kod

Eşcinselliğinin mekanızmasını, seni ve cinselliğini benzersiz yapan şeyleri, kod'unu keşfet.

yol

Olduğu ve olmak istediği insanı şekillendiren erkekleri keşfettiği yol'da KTOG'a katıl.

rehber

Eşcinsellik, seks ve envai çeşit konuda seni yükseltecek temel ve lüks rehberler.

biz

Mevcut yeryüzünde eşcinsel olmakla ilgili sakıncalı serzenişler.

aktifizm

Yataktaki pozisyonun ne olursa olsun, aktivizmin makbul olanı aktif olanı.

Hornet'te Reddetme Sanatı

Hornet'teki en büyük problemlerinizden biri "insanları reddetmek" konusundaki başarısızlığınız. Ve garip bir şekilde bu problemin içine kendimi katmıyorum, çünkü doğru davrandığım için bugüne kadar bir ters tepme de yaşamadım; yaşayabilirdim, ama yaşamadım. Ve hornet diyorum, çünkü Planet Romeo gibi sitelerde zaten "girmedi/görmedi zaar" psikolojisi olduğu için reddetme sorunsalı da yaşamıyorsunuz. Ama Hornet başka...

Çünkü Hornet herkesin elinde, cebinde, kısaca yanında. Yazdığınız mesajı gördüklerini biliyorsunuz. Size yazılan mesajı gördüğünüzü bildiklerini biliyorsunuz. Baskı yüksek yani.

Peki reddetmek neden bu kadar zor? Beğenmediğiniz kişiye "seni beğenmedim" demek neden bu kadar zor? Elbette bu zorlukta "seni beğenmedim" demenin bir hakaret olarak algılanacağı, karşınızdakinin kalbini kıracağınız ya da laf yiyeceğiniz korkusunun rolü büyük; o yüzden "seni beğenmedim" yazamıyoruz. Her ne kadar bu alemdeki herkes "dürüst ol, adam gibi söyle, beğenmediysen söyle, kıvırtma" mantrasına sarılsa da, iş bu mantrayı gerçeğe dökmeye gelince herkes olmaktan korktukları o dansözlere dönüşüyor.

Sonuçta cevap vermemeyi seçiyoruz. Eğer yazan kişiyi beğenmediysek, cevap yazmıyoruz. Ve o sohbet öylece bekliyor. Siz okuduğunuzu biliyorsunuz, karşıdaki okuduğunuzu biliyor, siz onların okuduğunuzu bildiklerini biliyorsunuz... Ve garip bir rahatsızlık havada asılı kalıyor. Bazen siz kendinizi borçlu hissediyorsunuz ve bir kısmınız bu vicdan azabından kurtulmak için direk gelen mesajı silip sanki hiç gelmemiş gibi yaşamayı tercih ederken, bir kısmınız da işler boka sarana kadar bekliyor. Boktan kasıt "neden cevap vermiyorsun?" diye bir mesaj almanız, ki bu olana kadar bekliyorsunuz. Sonra da çok küçük bir kısmınız bu kişileri engellemeyi seçiyor, büyük bir kısmınız ise kendinizi bir ağız dalaşının içinde, hiç tahmin etmediğiniz kadar çirkinleşmiş bir halde buluyorsunuz. Çünkü siz yazmadığınız halde karşıdakinin bu kadar ısrarlı olması sinirlerinizi bozuyor. Eğer isteseydiniz cevap verirdiniz; bunu siz biliyorsunuz, karşıdaki biliyor, karşıdakinin bildiğini de biliyorsunuz, karşıdaki de sizin onların bildiğini bildiğinizi biliyor. Arap saçı, fars çükü? Siz çirkinleşince karşıdaki de çirkinleşiyor. Alın size bela, sinir bozukluğu. Tabi bazılarınız bu dramadan besleniyor, bazılarınız bu dramayla yaşıyor, bazılarınız bu drama olmadan kendilerini "hayatta" hissetmiyor, ve bu yazının tümünde de o küçük sürtük azınlığı dışarıda tutuyorum ve geriye kalan kitleye sesleniyorum.

E ne yapalım şimdi?
  • "seni beğenmedim" desek kalp kıracağız ya da başa bela alacağız. kaldı ki hiçbirimiz de "seni beğenmedim" diyecek özgüvenle yetişmedik, o özgüvenli insana dönüşemedik?
  • cevap yazmasak karşıdaki ısrarla yazmaya devam edecek, ben sinirleneceğim, al başa bela.
Arkadaşlar siz salak mısınız? Bu soruyu çok ciddi soruyorum.
Siz istemediğiniz sürece kimse Hornet'te sizin başınıza bela olamaz. Eğer kendinizi biriyle ağız dalaşına girmiş halde bulduysanız, bunun tek sorumlusu sizsiniz.
  • neden karşıdakini engellemiyorsunuz?
Hayır, kavga ettiğiniz kişiden bahsetmiyorum, beğenmediğiniz kişiden bahsediyorum. Neden beğenmediğiniz kişiyi engellemiyorsunuz? Neden size ısrarla yazana kadar bekliyorsunuz? Madem cevap vermeyeceksiniz, madem beğenmediniz, neden o gelen mesaj halen inbox'ınız da duruyor, o mesajı silmiyorsunuz, ve neden o mesajı yazan kişiyi engellemiyorsunuz?

