kod

Eşcinselliğinin mekanızmasını, seni ve cinselliğini benzersiz yapan şeyleri, kod'unu keşfet.

yol

Olduğu ve olmak istediği insanı şekillendiren erkekleri keşfettiği yol'da KTOG'a katıl.

rehber

Eşcinsellik, seks ve envai çeşit konuda seni yükseltecek temel ve lüks rehberler.

biz

Mevcut yeryüzünde eşcinsel olmakla ilgili sakıncalı serzenişler.

aktifizm

Yataktaki pozisyonun ne olursa olsun, aktivizmin makbul olanı aktif olanı.

Gay Olmasaydık Mutlu Olur muyduk?

Bizim gayler olarak merak ettiğimiz çok fazla şey var. Bu merakın çoğu da varsayımlardan geliyor. Misal birisi Tumblr’dan şöyle sormuş: "Ktog gay olduğunu kabul etmek değil de gay olmak zor iş değil mi? Dünyaya yeniden gelsen ister miydin hetero olmak?" Hayır, istemezdim.


Biz gayler olarak mutsuzluğu ve yalnızlığı çok yakından tanıyoruz ve o kadar çok iteleniyoruz ki, bir süre sonra bu hayatta bir insanın başına gelebilecek en zor şeyin gay olmak, bunun da bizim başımıza geldiğine inanmaya başlıyoruz.

Bu düşünce hem saçma, hem de diğer zor yaşamlar yaşayan insanlara karşı biraz saygısızca geliyor bana. 

Bir gay olarak gün içinde o kadar çok defa alarm haline, savunmaya ya da saldırıya geçiyoruz ki, bizi mutsuz yapan tek şeyin de homofobik bir dünyadaki eşcinselliğimiz olduğuna inanmaya başlıyoruz.

Bu düşünce de en başından hatalı.

Bizi mutsuz eden şeylerin büyük çoğunluğunu aslında diğer insanlarınkilerle çakışan düşüncelerimiz oluşturuyor. Misal ben şu an seks yapmayı düşünüyorum. Ama bir erkekle. Bunun yanlış olduğunu düşünen bir çoğunlukla çarpışıyorum ve bu çoğunluğa karşı yalnız olduğum için neredeyse her seferinde de yara alarak çıkıyorum. Misal ben şu an sigara zamlarının yanlış bir uygulama olduğunu, bu milletin akıl sağlığını yerinde tutan şeylerin başında sigaranın geldiğini düşünüyorum. Yeşilay tutkunlarıyla çarpışıyorum. Bu da beni mutsuz ediyor. Ben kürtaj yanlısıyım, ve 9 yaşında kızları 60 yaşında adamlara gelin eden bir coğrafyayla çarpışıyorum. Bu da beni mutsuz ediyor.

İşin ilginç yanı, kendimizle ilgili ilk keşfettiğimiz şeylerden birisi eşcinsel olduğumuz gerçeği olduğu için, büyük ihtimalle olduğumuz, düşündüğümüz, ya da istediğimiz için zarar görerek mutsuz olduğumuz "ilk şey" de aslında bizim kendi eşcinselliğimiz. İşte hayatımızın bundan sonraki dönemlerinde bir şeyi istediğimiz, düşündüğümüz için ya da o şey olduğumuz için mutsuz olursak, o söz konusu şeyi otomatik olarak bizi zarar görmeye karşı savunmasız bırakan "ilk şey"e bağlıyoruz ve "o şey"in sorumlusu "ilk şey"miş gibi davranmaya başlıyoruz. Bunun nedeni, bizi çocuk yaşta bu kadar yaralamayı başarabilen ilk gerçeğe, kendi eşcinselliğimize dair duyduğumuz gücenme hissi. Bu gerçeğe gücendik, ama gücendiğimiz şeye derdimizi anlatamadık. Çünkü gücendiğimiz şey bize kek yapmayan annemiz, ya da bizi lunaparka götürmeyen babamız değildi. Gücendiğimiz şey bir gerçekti. Ve insanoğlu gerçeklerle iletişime geçememe huyuyla ünlüdür, özellikle de çocukken. İşte bu gücenikliğin ve gücendiğimiz şeyle neye gücendiğimiz hakkında oturup konuşamıyor olmanın verdiği öfkeyi, "o şeyin", o gerçeğin ta kendisinden çıkarıyoruz. Bunu da o gerçeği suçlayarak yapıyoruz. Başımıza gelen her şey için onu suçlayarak...

Hayat devam ederken, biz sanki dünya üzerinde karşı olunan tek insan, düşüncelerimiz de karşı çıkılan tek düşüncelermiş gibi hissetmeye başlıyoruz.

Bu arada bizi mutsuz eden bin tane şey oluyor hayatımızda. Dostlarımızın ihanetine uğruyoruz, terk ediliyoruz, saldırılıyoruz, yakınlarımızı kaybediyoruz, düşüncelerimizin yok edilişine şahit oluyoruz. Bunlar bir insanın hayatını karartabilecek güçte şeyler. Ama her ne hikmetse biz halen en büyük mutsuzluğumuzun, homofobik bir dünyada eşcinsel olmak olduğunu varsaymaya devam ediyoruz.

