kod

Eşcinselliğinin mekanızmasını, seni ve cinselliğini benzersiz yapan şeyleri, kod'unu keşfet.

yol

Olduğu ve olmak istediği insanı şekillendiren erkekleri keşfettiği yol'da KTOG'a katıl.

rehber

Eşcinsellik, seks ve envai çeşit konuda seni yükseltecek temel ve lüks rehberler.

biz

Mevcut yeryüzünde eşcinsel olmakla ilgili sakıncalı serzenişler.

aktifizm

Yataktaki pozisyonun ne olursa olsun, aktivizmin makbul olanı aktif olanı.

Gay Olmanın En Kötü Yanı

X1Bu, X-mini yazı dizisinin ilk yazısı. Tamamını buradan oku. Büyürken bir noktada dünyanın bizim canımızı acıtmak için eşcinsel olduğumuz gerçeğini çok rahat bir şekilde kullanabildiğini gördük ve bunu yeniden, yeniden deneyimledik. Ama daha ilginç olansa, dünya sadece bu gerçeği kullanmıyordu, dünya bu gerçeği eğip, büküp, istediği gibi kullanıyordu.

Konuşmamızı sevmediklerinde bunu gay olmamıza bağladılar. Yürüyüşümüzü, ilişkilerimizi, öfkemizi, kırılganlığımızı sevmediklerinde bunu da gay olmamıza bağladılar. Bizle ilgili sevmedikleri ne kadar şey varsa, hepsini de gay olmamızın yanına eklediklerinde bizim canımızı daha da çok acıtabildiklerini keşfettiler. Başardılar da.

Dünya bunu keşfederken biz gayler de başka bir şeyi keşfediyorduk. İnsanların yanında onlar gibi davrandığımız her an, onlara benzediğimiz her saniye daha rahat, daha güvende hissediyorduk ve bu bize mutluluğun bir diğer formu sandığımız bir şekilde geri dönüyordu. Aslında geri dönen mutluluk değildi ama biz bunu asla bilemedik. Bu, tıpkı uyuşturucu kullanmak gibi. Elde ettiğimiz şey asla mutluluk değildir ama kullanan kişi de bunun farkında değildir.

Birisi çevremizdeki dünyaya, birisi bize ait bu iki keşif üst üste binince aslında en büyük homofobik de biz gayler olup çıktık ve bunun da farkına varamadık. Eşcinselliğimiz yüzünden acıyan canımız öyle tak etti ki, zamanın bir yerinde, kendi içimizde “hem gay hem de X olmak” diye bir bilinç oluşturduk. Bu bilinç, çeşitli “X” değişkenlerini ararken avını arayan bir puma gibi davranmak üzerine kuruluydu. Kendimizi, yaşamımızı, kimliğimizi ve alışkanlıklarımızı, bir pumanın avını parçalayışı gibi delik deşik ettik ve insanların gay olmamızla bağdaştırabileceklerini düşündüğümüz yanlarımızı bulmaya başladık.

Eğer hızlandırılmış bir kurs istersek, şu örneklere göz atmalıyız: 
(bilinçaltımızın dilinden konuşuyorum)

Hem gay hem de X olamam:
  • Hem gay olup hem de tropikal çiçek desenli gömlek giyemem.
  • Hem gay olup hem de modayla ilgili görünemem.
  • Hem gay olup hem de romantik filmleri sevemem.
  • Hem gay olup hem de sarılmanın seksten daha iyi olduğunu düşünemem.
  • Hem gay olup hem de muhalefetçi olamam.
  • Hem gay olup hem de PETA üyesi olamam.
  • Hem gay olup hem de kedileri sevemem.
  • Hem gay olup hem de opera sevemem.
Dikkat ederseniz burada X yerine gelen değişkenlerin tamamı da, erkek toplumunun çoğunluğunu oluşturan “hissiz, mağara adamı, ataerkil” grubun sevmediği ve kadınlarla bağdaştırdığı şeyler. Bu aynı grup erkek dünya üzerindeki en büyük kadın düşmanlığı savunucuları. Bu aynı grup erkek sadece kadınlara değil, biz LGBT bireylere de dünyayı zehir eden grup. Farkındayız, değil mi?

