statülerinden belli zaten. Bu yazıyı yazma nedenim, eşcinselliğin nedeni babayla ilişki olmasa bile, babamızla ilişkimizin hiç mi, gerçekten hiç mi katkısı yok? sorusunu irdelemekti.

Gerçekten hiç mi katkısı yok?

diye başlayan arayışım,

Peki ya yönlendirici etkisi de mi yok?

sorusuyla bölündü.

İlk sorunun cevabını bulmak için bazı fikirleri incelemek gerekli. Ama adı üstünde "fikirler". Bizler eşcinselliğin genetik olduğunu kesin olarak bilecek kadar kanıta sahibiz kendi hayatlarımızda. Örneğin ben, babamla ilişkimin bir karaktere bürünmesinden çok daha önce eşcinsel olduğumu biliyordum. Neredeyse 7 yaşımdayken farkına varmıştım erkeklere daha fazla ilgi duyduğumun, duyacağımın. Benim gibi birçok insan da var. Ama bazı düşünürlere göre babanın muhalif tutumu kişiyi "eşcinselliğe sürükleyici" olabilir. 

Sürükleyici ifadesine hemen kızmayın. Bu düşünürlerin söyledikleri eşcinsel olmayacakları halde eşcinselliğe itilmiş olabilecek kişilere dokunuyor sadece. Bizle bir alakası yok. Açıkçası hayatım boyunca karşılaştığım insanları düşününce, gerçekten de eşcinsellik kaderlerinde yazılı olmadığı açıkça görüldüğü halde kendilerini erkeklerle seks yaparken bulan adamlar var. Ama bunlar zaten eşcinsel değil bacılar, bunlar yedikleri travmalarla kafaları karışmış, kendilerini erkeklerle seks yapmaya mecbur hisseden, ve bunu yaparken de zevk aldıklarını sanan ama aslında tek hissettikleri acı olan, acıya bağımlı insanlar. Bu insanlara bir yorum yapamıyorum, çünkü bana çok uzaklar. Onları anlayabilirim belki ama yardım edemem. 

Sonuçta, evet, bazı insanlar babaları ya da ailedeki erkeklerin tutumlarından dolayı eşcinselliğe itilmiş olabilir. Ama eşcinsel olmuyorlar. Bunun altını çizelim. Çünkü bizim eşcinsellikten kastımız bir erkeği sevebilmek, onunla her şeyi yapmaktan zevk almak ve hayatını birlikte geçirmek istemek demek. Tanımlar değişebilir ucundan kıyısından, ama sonuçta bir erkekle olmaktan, ona yakınlık duymaktan hoşlanmak demek. Bu soru: Babamızla ilişkimiz eşcinselliğimize büyük katkı sağlamış, ya da eşcinselliğimizin şiddetini belirlemiş olabilir mi? idi. Hayır. Eşcinsellik sanrısına sürüklemiş olabilir, diyerek cevapladık. Bu da farklı bir şeydir dedik. Zaten sorunun kendisi saçma. Eşcinselliğin şiddeti olamaz. Şiddetten kasıt feminenlikse, feminenliğin eşcinsellikle uzaktan yakından alakası olmadığını uzun zaman önce söylemiştik zaten.

Bu da beni ikinci önermeye getirdi. Peki biz gerçek eşcinsellerin hayatında, babamızla ilişkimiz kötü ya da iyi olsun, babamızın hiç mi etkisi yok? Etkiden kastım yönlendirme. Yani babamızla ilişkimiz bizim eşcinselliğimizin rengini herhangi bir şekilde etkilemiş olabilir mi? Eşcinselliğin şiddeti saçma olabilir, ama bir de eşcinselliğin rengi vardır bana göre.

Nedir bu renkler?
Kimlerden hoşlanıyorsunuz?
Hoşlandığınız erkekler arasında bir benzerlik var mı?
Evliliğe nasıl bakıyorsunuz?
Kadınlar sizin için ne ifade ediyor?
Parade'lere katılmak istiyor musunuz? (Katılıyor musunuz değil, istiyor musunuz?)
İlişkideki rolünüz nedir? (AP olarak değil, dominant ya da resesif olarak, yani duygusal rol.)
İlişkide bir rolünüz var mı?
Bu rolü istiyor musunuz, yoksa kendiliğinden mi gelişiyor?
Kendiliğinden gelişiyorsa her seferinde aynı şeye mi çıkıyor?

Bu sorular çoğaltılabilir. Ama gördüğünüz gibi eşcinselliğin renkleri vardır, (bayrağımızdan belli), şiddeti değil.

