kod

Eşcinselliğinin mekanızmasını, seni ve cinselliğini benzersiz yapan şeyleri, kod'unu keşfet.

yol

Olduğu ve olmak istediği insanı şekillendiren erkekleri keşfettiği yol'da KTOG'a katıl.

rehber

Eşcinsellik, seks ve envai çeşit konuda seni yükseltecek temel ve lüks rehberler.

biz

Mevcut yeryüzünde eşcinsel olmakla ilgili sakıncalı serzenişler.

aktifizm

Yataktaki pozisyonun ne olursa olsun, aktivizmin makbul olanı aktif olanı.

Bir Korkuluk Olmak

Selena'yı çağırmışşınız da ben de gelmişim gibi "selam kızlar" diye giriş yapmayı özledim. Selam kızlar... Sınavlar nedeniyle ara vermiştim malumunuz, bazılarınız saç baş yoldu naz yapıyorum diye. Arkadaşlar bazen insanların sınavları olabilir iki nokta p. Geri dönüşümü internetin gaylerin hayatındaki ikinci dönem etkilerinden biriyle açmak istedim. Aklınızdakini cart diye söylemenin kime yararı var, ve bir korkuluk isek, biz bunu duymak ister miydik sorularını cevaplamak istedim. İşte korkuluk olmak:

Her şey facebook'ta yine browse rampage'lerimden biriyle başladı. O profilden ötekine tıkla, ordan şuna bas, basınca şu olsun, şu gelsin, şuna git mantığıyla amaçsızça ekran başına oturduğum bir gece şu aşağıdaki beyefendinin profiliyle karşılaştım:

facebook gay

Beni yazmaya iten elbette beyefendinin profili değildi. Profil resminin yanındaki bir yoruma neden oldu nasıl oldu bilmiyorum ama gözüm takıldı.

facebook gay

Arkadaşlar korkuluk nedir? 
Ve bu neyin kafasıdır?

Biz interneti şeytan olarak gören bir nesille internetle harikalar yaratan neslin ortasındaki nesliz. Ama bizimle ilgili hiçbir şey orta yollu değil. İnternete girince ya gerçek hayattaki gibi korkarak geziniyoruz, ya da gerçek hayatta olmadığımız bir insana dönüşüyoruz. Ama internetin sözde iyileştirici etkilerinden, özgürlük nutkundan ve bunun ruha faydalarından bir türlü nasiplenemiyoruz nedense.

Fazla özgürlük göte mi giriyor? Bir top bir başka topu korkuluk ilan edince gece daha rahat mı uyuyor? Yoksa yıllardır bastırılmaktan, özgürlüğün hiçbir miktarıyla iyileşemeyecek kadar zarar görmüş bir nesil miyiz? Ve sadece internet değil, bugün bizi götürüp new york'a, san francisco'nun göbeğine de koysanız biz artık iflah olmaz mıyız?

Bence biz fazla zarar gördük. Bizden önceki gay neslinden de fazla zarar gördük. O zararın etkileri katlanarak girdi bize. Çünkü bizden önceki nesiller kendilerinin hasta olduğuna inanarak yaşayıp öldüler. Bir kabul etmişlik vardı üstlerinde, kabul etmiş olmanın sakinliğiyle yaşadılar. Bizse, bizim gibi yüz milyonlarca insan olduğunun, hasta olmadığımızın bilincinde büyüdük. Ama buna rağmen, hasta olduklarına inanan nesilden daha özgür değildik: Bizi bitiren bu oldu.

Biz, Koç'un torunu olmak ama down sendromlu olup da o paralardan hiç yiyemek sendromunu yaşadık. Sabancı'nın varisi olup da, aile ismi kirlenmesin diye elindeki servetle hiç çılgınlık yapamama sendromuyla sarsıldık.

Düşünsene, hasta değilsin, yalnız değilsin, evlenebiliyorsun bile bazı ülkelerde: Yani paran var, zenginsin... Ama halen özgür değilsin. Elinde paran var, ama kullanamıyorsun. Para? Paradan kasıt kendinizi sevebilme şansıydı. Hasta olmadığımızı anlarsak kendimizi sevebiliriz sandık.

Ama görüyorum ki hasta olduğuna inanan nesil bile kendilerini daha çok sevmişler bizim kendimizi sevebildiğimizden. Çünkü onlar para olmadan bir şey harcayamayacaklarını biliyorlardı. Parasızlıklarını başka şeylerle telafi etmeye çalıştılar: Aşklarıyla, tutkularıyla, yasak ilişkileriyle... Ama biz, gaylerin parası olsa da harcayamayacaklarını öğrenen nesil olduk. Yani özgürlüğün sözdesiyle özdesinin farkını gören, birkaç şehir dışında yeryüzünün sözde bir yer olduğunu öğrenen, dahası bunu internet üzerinden kanıtlayan ve belgeleyen nesil olduk.

Daha da'sı... Biz kendi kendimizi baskıladık. İnternet kafeye oturup da gabile yazarken, hiç kimse bize "sen topsun" demedi, bizim aklımızın içinde "sen topsun" diye sesler vardı. O sesleri biz ürettik.

Sonuç?

Bize bugün evlenme hakkı verseler Türkiye'de, hiçbir şey değişmez. Sembolik bir değişiklik olur. Evliliğin ikinci ayında boşanan ilk nesil de biz oluruz, eminim. Çünkü biz falloş olduk. Bizi sikmediler, ama bize kendi kendimizi sikmeyi öğrettiler. Pavlov'un köpeği olduk, aklımızın içinde çalan baskılayıcı zihniyetin zilleri her çaldığında, biz korkmadan zıpladık. Kafamızı tavana vurduk geri indik.

Sonuç: Bizi mutlu etmesi için tasarlanan bir teknolojiyi, beğenmediğimiz insanlara "korkuluk" demek için kullandık. Bilmeden, kendi kendini çarmıha geren, "korkuluk" gibi çirkin bir nesil olduk. Çünkü içten içe dedik ki; eğer "para" bile bizi mutlu edemediyse...