Ne büyük bir saflık... 

Oysa durum hiç de böyle değil.

Bunun nedenlerini yukarıda saydım.

Eğer ben heteroseksüel olarak doğsaydım yine kürtaj yanlısı olacaktım. Ben yine hiçbir partiden yana olmayacaktım. Ben yine polisten gaz yiyecektim. Ben yine ihanete uğrayacaktım. Belki de ben yine çirkin olacaktım ve yalnız ölecektim.

Bunların hiçbirisinin de sorumlusu eşcinselliğimiz değil. Ve elinize bir kâğıt kalem alıp sizi son bir haftada strese sokan şeyleri sıraladığınızda, eşcinsel olduğunuz gerçeğinin aslında küçük bir yüzdeye hâkim olduğunu, problemlerinizin büyük çoğunluğunu diğer insanlarla aranızda olan ama dağ gibi eşcinselliğiniz yüzünden bir türlü fark edemediğiniz "diğer problemlerinizin" oluşturduğunu göreceksiniz. Eşcinselliğimize o kadar taktık ki, "diğer problemlerimiz" de olduğunu unuttuk.

Sayısalcı olup da matematikten anlamayan bir heteroseksüel, matematikten anlamayan bir gayden daha şanslı değildir. İkisi de belki de hiç sevmeyeceği mesleklere düşme riskiyle karşı karşıya. Bu söz konusu meslek hayatınızı karartacak ve bunun sorumlusu eşcinselliğiniz olmayacak.

Hayır, heteroseksüel doğmak istemezdim. Çünkü bugün beni mutsuz eden problemlerim; kötü sesim, göbeğim, boyum, gözüm, saçım; bunların hiçbirisinden de eşcinselliğim sorumlu değil.

Hayır, heteroseksüel doğmak istemezdim, çünkü homofobik bir dünyada gay olmak, futbol sevmeyen Alevi bir heteroseksüel erkek olmaktan daha zor DEĞİL.

Hayır, heteroseksüel doğmak istemezdim, çünkü homofobik bir dünyada gay olmak, tecavüzün erkeğin hakkı, kadına dayağın erkeğin elinin kiri sayıldığı köy yerinde sıkışıp kalan, kürtaj yanlısı, tüm azınlıklara saygılı, güzeller güzeli, çiçekli fistanlar içerisinde dolaşan heteroseksüel bir Ayşegül olmaktan daha zor DEĞİL.

Hayır, istemezdim.

Biz işin kolayını bulmuşuz. Çünkü biz o kadar tembeliz ki, hayatımızı etkileyen gerçek problemleri bulmak yerine tüm mutsuzluğumuzu eşcinsel olduğumuz gerçeğine endekslemenin kolaylığını keşfetmişiz.

Sen önce yalnızlığının suçunu koca götünde aramayı, olmadı suçu “seni her seferinde sadece koca götünle değerlendirecek kadar sığ insanlarla tanıştırmayı beceren erkek zevkine” atmayı öğren.

Sen önce dışlanmanın suçunu “seni dışlayacağını bile bile yanına gittiğin” insanlarda aramayı, olmadı suçu “seni her seferinde seni dışlayacak insanlarla muhabbet etmeye zorlayan tutamadığın diline” atmayı öğren. Çünkü aynı dil sen heteroseksüel olduğunda da olacaktı ve bu sefer de senin sinirlerini bozacağını bile bile seni, feminizme düşman kesilmiş iki heteroseksüel erkekle karşı karşıya getirecekti.

Mutsuzluğunun sorumlusu aptal insanlar ve aptal insanlar sen gay olsan da heteroseksüel olsan da olacaklar. Senin eşcinselliğine laf uzatan aynı aptal insan, sen heteroseksüel olduğunda bu sefer de dinine, politikana, götüne, başına laf uzatacaktı. Sen yine mutsuz olacaktın. Normalde aptal olan bir insan senin heteroseksüel olduğunu görünce bir anda dünya akıllısı bir entelektüele mi dönüşecek? Kedi yavrusuna tekme attığı için sinirlerini gün boyu bozmayı beceren bir psikopat, senin heteroseksüel olduğunu öğrenince PETA üyesi mi olacak? Orman yıkıp blok blok apartman dikmekten vazgeçip TEMA aktivistine mi dönüşecek?

Hayır, heteroseksüel olmak istemezdim.

Çünkü ben eşcinselliğimden ibaret değilim. Beni bu dünyayla karşı karşıya getiren fikirlerim, inançlarım, ideolojilerim ve politik düşüncelerim var. Beni yakın çevremle karşı karşıya getiren problemlerin, güvensizliğim ve kendime söz dinletemediğim yanlarım var. Bunların hiçbirisinin de sorumlusu benim eşcinselliğim değil. Yıllar önce arkasından konuşarak kaybettiğim bir arkadaşımın acısını bugün halen duyuyorsam ve bu beni perişan ediyorsa, bunun sorumlusu penisimin kime kalkıp kalkmadığı gerçeği değil. Ben penisimden ibaret değilim. Ben bir bireyim. Gay, değilim. Gay olan bir bireyim. Ben gay değilim. Gay olmak, benim sadece bir parçam.