İşte ben de tam bunu soruyorum: Babamızla olan ilişkimiz, eşcinselliğimizin rengini belirler mi, ya da bu renk belirlenirken bir rol oynar mı?

Bunu cevaplamak için ilk önce kendime bakmam gerektiğini biliyordum. Ben ve babamla ilişkim. Nasıldı? Kendimi bildim bileli babamdan nefret ettim, ve bunun için de hep kendimi suçlu hissettim. Çünkü babam iyi bir insandı, ama dar görüşlüydü. Ve ben bu insanlara katlanamıyorum, bu hep böyleydi. Adam bana resmen tapardı, yıllarca omzunda gezdirdi, ne zaman ben ona küssem benle barışmaya hep o geldi. Asla vazgeçmedi. Hatta bir kere rüyasında görmüş beni. Kalabalıktaymışız. Ben kaybolmuşum. Babam beni telefonla aradı rüyayı görünce: Seni rüyamda gördüm, dedi. Ve deli gibi ağlamaya başladı. "Baba neden ağlıyorsun?" dedim. "Kayboldun çünkü. Deli gibi seni aradım rüyamda ama bulamadım. Keşke elini daha sıkı tutsaydım, diye ağladım rüyamda. Hep ağladım." dedi.

Hayatımın dönüm noktalarından biriydi bu olay. Çünkü o gün fark ettim ki, benim elimi bırakan babam değildi. Ben babamdan kaçmıştım. Ben bırakmıştım onun elini. Ve eşcinselim. Yani gördüldüğü gibi baba kötü olmadığında da eşcinsel olunabiliyor. Aksine oğul kötü olunca baba ne yapsın onu araştırmaları lazım.

Evet babam bana göre hep az'dı. Yani adam zekiydi, finans sektöründe falan çalışmış herif sonuçta. İnanılmaz zorluklarla okumuş, çevresindekiler için idol, adam bi Tanrı. Ama benim için değil. Benim için hep az kaldı. Fikirleri, olaylara bakış açısının kısıtlılığı, ve bizim politik görüşlerimizin daha ben küçükken ayrılığa düşmeşi gibi nedenlerle ondan hep nefret ettim. Politika kadar basit değil bu olay, babamın insanlara bakış açısı, kendine bakışı vs. Bunların hepsini birleştirince doğan bir nefretti bu. Asla intikam ya da zarar verme gibi duyguları içinde barındırmayan bir nefretti bu. İstememezlikten gelen bir nefret. Somut değil. Göremezsin, duyamazsın, hissedemezsin, ama havada asılıdır; orada, gözünün önündedir. Bilirsin. Öyle bir nefret.

Bu nefret bana eşcinselliğimi veren şey değil, bunu biliyorum. Çünkü dediğim gibi bunlar olmadan çok daha önce eşcinselliğimi biliyordum zaten. Ama kendimle ilgili kafa karıştıran nokta şu: Ben babamla ilişkim ortaya çıkmadan çok daha önce, nasıl bir eşcinsel olacağımı da biliyordum. Feminen şeylerden nefret ederdim, hiç annemin elbiselerini giymedim, makyaj yapmak istemedim. Denemedim mi? Denedim. Sıkıntıdan. Ve nefret ettim. Ama her nedense daha minicik bir çocukken bile büyük erkekleri severdim. Daha yakın davranırdım onlara, kendimi daha yakın hissederdim. Aslında aramızdaki büyük uçurumun bilincinde olurdum, ama yine de o yaşta bile "Bu iki insanın birbirini sevmesi için engel değil" derdim.

Tek fark, şimdilerde sadece yaşı büyük erkeklerden hoşlanıyorum (Olgun demiyorum, olgunluk başka bir şey, yaşı büyük erkeklerden hoşlanıyorum, tenle ilgili bir şey bu). Onların tenine dokunmak daha çok zevk veriyor bana. Tüyü bitmemiş, daha koltuk altlarından terlemeye başlamamış liseliler benim ilgimi çekmiyor, üzgünüm. Ama ben çocukken kendi yaşıtlarımdan da hoşlanırdım. Yani zamanla ne oldu da kendi yaşıtlarımdan tamamen uzaklaştım ve sadece yaşı büyük erkeklere ilgi duymaya başladım bilmiyorum, derken karşıma babama olan hislerim çıktı.

Bu kopuşu bir anda yaşamadığımı fark ettim. Orta son-lisedeyken halen kendi yaşıtlarıma da ilgi duyardım. Ama babamla ilişkimin onarılamayacak seviyelerde darbe aldığı zamanlar da o zamanlardır. Ve ben tamamen yaşı büyük erkeklere ilgi duymaya başladım. Kendi yaşıtım birine dokunduğumda zevk alamıyordum artık, komik geliyordu bana.

