kod

Eşcinselliğinin mekanızmasını, seni ve cinselliğini benzersiz yapan şeyleri, kod'unu keşfet.

yol

Olduğu ve olmak istediği insanı şekillendiren erkekleri keşfettiği yol'da KTOG'a katıl.

rehber

Eşcinsellik, seks ve envai çeşit konuda seni yükseltecek temel ve lüks rehberler.

biz

Mevcut yeryüzünde eşcinsel olmakla ilgili sakıncalı serzenişler.

aktifizm

Yataktaki pozisyonun ne olursa olsun, aktivizmin makbul olanı aktif olanı.

Eşcinseller Neden Çevrelerine Açılmıyor?

Bu konuda herkesin fikirleri farklı olabilir. O yüzden uzun uzun açıklanmış fikirler vermek yerine kısa ve öz bir şekilde iki neden verip üzerinde düşünme işini size bırakacağım. Açılmayı reddeden insanlar genelde şu iki düşüncenin etkisinde kalarak bunu yapıyorlar:

1Çevremize açılmama nedenlerimizden biri ortamın pisliği. Özellikle gay arkadaşlık sitelerinde dönen ve ileride yayınlanacak olan Bizi İnternet Bitirdi başlıklı yazıda açıklayacağım “kütük/gerçekte gay olmayan/ve bu iki kitlenin etkisiyle umutlarını kaybedip onlara benzemeye ve çürümeye başlayan kitle” olmak üzere üç kitlenin etkisiyle, gay âleminden kısmen de olsa bir alerji kapmış durumdayız. Bu ortamdan sevgili bulup eve getirmek uğruna mı o kadar insanın nefretini karşıma alacağım?

2Toplasan 5 tane gay barı olan, bu beş 5 barın 4’ünün bir şehirde olduğu ülke için mi bu strese gireceğim? Bana ne kazandıracak? Yine gay arkadaşlarımla parkta oturamayacağım, kafeye giremeyeceğim, yine sevdiğim adamın elini tutamayacağım. 

Yukarıdaki iki neden yüzünden açılmayı reddeden eşcinselleri eleştiren bir grup aktivistimiz var. Bu aktivistler, eşcinsel olarak açılmakta güdülen asıl amacın “pratik faydaları” değil de “kendimizi sevebilmek ve kendimize saygı duyabilmek uğruna” atacağımız en önemli adım olması gerektiğini, kendimizi sevip saymak için en önemli şartın açılmak olduğunu savunuyor.

YANLIŞ

YAN-LIŞ

Y-A-N-L-I-Ş

Bir eşcinsel olarak ortaya çıktıktan sonra, hiç tanımadığınız bir ortamda yine gizlenme gereği duyacaksınız, bir süre sonra açılma kararınızdan pişman olmaya, “madem sadece 5 kişiye söyleyecektim neden bu kadar strese girdim?” diye sormaya ve verdiğiniz karardan yorulmaya başlayacaksınız.

Çünkü çevrenize açık olup da ülkenize açık olamamak sizi bambaşka bir ikilemin ve üzüntünün içerisinde bırakacak. Ayrıca tanımadığınız birkaç insana açılıp, onların tepkisini ve açık nefretini alıp, sonra bir de yine sokakta sevdiğiniz adamla el ele tutuşamadığınız zaman, verdiğiniz açılma kararı size “kendinizi sevme” esintileri yerine dünyaya ve özellikle de ülkenize karşı duyacağınız bir tiksinti/nefret ikilisi getirecek.

Açık olmak kısmen yapılabilecek bir şey değil. Adı üstünde: A-ÇIL-MAK. Ve üzülerek biliyoruz ki, Türkiye henüz “açılabileceğiniz” bir ülke değil. Ve kısmen açılmanın zehirli bir süreç olduğunu, olacağını düşünüyorum. Ben de çevresine kısmen açılanlardanım, biliyorum. Çevrenizdeki iki kişiye eşcinsel olduğunuzu söylemek size büyük bir başlangıç ve zafer olarak gelebilir, ama ne yazık ki değil. Çünkü açıldığınız iki kişiye karşılık açılmadığınız ve belki de asla açılamayacağınız yirmi milyon kişi olacak.