Biz de bu X’lerin fevkalade farkındayız. Çünkü bir heteroseksüel erkek sarılmanın seksten daha iyi olduğunu düşündüğü anda bir romantik oluyor. Bir heteroseksüel erkek opera sevince insanların gözünde “vav, ne kadar entelektüel slaş zeki slaş seksi, beni siker misin?” oluyor. Ama biz gayler bunu düşündüğümüz, bunu dile getirdiğimi anda “ultra gay” oluyoruz. Bu saydıklarım ve daha birçoğu, yani X yerine getirebileceğiniz binlerce değişken, bizim kendi gözümüzde gayliğimizi katlayan ve insanlar için bizi “ultra gay” yapan faktörler olmaya başladılar. Biz de insanların yanında daha rahat edebilmek için sanki bu X’lerin hiçbirisi de değilmişiz gibi davranmaya başladık. Bu kendimizle yaptığımız bir çeşit anlaşma ve kendi kendimize verdiğimiz bir tür zehirli bir rüşvet, ve ne komik, yine farkında değiliz.

Bu davranışı özellikle çevresine yeni açılmış, eşcinselliğini en yakın birkaç arkadaşı başta olmak üzere güvendiği insanlara açıklamış gaylerde görüyoruz. Kendilerini yıllardır yiyip bitiren büyük bir sırrı açıklamak, sanırsınız ki bu sırrın kendisi kadar büyük bir rahatlama getirir. Oysa öyle olmuyor. Gay olduğunuzu açıkladığınız zaman ilk hissettiğiniz şey rahatlık yerine büyük bir korku: Yargılanma korkusu. Dahası, bunca yıl sonra cesaretinizi toplayıp da açılmayı başarabilmişken, bunu yapabilmek için asırlar gibi hissettiren bir zaman boyunca beklemişken, bu bekleyişin karşılığını alabilmek arzusunda oluyorsunuz, ki sizi en çok korkutan da bu: Bunca yıl bekledikten sonra hadi hayal ettiğim gibi olmazsa? Bu korkuyu azaltmak için ve hiçbir sorun çıkmayacağından emin olmak, bunca bekleyişin karşılığını alacağınızı garantilemek için, bu zamana kadar “içimizdeki homofobik puma”nın bulduğu X değişkenlerini bir anda hatırlıyoruz ve bu değişkenleri bir bir hayatımızdan çıkarmış gibi rol yapmaya başlıyoruz. Gerekirse de hiç acımadan çıkarıyoruz.

Bu yüzdendir, çevresine yeni açılmış gayler olduklarından “daha erkek” gibi görünmek ve açıkladıkları bu yeni sırrın çevrelerindeki potansiyel etkisini indirgemek için, “tamam gayim, açıkladım, ama hem gay hem de X olamam” kompleksine giriyorlar. Adam açılmasaydı daha gay yaşayacaktı belki?