Babama olan nefretim, ondan daha iyi olma isteğine dönüştü, ve sonunda fazla bilmiş, fazla olgunlaşmış biri oldum da, olgunluğun yaşla ilgili olduğu fikrine uyup, kendim gibi olgun olduğunu düşündüğüm insanları yaşı büyük olanlar mı zannettim? Belki. (Sonra da 35 yaşına gelmiş ama 6 yaş zekasında adamlar görüp olgunluğun gerçek tanımının yaştan bağımsız bir denklemin kurbanı olduğunu mu gördüm? Ve böyle mutsuz oldum, ne kadar yanılmışım diye?)

Yoksa tamamen tensel bir şey mi? Çünkü 21'lik sakal bana zevk vermiyor abi. Dokununca gülüyorum lan, napabilirim? Şu adam bana Tanrı'dır, hem baba hem oğuldur, arkadaştır candır: Öyle olduğu için değil, ben ona izin verdiğim için.

Doğal olarak, benim inancım şu yönde: Babamla olan ilişkimden çok daha önce eşcinsel olduğumdan, ve büyük erkeklerden hoşlanmaya başladığımdan, babamla olan ilişkim bunu yaratmış değil. Ama zamanla hangi tiplerin benim kaderim olacağını babamla olan ilişkim belirlemiş olabilir. Olabilir, diyorum, dikkat. Ve eğer bu kötü bir şeyse, bunun sorumlusu babam değil, çünkü babamı beğenmeyen en başta bendim. Ama ben kötü olduğuna inanmadım hiç. Sadece daha zor. Aslında çok zor. Çünkü yaşıtınız birine açılmak bazen daha kolay olabilir.

Lafı fazla da uzatmak istemiyorum, çünkü şu an ortaya eşcinselliğin rengi diye bir şey attım. Ve bu "şeyi" şekillendirirken sizden gelen fikirlerle doyurmak istiyorum kendimi. Genel itibarıyla karışık bir yazı olsa da, bence fikir hafiften anlaşıldı gibi. Olmadı tekrar okuyun, tekrar. Karışıklık olduysa da bu konuyu çok sevdiğimdendir. Sevdiğim bir şeyi yazarken heyecanlanıyorum, ve her şey birbirine giriyor.

SONUÇ NE?
  • Babalarıyla ilişkisi iyi olup yine olgun erkeklerden hoşlanan eşcinseller de var.
  • Babalarıyla ilişkisi kötü olup inadına genç erkeklerden hoşlanan eşcinseller de var.
  • Her şey var.
  • Her şey.

Yani sonuçta olay eşcinselliğin rengine geldiğinde, bu renk sadece babanızla ya da annenizle ilişkinize bağlı olmayabilir.

Bazen kendi renklerinizi kendiniz belirleyebilirsiniz. Bazen o renkler hiç yoktan gelip üzerinize yapışırlar ve size gelecekte kim olacağınızı söylerler. Bazen de bu renkleri size bir başkası yapıştırabilir. Ya da hangi rengin size gideceği konusunda sizi yönlendirebilir. 

Ben mesela, babamla ilişkimin beni nasıl erkeklerden hoşlanmaya ittiğinde, bir miktar da olsa bir rol oynadığına inanıyorum.

Ama...

Baba ya da baba sevgisi eksikliği tek başına asla eşcinselliği oluşturamaz. Bu tür mahalle karısı mitlerini unutun, kendi iyiliğiniz için. Ne babanız, ne de sizin babanızla olan ilişkiniz eşcinselliğinizden mesul değil. Babanızla olan ilişkiniz sadece sizin nasıl erkeklerden hoşlandığınızı belirleyebilir, ya da başka renklerinizi, ama asla erkeklerden hoşlanıp hoşlanmayacağınızı belirleyemez. Biz kendimizi bilen gayler bunun şahidi, ve bilimin bu alanının koruyucularıyız, olmaya da devam edeceğiz.

Ve baba, her ne kadar olduğun insan için senden nefret etsem de, aslında seni hep seveceğim, ve hep sevdim. Çünkü sen benim babamsın. Ve bana zarar gelmesini kalbinden istemeyen birkaç insandan birisin. Ve hayır, aramızdaki duvar asla yıkılmayacak. Ve hayır, bu duvar ben eşcinsel olduğumdan olmadı, sen sen, ben de ben olduğum için oldu.

Burası KTOG,
ve babalar için her zaman bir yerimiz var.