kod

Eşcinselliğinin mekanızmasını, seni ve cinselliğini benzersiz yapan şeyleri, kod'unu keşfet.

yol

Olduğu ve olmak istediği insanı şekillendiren erkekleri keşfettiği yol'da KTOG'a katıl.

rehber

Eşcinsellik, seks ve envai çeşit konuda seni yükseltecek temel ve lüks rehberler.

biz

Mevcut yeryüzünde eşcinsel olmakla ilgili sakıncalı serzenişler.

aktifizm

Yataktaki pozisyonun ne olursa olsun, aktivizmin makbul olanı aktif olanı.

Eşcinsellik Tercih mi Yönelim mi?

Bu yazı, daha önce konuyla ilgili yazılan her şeyin gözden geçirilmiş, ekleme yapılmış ve değiştirilmiş hali ve aynı zamanda yepyeni bir türev. Birçok eşcinsel, birisi eşcinselliklerine laf ettiği zaman hemen "Eşcinsellik tercih değil doğuştan böyleyiz!" savunmasına geçiyor. Bu, size o an için küçük bir zafer getiriyor olsa da, uzun vadede düşündüğümüz zaman aslında kaybedeceğimiz bir savaşta kendimize hendek kazıyoruz gibi görünüyor. Bak şimdi:

Genç bir insanım, ama bu hayatta öğrendiğim önemli bir ders şu oldu: Birisi şekeri sevmiyor diye ona baklava ikram edemezsiniz. 

Eşcinsellik doğuştan diye savunmaya geçtiğiniz an tek yaptığınız tam olarak bu. Şeker sevmeyen bir insana, “tamam, o zaman baklava ye” diyorsunuz.

Hayatta öğrendiğim en önemli ders ise şuydu: Birisi sizi kötü görmek istiyorsa, kötü görecektir. Bunun şartı yok.

Karşınızdaki homofobik insan sizi hasta olarak görmek istiyorsa, siz ona “ben doğuştan böyleyim” dediğiniz zaman, karşınızdaki de "demek ki anne karnında bir şey olmuş buna, ya da eşcinsellik hakikaten de tanrının verdiği bir hastalıkmış" diye düşünüyor. Kendi mezarınızı kendiniz kazıyorsunuz.

Hiç bu açıdan düşündünüz mü?


"Eşcinsellik genetik bir şey" 

Unutmayın ki henüz insanlar üzerinde deney yapmak yasal olmadığı için eşcinselliğin genetik olduğuyla ilgili neredeyse tüm moleküler araştırmalar hayvanlar üzerinde yapılmıştır. Ve karşınızdaki güçlü bir tartışmacıysa, sizden tıbbi bir kanıt istediğinde ona gösterebileceğiniz adam akıllı iki deney vardır. Bu deneylerden birisi koyunlar üzerinde birisi de sirke sinekleri üzerinde yapılmıştır. Sirke sineklerinin genleriyle oynayan bir bilim adamı onlarca erkek sirke sineğini eşcinsel yapmış ve tüm sinekler trencilik oynuyormuş gibi arka arkaya dizilip birbirlerini döllemeye çalışmıştır. Yani bildiğiniz grup seks... Fakat şunu da unutmamak gerekir ki bu sineklerin insanlar gibi hislerinin olup olmadığını bilmiyoruz. Ve bilim adamımızın yaptığı şey aslında sadece sineklerin algılarını karıştırmak oldu. Erkek sinekler genleri değiştirildikten sonra büyük ihtimalle kadınsı feromonlar salgıladıkları için birbirlerini dişi sandılar ve çiftleşmeye çalıştılar. Yani bu sinekler döllemeye çalıştıkları sineğin erkek olduğunun farkındalar mıydı değiller miydi bunu bilemiyoruz. Zira sineklere soramıyoruz "Sen şimdi gay mi oldun?" diye. Bu açıdan düşünürsek karşınızdakine bilimsel kanıtlarla saldırırken dikkatli olun. Benim şu an yaptığım gibi mantıklı bir karşı duruşla sizi darmadağın edebilir.

"Eşcinsellik bir tercih olsaydı inan bana seçmezdim."

Bu cümle her ne kadar eşcinselliğin bir tercih olmadığı konusunda kulağa ikna edici gelse bile, aslında yaptığınız şey gayliği kötü bir şey gibi göstermek. “Evet sayın homofobik insan, biliyorum haklısın, ben hastayım, ama ben seçmedim bunu” diyerek hangi savaşı kazanabileceğinize inandınız?

Bence bu tür dramatik girişimlerin ve duygu sömürülerinin peşini bırakıp kendinizle ve eşcinselliğinizle gurur duymaya başlayın. Yani, artık "büyüyün". 

"Madem eşcinsellik bir seçim, o zaman neden ben o seçimi yaptığımı hatırlamıyorum? Siz heteroseksüel olmaya karar verdiğiniz zamanı hatırlıyor musunuz?"

Size eşcinselliğinizle ilgili yöneltilen bir saldırıda heteroseksüellikten konu açarak kurşunun yönünü saptırmaya çalışmak kısa vadede uygun olabilir. Ama karşınızdakinin "Normal olmayı seçtiğimi hatırlamamak gayet normal olsa gerek. Pankreasının çalıştığı anları hatırlıyor musun?" deme ihtimali var. Ve bence bu cümleyi duyduktan sonra yaşadığınız suskunluk zaten tartışmayı kaybettiğinizi sizin adınıza ilan edecek.