Dahası, bu komplekse girmek için çevremize açılmamıza gerek yok. İstisnasız her gay hayatlarının bir döneminde, ya da hayatları boyunca bu kompleksi yaşıyorlar, bundan mustaripler ve farkında olmadıkları şeyse, onları öldürenin, onlara bu hayat yorgunluğu veren şeyin gay olduklarını saklamak değil, bu gerçek için X yerine gelebilecek tüm kişisel özelliklerini feda ettikleri gerçeği. Hayatı yapan küçük şeylerdir, insanı kendisi yapan detaylardır ve biz, biraz daha rahat ve güvende hissedebilmek için bu detaylardan, bizi biz yapan şeylerden vazgeçiyoruz. İşin ilginci, bu, kısa süreli olsa da işe yarıyor. Tıpkı kokain gibi, o an için sizi içinde bulunduğunuz gerçeklikten kurtarıyor. Nedir bu gerçeklik? Heteroseksüel erkeklerle dolu bir masada, bir gay olarak akşam yemeği yiyor olduğunuz gerçeği. Bu söylediğiniz küçük yalanlar, “erkek adam romantik film mi sever!” çıkışları, sizi taşıdığınız ağır yükün gerçekliğinden biraz olsun çekip alıyor. Buna bağımlısınız. Bu sizde nikotin, kafein ve alkol etkisi yaratıyor. Küçüklüğünüz boyunca hem babanız, hem de çevrenizdeki diğer erkekler size hak ettiğinizi düşündüğünüz sevgi ve saygıyı vermeyi reddettiği için, bugün “erkek adam kedi mi sever!” çıkışı yaparak biraz olsun bu zehirli ataerkil onayın tadını alabiliyorsunuz. Aldığınız tadı seviyorsunuz ve zehir içinizde, bilmediğiniz bir yerde, sizi bir gün, hiç beklemediğiniz bir anda öldürebilmek için birikiyor.

Bu yüzden, bir heteroseksüel gördüğü yerde tropikal çiçek desenli gömleği alırken, o gömleği almaktan en çok vazgeçen biz gayleriz. Çünkü o tropikal çiçek desenli gömlek, bir X, ve biz gayler olarak detayların gücünün farkında olduğumuz için, X’in gücünün de (!) farkındayız. Bugün tropikal çiçek desenli gömlek satışlarını incelerseniz, tropikal çiçek desenli gömlek satın alan erkeklerin %80’den fazlasının heteroseksüel olduğunu görürsünüz. (Bunun bir diğer nedeni de tropikal çiçek desenli gömleğin gerçekten iğrenç (atrocious) bir moda öğesi olması, aslında yasaklanması ve toplanıp yakılmaları gerektiği gerçeği, ama kafanızı karıştırmamak için bu cümleyi yok saymanızı rica ediyorum. Tropikal çiçek desenli gömlek dehşeti yerine erkekleri efeminen göstereceğinden korktuğumuz herhangi bir şeyi getirebilirsiniz. Sonuç yine aynı olur, heteroseksüel erkekler o şey her neyse ona gaylerden daha fazla sahiptir.)

Zamanla bu savunma içgüdümüz, “homofobik puma”mız, içimizde yaşayan, kanlı canlı, homofobik, karanlık bir ruha dönüşüyor. Ve çevremize açık olalım ya da olmayalım, eğer aynı zamanda X isek, X’i seviyor isek, kendimizi açık edeceğimizi düşünmeye başlıyoruz. Bu, Türkiye gibi bir ülkede yaşamanın patolojik sonuçlarından biri ve tedavisi maalesef yok. Bunun tedavisi, korkmadan yaşayabilmek, korkmadan kendimizi sevebilmek ve henüz bu ilaç Türkiye’de yok.

X’lerden vazgeçtiğiniz için kendinize kızmayın. Unutmayın, sadece hayatta kalmaya çalışıyorsunuz ve hayatta kalmak ya da bunun için uğraşmak sizin en temel hakkınız. Fakat şunu da unutmayın: Birçok insan sizinle tanıştıktan kısa bir süre sonra sizin eşcinsel olduğunuzu bir şekilde anlıyor ve inanın bana bunun nedeni fileli tişörtünüz değil. Hayatınızın ileri dönemlerinde bir insan sizi gay olarak görmek istiyorsa onu bundan hiçbir şeyin vazgeçiremeyeceğini, evli olmanızın, o insanın gözünün önünde bir kadınla olmanızın bile bunu engelleyemeyeceğini anladığınızda, aslında bu X’lerden boşuna vazgeçtiğinizi, boş bir çabayla kendinizden ödün verdiğinizi de göreceksiniz. Ve asıl pişmanlık o zaman başlayacak.

Gay olan sizsiniz, kediler ve opera değil.
X’inizi koruyun. Sizi açık eden sizsiniz, X’iniz değil.
Gay olan sizsiniz, X’iniz değil.