Bunun çok kaba olacağından mı korkuyorsunuz?

Hayır. Kabalıkla ilgisi yok. Siz basitçe zavallı bir ihtimale sığınıyorsunuz. "Ya gün gelir de bu beğenmediğim çirkinle konuşmak istersem? Ya aslında resimlerde göründüğü kadar çirkin değilse? Ya ileride bir şey olursa?"

İşte bu açgözlülüğünüz yüzünden yaşıyorsunuz tüm dramayı. Çünkü eliniz "engelle" butonuna gidemiyor. Ve kaba olmaktan falan korkmuyorsunuz. Çünkü siz kaba olmaktan gerçekten sandığınız kadar korkuyor olsaydınız, bu zamana kadar nasıl kibar olacağınızı öğrenmiş olurdunuz ve bütün problem çözülürdü. Sizin derdiniz kaba olmak falan değil. Sizin yaptığınıza "scavenge" denir. Aç bir hayvan gibi bütün ihtimalleri elinizin altında tutmaya, bir de bu ihtimalleri ve geleceklerini kontrol etmeye çalışıyorsunuz. Yani Tanrı'yı oynuyorsunuz. Beğenmediğiniz insanlara sanki onları beğenmişsiniz gibi birkaç gün cevap yazıp sonra da muhabbeti ilerlemeyecek bir noktaya getirip zorunlu aralar vermenizi sağlamanızın nedeni de bu: Siz bunu bilerek yapıyorsunuz.

Madem beğenmediniz, "engelle"ye basmak "seni beğenmedim" demekten daha mı zor? Hayır, çok daha kolay. Hem karşıdakinin hisleri kırılmış olsa bile bunu size söyleyecek bir yol bulamayacak, çünkü onu engellemiş olacaksınız. Anlıyor musunuz bunu?

Ama hayır, siz o ihtimali elinizin altında tutmak, Çirkin Mahmud'la olası bir booty call ilişkisini cepte hazır bekletmek istiyorsunuz. Çünkü Hornet kullanmayı bilen, ya da kullandığı halde sonunda bu ortamı terk etmemiş kaç kişi kaldı ki şunun şurasında? İstanbul, Ankara dışındaki her şehirden en fazla 100'er hesap çıkıyor, o da en fazla. Siz bu beğenmediklerinize "seni beğenmiyorum" diyecek kadar dürüst olursanız, elinizde kimse kalmayacak. Sizin asıl korkunuz bu. Kaba olmaktan falan korktuğunuz yok. Hele karşıdakinin hislerini incitmekten korkuyor olmanız bugüne kadar söylediğiniz en, ama en büyük yalan. Madem bu kadar hissiyat vardı, o kavga sırasında nereye gitti? Plastik am'a bile kalkmayan gay halinizle birbirinizi analarınızı sikmekle tehdit ederken, "out etjeam seni orspaaa" diye zırlarken o hissiyat nereye gidiyor?

Farkında olmadan inanılmaz itici olan bir tip ise şu:
Profilinde: "cevap vermiyorsam beğenmedik/uyuşmadık demektir? neden bu şansını zorlamaktaki ısrar?" yazan tip. Burada 2 problem var:

1- Neden şöyle bir uyarı yazmıyorsun? "Eğer online olduğum halde cevap vermiyorsam uyuşmadık demektir." Neden bunun yerine şunu yazıyorsun: "öff anlayın be cevap vermiosam beğenmedim demektir slk msnz :S" Bu ego nedir?

2- İnsanların şansını zorlamalarından şikayet ediyorsan, demek ki sen insanları bu noktaya getirmişsin, ve bunun sorumlusu sensin. Demek ki sen en başta profiline "cevap vermiyorsam uyuşmamışızdır" diye bir uyarı koymamışsın, önce günlerce, haftalarca, aylarca insanlar senin neden cevap vermediğini anlayamasınlar ve sana ısrarla yazmaya devam etsinler diye beklemişsin, yani bir tuzak kurmuşsun, sonra da "off sıkıldım" triplerine girmeye hak kazanmayı beklemişsin. Üstüne üstlük bundan da büyük bir keyif alıyorsun ve bunu gizlemeye çalışıyorsun; ama ne yazık ki başarılı değilsin. Canım, balım, yeme bizi. Mistik ya da havalı değilsin, zavallısın. Sana ısrarla yazmaya devam eden insanlardan daha zavallısın.