Ve soracaksınız: “Hani bunu yapınca kendimi sevecektim?” Hiç de öyle olmadı, değil mi?

Bir eşcinselin çevresine açılması ona sevgi ve saygı getirmeyecekse, aksine onu kanlı canlı, vahşet dolu bir aktivist olmaya itecekse, ben buna karşıyım. Çünkü henüz hiç gay çevresi olmayan, kendisinden başka hiçbir gay tanımamış, ama internette okuduğu fazla süslenmiş ve Polyanna masalları kadar uyduruk oldukları çok belli olan mutlu sonlu açılma hikâyeleri yüzünden ailesine açılmayı düşünen ve sonuçların ne olacağına dair en ufak bir fikri bile olmayan çok fazla gay var. Bu gaylerin çoğu bir şekilde biz gay yazarlara ulaşıp fikir almaya çalışıyorlar ve bu gaylerin bir kısmı lise öğrencisi olduklarını söylüyorlar.

Bu gayleri açılmaya cesaretlendirmek ve açılma işleminin onların kendilerini sevme ve saymaya karşı atacakları en büyük adım olduğunu söylemek ne kadar da bencilce ve vahşet dolu bir aktivist davranışı, farkında mısınız? Ben bunu asla yapmıyorum.

Bu söz konusu gaylerin, özellikle de reşit olmayanların; aileleri onların gay olduğunu öğrenip onları reddetmeleri, hayatlarını cehenneme çevirme durumlarında, kendi geçimlerini sağlayacak halleri yok. Olası bir aile içi şiddet (fiziksel ya da psikolojik) durumunda, evden kaçacak lüksleri yok.

Bu gençleri, Onur Yürüyüşü’nde bile LGBT bireylere işkence edilen bir ülkede, ailelerine, akrabalarına, arkadaşlarına açılmaya cesaretlendirmek ne kadar da aptalca bir davranış. Bunu yapan, bu gaylere açılmaları yönünde düşüncesizce destek veren yazarların birçoğu da yozlaşmış, kendileri bile kimseye açık olmayan, çürük ruhlu, korkak ve genellikle aptal, tek dertleri başka insanların hayatlarındaki heyecanı yaşamak olan LGBT bireyler. Bu kimseleri lütfen dinlemeyiniz. Kendileri hasta bireylerdir, birçoğunu da yakından tanıyoruz.

Eşcinsel olarak açılmak, eğer sizin fiziksel ve psikolojik sağlığınızı, can güvenliğinizi, işinizi, evinizi tehdit ediyorsa: YAPMAYIN. YAP-MA-YIN.

Bizim, genç eşcinsellere zarar verecek hiçbir davranışa ve aktivistlik gösterisine ihtiyacımız yok. Çünkü bu gençler günlük yaşam içerisinde, sadece yalnız kalarak bile zaten yeterince zarar alıyorlar. Bu zararı masifleştirmekteki amaç nedir? Bizim, gizli olma pahasına, hayatı boyunca gizli olma riskine RAĞMEN, SAĞLIKLI, SAĞ-LIK-LI büyüyecek gençlere ihtiyacımız var.

Bu gençlerle konuşurken ve onlara akıl verirken, lütfen onların ailelerinin eşcinsellik konusunda fikirleri asla değişmeyecek bir aile olabilecekleri riskini aklınızdan çıkarmayın. Tekrar ediyorum: ONUR YÜRÜYÜŞÜ, 2015, TAKSİM. Neler olduğunu hatırlıyor muyuz? Oradaydık. 

Uganda Onur Yürüyüşü bile olaysız geçti, 
üstelik orada eşcinselliğin cezası var: İdam.

İşte bu yüzden açılmayı reddediyorum ve reddedenlere de saygı duyuyorum. Çünkü hepimiz holding patronlarının torunları değiliz ve evden kaçmak zorunda kaldığımızda süslü bankalarda bizi yüz elli yaşımıza kadar idare ettirecek güven fonlarımız yok.

Merak ediyorum... Siz ne düşünüyorsunuz?