Ayrıca yukarıdaki savunmanın, bir önceki savunmadan hiçbir farkı yok. İkisinde de normal olmadığınızı en baştan kabul ediyorsunuz. Çünkü kendinizi savunuyorsunuz.

Bizim, "madem seçtim niye hatırlamıyorum" diye heterolarla ağız dalaşına girecek asilere ve aktivistlere, ya da "seçim olsaydı seçmezdim anam böyle doğurmuş" diye durduğu yerde salya sümük ayaküstü tragedyalar çevirecek hüzünlü mağdurlara ihtiyacımız yok.

Bizim, gururla "Ben eşcinselim, nedenini umursamıyorum. Ama sizin yapabildiğiniz her şeyi bazı durumlarda sizden daha iyi olacak şekilde ben de yapabiliyorum. Sizin gibi yasalara uyuyorum ve adam gibi yaşıyorum. Bu yüzden bana dil uzatmaya hakkın yok" diye bağıra bağıra ayırımcılığa karşı çıkacak mantıklı ve gururlu kişilere ihtiyacımız var.

Eşcinsellik seçim olsaydı kaç yazardı? Eşcinsel ilişkiyi sevmek ya da onu tercih etmekle cinayet, hırsızlık, tacizcilik gibi şeyler arasında bir doğru orantı var mı?

Hayır. 40 yaşında, hayatı boyunca kadınlarla arası iyi olmuş, gayet düzgün, oturaklı, yasalara uyan, namuslu bir şekilde yaşayan heteroseksüel bir pilot erkek düşünün. Bu adam günün birinde yanında çalıştığı erkek iş arkadaşından değişik bir elektrik alıp eşcinsel ilişkiyi denemeye karar veriyor ve sevdiğini fark ediyor. Bu adam heteroseksüelliğinden hiçbir şey kaybetmeden, erkeklerle de ilişkiye girerek yaşamına farklı bir tat katmaya başlıyor.

Ben doğuştan bir gay olarak bu adamdan daha mı iyiyim? Sanmıyorum. Benim çocukluğumda hissetmeye başladığım bir şeyi bu adam 40 yaşında hissetmeye başladı diye, ben hayatım boyunca sadece erkeklerle ilişkiye girerken bu adam 40 yaşında erkeklerle ilişkiyi sevmeye başladı diye, ben bu adamdan daha mı iyi oluyorum?

Sizin yaptığınız, “eşcinselliği savunamıyorum ama en azından doğuştan eşcinselliği savunabiliyorum” demek. Yani, “şekeri savunamıyorum ama baklavayı savunabilirim” demek. Komik mi?

Peki, şunu sormak istiyorum:

Dünya tercihle gay olan birisini kabul etseydi, doğuştan gay olan birisini de kabul etmek zorunda kalmaz mıydı?

Eğer tüm dünya tercihle bir arada olan iki erkeği kabul etseydi, zaten biz savaşımızı kazanmış olmaz mıydık? O zaman neden yanlış savaşı kazanmak için uğraşıyoruz? Bataklığı kurutma şansımız varken neden fransız sfenxler gibi kırlarda sivrisinek peşinden koşuyoruz?

Ve ne kadar hastalıklı bir felsefe, doğuştan gay olan bir insanın tercihle gay olan bir insandan daha iyi olduğunu düşünebilir? Zamanında Hitler de doğuştan Alman olanların daha iyi olduğunu düşünmüştü. Neler olduğunu hatırlamaya gerek var mı? Gayler olarak dünyanın en anlayışlı, en açık fikirli insanları olmamız beklenirken, aramızdan birçoğu aslında gizli birer Hitler. Neden hepimiz de bundan rahatsız değiliz?

Kendi haklarımızı kazanmak için, kendimizi “doğuştan” ilan etmek ve birilerini bizim yerimize kurban etmeye çalışmak ne kadar da patolojik bir davranış, değil mi?

Eşcinselliğin her şekli aynıdır. Biri diğerinden daha iyi değildir. Eşcinsellik bazen bir oluş, bazen de bir seçimdir. Eşcinsellik bazen bir davranıştır, ve bu davranışı gerçekleştiren herkes doğduğu andan itibaren “aman eşcinselim!” diye yanıp tutuşmak zorunda değildir. Bu sayılan hallerin hepsi de saygıyı eşit derecede hak eder. Eğer içlerinden birinden nefret ediliyorsa, bu nefret hepsine gider. Nefreti alıp hepimize dağıtmayı biliyoruz, ama söz konusu iyi şeylere gelince sadece “bana, bana” diyoruz. Biz eşcinseller olarak önümüze gelen herkesten saygı talep etmeyi iyi biliyoruz, peki bu saygıyı aldıktan sonra kendi içimizde eşit olarak bölüşmeyi neden reddediyoruz? Bir grup eşcinselin diğerlerinden daha ayrıcalıklı olduğunu düşünecek kadar nasıl saptık? Bu nasıl bir hastalık?

Ayrıca bu “doğuştan” savunmasının heteroseksüeller için bir şey ifade etmediğini kanıtlamak adına şu önermeyi yapabilirim: Ben bir heteroseksüelim, eşcinsellerden nefret ediyorum, ama hayatı boyunca eşcinsel ilişkiye girmiş bir erkek elbette ki 40 yaşından sonra bunu yaşamaya başlamış bir erkekten rezildir. Çünkü birisi bu rezillikle hayatını harcamış! Diğerinin halen kurtulma şansı var!

Peki şimdi, komik mi?