kod

Eşcinselliğinin mekanızmasını, seni ve cinselliğini benzersiz yapan şeyleri, kod'unu keşfet.

yol

Olduğu ve olmak istediği insanı şekillendiren erkekleri keşfettiği yol'da KTOG'a katıl.

rehber

Eşcinsellik, seks ve envai çeşit konuda seni yükseltecek temel ve lüks rehberler.

biz

Mevcut yeryüzünde eşcinsel olmakla ilgili sakıncalı serzenişler.

aktifizm

Yataktaki pozisyonun ne olursa olsun, aktivizmin makbul olanı aktif olanı.

Eşcinsellerin Sevgisinden Korkmak

Bunun gibi bir şeyi anlatmadan önce, korkmadan söylenmesi gereken bir şey var: Ben bir eşcinselim. Hayatımın bir noktasında, ne zaman bilmiyorum, insanların benim sevgimden, benim cinselliğimden daha çok korktuklarını keşfettim.

Bizim annelerimiz var, oğulları onlara açıldıklarında “kimi yapıyorsan yap, pisliğini bu eve getirme” diyen. Bizim kadın eşlerimiz var, kocalarının erkek arkadaşlarını öğrendiklerinde “karanlıkta kimle olursan ol, bizim adımızı kirletme yeter” diyen. Babalarımız var, “sokakta seni onunla görmüşler yine” diye öfkelenen.

Bakın: 

“karanlıkta kiminle olursan ol” > seksi kabul ediyoruz
“bizim adımızı kirletme yeter” > madem seksi kabul ediyoruz, o zaman adımızı kirletecek olan nedir?

Cevap: Bizi, sevdiğimiz erkekle el ele dolaşırken görmek. Bizi, sevdiğimiz erkekle bir kafede çayımızı yudumlarken görmek. Bizi bir parkta, âşık olduğumuz adamla sohbet ederken görmek.

Osmanlı’dayken de durum böyleymiş ya:

"...Yaz olunca avratlara, kışın oğlanlara meylet ki, vücutça sağlam olasın. Zira oğlan teni sıcaktır, yazın iki sıcak bir araya gelirse vücudu bozar. Avrat teni ise soğuktur, kışın iki soğuk vücudu kurutur...".

Osmanlı’da herkes biliyor o adamın, o kocanın, o oğlun bir de erkek sevgilisi olduğunu. Kitaplar yazılmış, tavsiyeler verilmiş. Ama bu tavsiyelerin hepsi de “oğlanlarla ilişkiye girmek üzerine”. Bütün Osmanlı yazınlarını alıp incelesek, “oğlanları sevmekle” ilgili tek bir cümle bulamayacağımızı biliyoruz. Bulamadık da. Ama iş “oğlanla yapmaya” gelince cilt cilt yazılmış kitaplarımız var bizim. Gece olunca kocası o oğlanın yanına gidebilir, ama o oğlanı evine getiremez, o oğlanın evine akşam yemeğine gidemez, o oğlanla oturup da şarap içemez. O oğlanı sadece yatağına alabilir.

Oğlanı sevmek en büyük günah, ama oğlanla yatmak erkeğin elinin kiri.
Oğlana sarılıp uyumak hastalık, ama oğlanı alıp yatakta köle yapmak senin doğuştan hakkın.
Oğlanın eline tutmanın bedeli kellen, ama oğlanın kıçını avuçlamak senin ödülün.

Türkiye’de erkeğin erkek sevgisinden korkulduğu kadar başka hiçbir şeyden korkulmadı. Bir erkeğin bir erkekle yataktaki görüntüsü rahatsız edici olsa da herkesin kabul edebildiği, yanlış veya rahatsız edici olsa da bir şekilde aklımıza getirebildiğimiz, var olduğunu bildiğimiz ve itile itile benimsediğimiz bir görüntü. Ama bir erkeğin bir erkeğin elini tutması? Hayır, bu hastalığın ta kendisi. Bu günahın tanımı. Bu doğaya aykırı olan tek şey. Bir erkeğin bir başka erkeğin bağırsaklarına duyduğu ilgi bizi toplum olarak rahatsız ediyor, ama bizi korkutmuyor. Bir erkeğin bir başka erkeğin elini tutmaya duyduğu ilgi, bizi bir toplum olarak ayağa kaldırıyor, cehennemi yeryüzüne indiriyor.

Neden itiraf etmiyoruz ki bunu? Biz, eşcinsellerin yatağından değil, onların kalbinden korkuyoruz. Biz, eşcinsel’in –cinsel’inden değil, -eş’inden korkuyoruz. Onların sevgisinin bizimkiyle –eş tutulmasından, kabul edilmesinden öyle korkuyoruz ki, bunun dışındaki her şeyi kabul edebiliriz. Yeter ki oğlumuz, babamız, kocamız bir başka erkeği sevmesin, “sevmek” dışındaki her şeyi kabul edebiliriz. Sevişsin, ama sevmesin.

