kod

Eşcinselliğinin mekanızmasını, seni ve cinselliğini benzersiz yapan şeyleri, kod'unu keşfet.

yol

Olduğu ve olmak istediği insanı şekillendiren erkekleri keşfettiği yol'da KTOG'a katıl.

rehber

Eşcinsellik, seks ve envai çeşit konuda seni yükseltecek temel ve lüks rehberler.

biz

Mevcut yeryüzünde eşcinsel olmakla ilgili sakıncalı serzenişler.

aktifizm

Yataktaki pozisyonun ne olursa olsun, aktivizmin makbul olanı aktif olanı.

Gaylerin Saklambacı, Başka Bir Saklambaç

Biz büyürken çevremizdeki bütün erkeklerin kadınlardan çok farklı olduklarını gördük. Her çocuk gibi, bizim de cinsiyet ayırımlarımızı bu irili ufaklı farklılıklar yarattı. Biz gaylerin bir farkı, detaylara dikkat etmeyi diğer çocuklardan daha erken öğrendik. Çünkü bizi farklı kılan bir şeyin, adını o sıralar koyamasak bile farkındaydık. Bu farklılığı sınırlı bilincimiz ve çevresini yeni yeni algılamaya başlayan gözlerimizle adlandırmaya çalışırken, cevabı bulamadığımız her seferinde daha çok detaylara dikkat etmeye başladık.

Bu detay merakımız sonunda bize, büyük erkeklerin duygularını kadınlara göre oldukça fark edilebilir şekilde sakladıklarını, diğer erkek çocuklara göre çok daha erken öğretti. Dahası, bu detay merakı bize, duygularını en çok saklayan erkeklerin ya güçlü erkekler olduklarını, ya da güçlü erkek olarak algılandıklarını öğretti. Bundan sonra bizim için her şey tepe taklak oldu.

Madem güçlü erkekler duygularını saklıyor, o zaman biz de eşcinselliğimizi saklamalıyız dedik. Halbuki eşcinsel olmak bir duygu değildi. Eşcinsellik, bizim kimliğimizdi.

Çünkü biz gayler çocukken, diğer çocuklardan farkımızı anlamaya çalıştıkça içimize ve duygularımıza yöneldik. Cevabı davranışlarımızdan çok duygularımızda ve istediğimiz şeylerde aramaya çalıştık. Farklı olduğumuz gerçeği duygularımızın da diğer çocuklarınkinden farklı olduğu fikrini doğurdu. Böylece bir noktada, kimliğimiz ve duygularımız olduğumuz kişiyle bütünleşti. Bütün bunları, tam da duygularını saklayan erkeklerin güçlü olduklarını sanmaya başladığımız dönemde yaşadık. Oysa erkeklerin güçlü olmak için değil, kendilerine öyle öğretildiği için duygularını sakladıkları gerçeğinden habersizdik. Ve biz de çevremizdeki erkekleri model almaya başlayıp duygularımızı saklamaya karar verdiğimizde, zaten olduğumuz kişiyle bütünleştirdiğimiz ve bir tuttuğumuz duygularımızla birlikte, farkında olmadan kimliğimizi de saklamaya başladık.

Babalarımızın sakladıkları duygularıydı. O zaman biz de duygularımızı saklamalıydık. Ama bizi biz yapan şeyin, bizi diğer çocuklardan ve belki de bütün bir dünyadan ayıran şeyin duygularımız olduğu gerçeğini daha fark edemeden unuttuk ve yok ettik.

Bu yüzden bir eşcinsel erkek için duygularını saklamak, diğer erkeklerin duygularını saklamalarından daha zor ve çok daha acı verici. Çünkü biz, kendimizle, olduğumuz kişiyle ilgili konuşmaktan men edildiğimizin, varlığımızın bir şekilde yasak olduğunun farkındaydık. Geriye konuşabileceğimiz tek bir şey, duygularımız kaldığında ise, biz duygularımızı saklamamız gerektiğine ikna olmuştuk.

Bugün bir eşcinsel öfkesini kontrol altında tutmaya çalışırken, aslında bütün bir kimliğini kontrol altında tutmaya çalışıyor. Bir eşcinselin derisini tırmalayarak ortaya çıkmaya çalışan şey sadece basit bir öfke patlaması değil, o öfke ve daha yüzlerce duygunun bağlanıp bütünleştiği kimliği. 

Bir heteroseksüelin yaşadığı öfke patlamasını izlediğimde, öfkesinin nedenlerini istediğinde sıralayabildiğini, basitçe bugün yaşanan X olayı yüzünden doğan öfkesini kusabildiğini rahatlıkla görebiliyorum. Oysa bir gay öfkelendiğinde, çoğu zaman öfkesinin nedenlerini sıralamaya çalıştığında bunu tek bir şeye bağlayamadığını, bu öfkenin kaynağı sandığı şeyin aslında başka bir şeye ait olduğunu, o şeyi bir türlü adlandıramadığını fark ediyor ve yeniden sessizliğe, kendi içine patlamaya dönüyor. En basit bir şeye öfkelendiğinde bile, beraberinde onu bugüne kadar öfkelendirmiş ne kadar şey varsa birlikte su yüzüne çıkmaya başlıyor. 

Çünkü biz duygularımızı saklarken, yanlışlıkla kendimizi de sakladık. Bir kez öfkelendiğimizde bile, bizi bugün sessizleştiren bütün bir geçmişimizi hatırlıyoruz.

Bizi biz yapan şeyin duygularımız olduğunu, bizi çocukluğumuz boyunca farklı ve yalnız hissettirenin, kendi ayırdımıza varmamızı sağlayan ilk şeyin duygularımız olduğunu unuttuğumuz için yaşıyoruz bunları. Bir gay için duyguları, diğer tüm erkeklerin duygularından daha önemli. Çünkü duygularımız, bizim kimliğimizi yarattı. Bugün, ne zaman model almak istediğimiz bir erkeğin çocukluğumuzdan beri süre gelen sessizliğine baksak, bu sessizlikle nasıl böyle barışık olduğunu anlamaya çalışıyoruz. Belli ki biz bu sessizlikle barışık değiliz. Unuttuğunuz gerçekse, sessizliğimizle barışık olmamamız gerektiği gerçeği.

Biz, sesimizle var olacaktık. Bunu da unuttuk.