kod

Eşcinselliğinin mekanızmasını, seni ve cinselliğini benzersiz yapan şeyleri, kod'unu keşfet.

yol

Olduğu ve olmak istediği insanı şekillendiren erkekleri keşfettiği yol'da KTOG'a katıl.

rehber

Eşcinsellik, seks ve envai çeşit konuda seni yükseltecek temel ve lüks rehberler.

biz

Mevcut yeryüzünde eşcinsel olmakla ilgili sakıncalı serzenişler.

aktifizm

Yataktaki pozisyonun ne olursa olsun, aktivizmin makbul olanı aktif olanı.

İlahiyat Kantininde Korsan Gay Roman Bastırmak

Bunu anlamanız gerekiyor. Biz gayler, hepimiz de, çocukluğumuzdan beri küçük bir anarşist olduk aslında. Ve elimize fırsat geçtikçe de minik adımlarla hep dünyadan intikamımızı aldık. Çünkü biz farklıydık. Bunun bedelini çok küçük yaşta ödemeye başlamıştık. Ve birilerine zarar verip de intikam alacak kadar güçlü değildik, çünkü daha çocuktuk, ama kötü bir çocuk olmak istediğimizde dünya bize hep kollarını açıyordu. Eğer dünya üzerinde yaramaz bir çocukluk geçirmiş insanları toplarsanız, bunlardan %80’inin LGBT çıkacağına eminim.

Hepimiz zamanında, durduk yere gidip bir şeyler yakmak, misafirliğe gittiğimizde mutlaka o evden bir şeyler çalmak ya da bir şeylere zarar vermek, tuvalet yerine lavabonun kendisine işemek, sevmediğimiz okul arkadaşlarımızın favori silgilerini çalmak gibi şeyler yaptık.

Geriye dönüp baktığımda türlü yaramazlıkların aslında hep "skoru eşitleme" amaçlı olduğunu görüyorum. Bunu bugün biliyorum çünkü o yıllar önce çevresinde terör estiren yaramaz çocuk bugün halen benim içinde yaşıyor. Pek çok zaman nefesini rahatlıkla hissediyorum, içimde yaşamıyorsa bile beni takip ediyor. Ama artık ben büyüdüm ve o çocuk bana bir şeyler yapmamı fısıldadığında, hemen "hayır" demesem bile en azından bunun nedenini anlayabilecek seviyedeyim.

Bana yaramazlık yapmayı teklif eden bu hayali çocuğa "hayır" demeyi sevmiyorum. Çoğu zaman teklifini kabul ediyorum. İşte İlahiyat Fakültesi'nin kantininde geçen maceralarım da böyle başlamış oldu. Çok büyük prodüksiyonlu bir şey değil bu. Bazen internetten İngilizce orijinal bir gay temalı roman buluyorum. Benim de elektronik okuyucularım var ama kâğıt kokusunu halen hiçbir şeye değişmiyorum. Bu romanı taşınabilir bir belleğe atıp İlahiyat'ın yemyeşil patikasında yürümeye başlıyorum.

"Pardon, bir çıktı alacaktım ama?"

"Tabi hemen yardımcı olayım. Ders notu mu?"

"Hı hı. Hocamızın verdiği bir kitap. Çok önemli. Sınavda soracakmış. Kendi dedi."

"Gönderiyorum çıktıyı, ikinci makineden alınız."

Makinenin başında romanın sayfalarının birbiri ardına geçişini izliyorum. Bazen kâğıtlara yeterince odaklanabilirsem basılmakta olan, henüz okumadığım bu korsan kitabın içinden birkaç cümle seçebiliyorum.

"He held my hands from behind me, and he pressed his body against mine. I loved this pain..."

"He fucked me senseless."
"He fucked me again." 

Gibi...

Bunlar beni mutlu eden küçük şeyler.

Sanırım çocukluğumda sıra arkadaşlarımın favori silgilerini çalarken onlardan aslında benim kadar acı çekmedikleri için intikam almaya çalışırdım. Ben büyürken masumiyetimi beni istemeyen bir dünyaya kaybediyorum, o zaman sıra arkadaşlarım da favori silgilerini kaybedeceklerdi.

Elbette artık o çocuk gibi düşünmüyorum. Ama bugün gülerek hatırladığım o yaramaz dönemi ara sıra taçlandırmayı seviyorum. Bir şekilde İlahiyat kantininde çalışan herkesin eğer benim gay olduğumu bilseler bana zarar vermeye çalışacaklarından eminim. Bir sinek rolüne bürünüyorum böyle zamanlarda. Onların makinalarından habersizce ayıplı şeyler bastıran ve o makinelere masumiyetlerini kaybettiren bir sinek oluyorum. 

"Yakalayamazsınız kiiiii! Vızzzz! Yakala hadi! He fucked me senseless! Hahaa! Yakalayamazsınız kiii! Bu kitabı da bastırdım! Al bunu da bastırdım! His dick was so mouth-watering! I sucked dick! I suck dick bitcheeeez! Bunu da bas bunu da! Aaaa! Helelele loy! Loke loke!"

Onlara kendi masumiyetlerini kaybettirmeye çalışmıyorum. Çünkü bana en başta masumiyetimi kaybettiren şey, onların masumiyet yoksunluklarıydı. İçlerinde barındırmadıkları bir şeyi yok edemem. Ama fotokopi makinalarının masumiyetini alabilirim.