Kocasının erkeklere de ilgi duyduğunu öğrenen bir kadına sorsak: “Kocan bu gece bir erkekle birlikte olacak / Kocan bu öğleden sonra bir erkekle el ele tutuşacak ve sokakta yürüyecekler. Hangisini tercih edersin?”

Cevabı biliyoruz. O kadının, bu seçeneklerden hangisini tercih edeceğini, adımızdan daha iyi biliyoruz. Bundandır ki bütün piyasa eşcinsel pornolarla, eşcinsel seksin bir şekilde dâhil edildiği filmlerle, müziklerle, kitaplarla dolu ama bir kişi de çıkıp bu aşkın detaylarını yazsın, hemen kurban ediyoruz. Bir de bize gerici toplum diyorlar. Sanmıyorum. Biz eşcinsel seksi dünya üzerinde en iyi kabul eden toplumuz. Eşcinsel sevgiden öyle korkuyoruz ki, eşcinsel seksi (Osmanlı’da) üzerinde kitaplar yaza yaza kabul ediyoruz, ki aynı dönemlerde Avrupa’da “oğlan”lar cadılar gibi yakılıyordu. Biz Osmanlı’da oğlanlar için şiirler yazıyoruz.

Eşcinsel sevgiden korkuyoruz, çünkü insanı diğer hayvanlardan ayıran şey “sevebilme” yetisidir. Eğer eşcinsellerin aşkını, sevgilerini kabul ederlerse eşcinsellerin de insan olduğunu kabul etmek zorunda kalacaklar. Bunu yapmak istemiyorlar. Çünkü bizi insan olarak kabul etmek demek, bir gün bizi affedebilecekleri kapısını da aralamış oluyor. Bir gün bizim hasta ya da günahkâr olmadığımız gerçeğinin de ortaya çıkabileceği ihtimalinden söz etmek demek bu. İşte bunu kabul edemezler. Çünkü bu, onların uğruna savaştığı her şeyi kaybetmeleri demek. Bu yüzden, “sevginiz hariç her şeyi kabul ederiz” mantalitesine sığınıyorlar. “Sevginiz hariç her şey, seks dâhil.”

Bu yüzden eşcinsel kültürüne rüşvet veriyoruz: “Kapalı kapılar ardında kimle yatıyorsanız yatın, ama sokakta el ele tutuşarak yürümeyin. Aşkınızı kendinize saklayın, cinselliğinize gizli de olsa izin verelim. Yatakta istediğiniz yerinizi tutun, ama sokakta el ele tutuşmayın!” Biz de bu rüşveti çok güzel kabul ediyoruz.

Bu toplum, bize başka bir şey yaşamak için fırsat bırakmadı. Elimizi tutamayacağımızı biliyoruz, tanıştığımız adamla bir kafeye oturmaktan bile korkuyoruz. Bu bizim suçumuz değil. Bize bırakılan tek şey "sikmek ve sikilmek" eylemi oldu. Sevgimizi var olmamızın bedeli olarak bizden aldılar. Yani, gizli kapılar ardında kocalarının, yeğenlerinin bir erkekle seviştiklerini bilmek, bir kafede bir erkekle kahve içtiklerini bilmekten daha kolay onlar için. İşte bu yüzden biz arkadaşlık sitelerinde, “nasılsın?” demeden önce “aletin nasıl?” diye soruyoruz. Çünkü biliyoruz, bu toplum birbirimizi sevmemize nasıl olsa izin vermeyecek. İzin verdikleri tek şey gizli gizli yapılan seks. Biz de bu fırsatı alıp sonuna kadar kullanıyoruz. Tek derdimiz seks olduğu için değil Sayın Toplum, sizin bize izin verdiğiniz tek şey seks olduğu için bu kadar sevişiyoruz biz eşcinseller. Bu yüzden tanışırken birbirimize “benden önce kimi sevdin?” diye sormuyoruz, “en son ne zaman seviştin?” diye soruyoruz. Bu yüzden… Ama bakın bir heteroseksüel tanışma sitesinin mesajlaşma geçmişine: İlk soru her zaman “en son ne zaman âşık oldun?”.

Bugün eşcinsel âleminde topluma rahatsız edici gelen ne kadar davranış mozaiği ve alışkanlık varsa, bunların hepsinden de bize sevgiyi yasaklayan ve seksi serbest bırakan toplumun ta kendisi sorumludur. Bir grup insana sevgiyi yasakladıktan sonra, bu bir grup insanda yanlış gittiğini düşündüğünüz şeyler için o insanların kendilerini nasıl suçlayabilirsiniz?

Düşünsenize, bir toplum var ve bu toplum diyor ki: "Benim kocamla, abimle, çocuğumla, perdeleri çekip, bir tarlaya gidip, bağ evine gidip, arabanın arka koltuğuna geçip yatabilirsin. Ama bu aynı adamla sokakta gezemez, onun elini tutamaz, onunla kahve içemez ve o adama seni seviyorum diyemezsin."

Bu geçirdiğimiz nasıl bir cinnet?
Kim bu toplumu böylesine kanattı?

Bu sızdırdığımız nasıl bir irin?