kod

Eşcinselliğinin mekanızmasını, seni ve cinselliğini benzersiz yapan şeyleri, kod'unu keşfet.

yol

Olduğu ve olmak istediği insanı şekillendiren erkekleri keşfettiği yol'da KTOG'a katıl.

rehber

Eşcinsellik, seks ve envai çeşit konuda seni yükseltecek temel ve lüks rehberler.

biz

Mevcut yeryüzünde eşcinsel olmakla ilgili sakıncalı serzenişler.

aktifizm

Yataktaki pozisyonun ne olursa olsun, aktivizmin makbul olanı aktif olanı.

Aslında Gayler Erkeklerden Nefret Eder

Düşününce biz gay erkekler, çocukluğumuz boyunca ve gençliğimize doğru hiçbir erkekle tam olarak sağlıklı bir ilişki kuramadık. Sağlıklı bir ilişki kurmanın şartı sır saklanmayan, güvenin merkezde olduğu bir ilişki demek. Pardon ama biz ayaklı sırrın ta kendisiydik. Bütün varlığımız bir sırdı ve yürüyorduk. Bunun yanında, kim olduğumuz ortaya çıkarsa bize saldıracak, bize zarar vermeye çalışacak insanları hesaplamaya çalışıyorduk. 

Herkese şüphe ve korkuyla yaklaşırken bize bizimle ilgili daha fazla soru sormalarını engellemek için de bir konu hakkında bildirdikleri tüm fikirlere katılıyor, söyledikleri her şeyde onların yanında olduğumuz yalanını söyleyip duruyorduk. Böylece sorgulanmaktan kaçacaktık. Diğer çocuklar gülüp oynamanın peşindeyken biz günün çoğunda hayatta kalmaya çalışıyorduk. Belki de bu yüzden dünyanın en başarılı insanları çoğunlukla gay ve lezbiyen çıkıyor diye düşünüyorum. Çünkü hayatta kalmaya çalışmanın ne demek olduğunu çok erken yaşlarda öğreniyoruz. Yalan söylemeyi, kendimizi saklamak adına binbir entrika çevirmeyi ve kimseyi mutsuz etmeyecek ilişkiler yürütmeyi, kendimizden önce çevremizdekileri mutlu etmeyi daha çocukken keşfediyoruz.

Böyle bir zihin işleyişiyle elbette hiçbir erkekle sağlıklı bir ilişki kuramadık. Bizim erkek arkadaşlarımızın çoğu bizim sadece maske olarak dünyaya sunduğumuz yanımızı bildiler. Onlar seksle ilgili dilediğince konuşurken biz sıkıntıdan patlıyor ve kafamızı sallayarak dergideki kadının nasıl da güzel olduğu konusunda onları, onlarla nasıl da hemfikir olduğumuza inandırmaya çalışıyorduk. (Aynısı dergideki erkekler konusunda lezbiyenler için de geçerli.)

Belki de bunun nedeni şudur:

Bize ilk hakaret eden kişi, canımızı ilk acıtan da bir erkekti. Büyük ihtimalle güvendiğimiz bir arkadaşımız ya da akrabamızdı. Bu andan sonra bizim için hiçbir şey eskisi gibi olmadı. Evet, biz cinsel anlamda erkeklere ilgi duyuyor olabiliriz, kalbimiz de sevdiğimiz erkekler için atıyor olabilir, ama erkekleri “erkek” oldukları için sevdiğimizden emin değilim. Bir adama âşık olmak demek, “erkek” olgusuyla barışık olmak demek değil çünkü. Zira bu, “kazandibini sevmek” gibi. Oysa bir insan sütlacı, kazandibini, baklavayı sevmek için, “şeker” fikriyle, “şeker” olgusuyla barışık olmak zorunda değil. Bir şeyi sevmek için onun özünü de sevmek zorunda değiliz.

Bize olduğumuz insan için zarar veren ilk şey de “erkek” olgusunun özüydü. Bu yüzden biz gayler erkeklere baktığımız zaman, karşımızda sadece “erkek olan bir insan” görmüyoruz, aynı zamanda “özünde erkek olan” birini, bir kavram olarak ayakta duran “erkek”in kendisini görüyoruz. Ve gördüğümüz şeyden hoşlanmadığımızı biliyoruz. Çünkü yıllar önce canımızı acıtan ve bizi, belki dolaylı olarak kaderimizi de değiştiren şey o “erkek” kavramıydı, “erkek insan” değil. Sanki o erkek insana, o erkekliği yaptıran şeyin “erkek” kavramı olduğunu biliyoruz ve öfkemizi buna odaklıyoruz.

Ayrıca dünya bizim canımızı acıtmak istediğinde bizi olmadığımız şeyler için suçluyordu. Onlara göre bu olmadığımız şeylerin başında da “erkek” geliyordu. Bulabildikleri her fırsatta bu düşündüklerini yüzümüze vurmaktan da çekinmediler.

Belki de bu yüzden erkek değerlerinden nefret ediyoruz: savaş, futbol, cani eğlence, sempati/empati yoksunu olmak gibi…

Olayın bir de diğer yüzü var.

Annemiz bizi ilk savunan kadındı. Bizi ilk savunan kişiydi. Bizi ilk savunan kişi bir kadındı. Ve sanırım itiraf etmek istemesem de, içimde bir yerlerde, sadece anneme değil de tüm kadınlara borçlu hissediyorum. Bu yüzdendir, daha eşcinsel aktivist olamadan feminist oldum. Kahpe kader.

Belki de bu yüzden toplumun kadınlarla eşleştirdiği duygulara daha çok sahip çıkıyoruz: Merhamet, affedicilik, empati, entelektüellik, moda gibi.

Biz gayler ne kadar “erkek erkek” diye kıvransak da, aslında “erkek”ten içten içe nefret ediyoruz. Çünkü eşcinsel olduğumuz için bize ilk saldıran, zarar veren de bir erkekti. 

Belki de eşcinsel seksi bu kadar eğlenceli kılan da bu nefrettir. 

Bize zarar veren bir şeyden onu sikerek intikam almak gibi.