kod

Eşcinselliğinin mekanızmasını, seni ve cinselliğini benzersiz yapan şeyleri, kod'unu keşfet.

yol

Olduğu ve olmak istediği insanı şekillendiren erkekleri keşfettiği yol'da KTOG'a katıl.

rehber

Eşcinsellik, seks ve envai çeşit konuda seni yükseltecek temel ve lüks rehberler.

biz

Mevcut yeryüzünde eşcinsel olmakla ilgili sakıncalı serzenişler.

aktifizm

Yataktaki pozisyonun ne olursa olsun, aktivizmin makbul olanı aktif olanı.

Bay Genel Mutlu Gay


Bu soruyu bana sordurtan neydi asla hatırlayamıyorum ama aklıma geldiği günden beri de unutamıyorum: “Biz gayler için devamlı mutluluk mümkün mü?” Hayatımızın sadece bir döneminde değil, bir haftalığına, bir günlüğüne değil, devamlı bir mutluluktan bahsediyorum. 

Kesintisiz bir mutluluk şeridinin dünya üzerinde yaşamış, yaşıyor ve yaşayacak olan hiçbir insan için mümkün olmadığını biliyorum ama yine de hepimizin çevremizdeki mutlu insanlardan görüp tanıdığı bir “genel mutluluk” hali var. Bahsettiğim de tam olarak bu hal işte. Çünkü bu nasıl bir halse, biz gay âlemine pek uğramıyor gibi görünüyor.

Kendimi çoğu zaman bir saniyelik heyecan patlamaları, iki saniyelik umutla dolmalar, üç saniyelik mutluluklar içinde ve belki beş saniyelik öfori hallerinde buluyorum. Bazen bu hallerim uzuyor, yarım saate ya da çok nadir birkaç saate taşıyor. Gün içerisinde de aynı hali en fazla bir kere daha hissediyorum. Ama sonra yine o bildik ağırlık çöküyor üzerime. Nemli, yapış yapış bir kasvet. Aklım gelecek sorularıyla doluyor. Ama bildik gelecek soruları değil bunlar. “Seneler sonra ne yapacağım?” değil de “Seneler sonra bir gay olarak ne yapacağım?” olmuş soru. Aklım şimdi’nin elimin altından kayıp gidiyor olduğu bilgisiyle, bu bilginin durdurulamaz hüznüyle doluyor. Ama bildik şimdi’nin peşini kovalayan bir soru değil bu. “Bir gay olarak kaçırdığım şimdi”nin yasını tutuyorum. Bir şekilde, “saf şimdi”nin yasını tutmaktan daha acıklı bir hal alıyor her şey.

Sanırım bu problemin kökü bir gay olarak dünyanın bana yaptıklarıyla, önüme çıkardığı taşlarla bir şekilde dürtüp, huzursuz edip gidişatını değiştirdiğini çocukluğumun, gençliğimin hesabını sormak istememe dayanıyor.

Ben de her gay gibi kendi eşcinselliğimle barışmaya çalışıyorum. Bunu tam olarak başarmak, eşcinsellikle her daim bir barışıklık yakalamak, bu kadar düşmancıl bir dünyada, hele ki böyle bir ülkede bana mümkün görünmüyor. Bu daha ziyade, sonucunun sürekli olmasını temenni ederek üzerinde hep uğraştığımız bir amaç olmalı aslında. Biz, devamlı eşcinselliğimizle barışık olmanın mücadelesini vermeli ve başardığımız anlarda da bunun keyfini çıkarmalıyız. Çünkü böyle bir ülkede eşcinselliğinizle barışık olmak, sisten önünüzü göremediğiniz bir gölde balık tutmaya benziyor. İhtiyacımız olan, çabadan ziyade zaman ve şans.

Bu eşcinselliğiyle barışık olma işi, bizimki gibi en küçük bir darbede açılan ve kanamaya başlayan yaralarla dolu geçmişi olan insanlar için çok zor. Hele ki bunu bir Polyanna edasıyla hiç yoktan başarmaya çalışmak aslında tam anlamıyla imkânsız. Bunu biliyoruz. Yapamıyoruz. Sonunda eşcinselliğimizle barışabileceğimiz bir formülle çıkageliyoruz. Eğer her anı doyasıya yaşarsak, sadece kendimizi, alacağımız tadı düşünüp hayatı en ince ayrıntısına kadar damıtarak ondan faydalanmaya çalışırsak, zamanında bize pek de iyi davranmamış kaderle hesaplarımızı eşitleyebileceğimize inanıyoruz. Oysa farkında olmadan, kaderden intikam almaya çalışıyoruz.

Ne yazık ki bu fikir asla gerçek olmuyor. Dışarı çıktığımızda kendimizi hayal ettiğimiz kadar keyif alırken bulamıyoruz, arkadaşlarımızla oturduğumuzda kendimize söz verdiğimiz gibi muhabbetin içerisine capcanlı bir şekilde karışamıyoruz. Kendimizi bulutlu gözlerle düşünürken yakalıyoruz, böyle yakalanıyoruz. Biz, o hesabı hiç eşitleyemiyoruz. Yeterince sevişirsek, yeterince âşık olursak hesabın kapanacağına olan inancımız; sevişmelerimizin hayal kırıklığına, aşklarımızın da kalp kırıklığına dönüşmesiyle yeniden, her defasında daha da şiddetli açılıyor.

Bu diğer insanlarda gördüğümüz “genel mutluluk” halini de, bu hesabı asla kapatamayacağımızı anladığımız zaman istiyoruz.

Ama mutluluğumuz her zaman; geçmişten bir anı, anne babamızın zamanında söylediği bir söz, bir arkadaşımızın ettiği laf, kaçırdığımız şimdi’nin hüznü ve bir türlü bir ucundan tutamadığımız geleceğimizin kaygısıyla, bir de bunların yanına “sen gaysin” bilgisi eklenip de bölünüyor. Bir türlü o “genel mutlu” insanlar gibi olamıyoruz. Ben, olamıyorum.

Bundan soruyorum, biz gayler için devamlı mutluluk mümkün mü diye.

Bunları anlatmamdaki amaç bu soruya bir çözüm bulmak değildi. Cevabı bulacak kadar güçlü olsaydım şimdiye kendime en taşından bir koca bulmuş ve kafamdaki ideal hayatı gerçeğe dönüştürmek üzere adı sanı duyulmadık sahil şehirlerine (kimi kandırıyorum, sonuna kadar States!) gitmiş olurdum.

Bunları paylaşmamdaki tek amaç, aynı korkuyu, bizi hiç beklemediğimiz bir anda gelip avlayan bu sorunun dehşetini sizlerle birlikte yaşıyor olduğum gerçeğini paylaşmak. Yalnız değilsiniz demek istedim. Sizler kadar korkuyla taşıyorum geceleri. Korku dolu kalplerimiz her gece karanlıkta buluşuyor, biliyorsunuz değil mi?