3- Bu alemdeki yanlış olan her şeyin nedeni sensin.

Peki ne yapalım:

Çözüm 1.
Eğer karşıdaki size (hele daha siz sormadan) fotoğrafını gönderdiyse, ya da fotoğrafı varsa, ve siz beğenmediyseniz, şunu yazacaksınız:
  • Eğer foto gönderdiyse ilk cümleniz şu olacak. "Fotoğraf için teşekkür ederim." (Çünkü artık İran'dan farksız bir ülkede yaşıyoruz, ve insanlar out olmaktan 5 sene önce korktuklarından daha çok korkuyorlar. Hiçbir şey düzelmediği gibi her şey geri gidiyor. Aldığınız fotoğraf için teşekkür edin, çünkü bu güven bir teşekkürü hak ediyor.)
  • Sonra şu: "Bizim uygun olduğumuzu düşünmüyorum / Biz uygun değiliz". (Başına "bence" yazmayın, olayı kişiselleştirmeyin ve "neden" sorusunun önüne geçmiş olun. Çünkü "bence" diye vurguladığınız zaman sohbete kapı aralamış oluyorsunuz.)
  • Ve son olarak: "Ama ikimize de bol şans diliyorum." ("Sana" demeyerek, yani "sen" zamirini kullanmayarak yine kişisel olmaktan kaçındınız, ve dahası, "sende bir problem var, o yüzden sana bol şans diyorum" algısını yaratmaktan da kurtuldunuz. Yani "neden" sorusunun önünü tıkadınız.)
Siz bunları yazdıktan sonra, hiçbir insan evladı size küfür ederek dönmez, asla. Eğer bu mesaja rağmen size ters bir şey yazdıysa işte o zaman her tür küfürle yürüyebilirsiniz, kimse sizi tutamaz, ve kimse sizi tutmamalıdır. Bu lütuf etmeye mecbur olmadığınız kibarlığa rağmen ters bir cevap aldıysanız, karşınızdaki insan değildir zaten. Ama önce bu mesajı yazın.

Bir insana yazabileceğiniz en dürüst ve en kibar mesaj budur. Bundan daha fazla dürüstlük (nedenini açıklamak gibi) gereksiz ve de talep edilmediği sürece bir art niyet taşır, amacını aşar. Bu mesajdaki dürüstlük seviyesi ideal. Karşıdaki "neden" diye sorduğunda ise lütfen terslemeyin. Çünkü birisi sizi beğenmediğinde siz de nedenini merak ediyorsunuz; hepimiz, ama hepimiz de tek tek, nedenini merak ediyoruz. Önce bu gerçeği kabul edin. Şunu yazın:
    • "Özel bir nedeni yok (ya da söyleyemiyorum). Ama yazışmaya devam edersek zamanımızı harcayacağımı tecrübelerimden biliyorum, ve bunu engellemek istedim."
Eğer buna rağmen karşıdaki "neden" diye soruyorsa o adam orospudur. Bas engeli. Hatta engeli basma. Küfürle yürü. Bu adama istediğin küfrü etmek senin hakkın oldu artık. Ama önce bu noktaya kadar kibar olacaksın.


Çözüm 2
Engelle.

Birisini engellemek sandığınız gibi büyük bir terör değil. Ne dünyanın yörüngesini değiştiriyorsunuz, ne de karşınızdakinin intiharına neden oluyorsunuz. Ayrıca bundan 6 ay sonra yeni hesap açıp o adamla yazışsanız, sizin onu engellediğinizi falan hatırlamayacak. Lütfen bu "hoarding" huyunuzdan vazgeçin. En küçük bir çöpünü bile atmaya kıyamayan 90'lık ninelerden farksız davranıyorsunuz. O kadar çirkin bulduğunuz biriyle hayatınızın aşkını yaşama fırsatına basmıyorsunuz o engeli. Neden bu korku? Siz sonunda o kadar çirkin bulduğunuz biriyle hayatınızın aşkını yaşayacaksınız siz o kaderi de o hayatı da sikin zaten. İntihar edin, harbiden, açık açık söylüyorum.

Ekstra çözüm:
Pre-engelleme sessions

Ara sıra Hornet'i açın ve fotoğraflarında net bir şekilde yüzleri olan, ve yer yarılsa sikmem diyeceğiniz, "eğer bu bana dokunursa polis çağırırım" diyeceğiniz profillerin tamamını da aranızda hiçbir iletişim olmadan engelleyin. Neden Hornet'i her açtığınızda bu profilleri scroll etmekten bu kadar zevk alıyorsunuz? Bilgisayarınızda hiç dinlemeyeceğiniz müzikleri tutuyor musunuz? Belki bir gün arabesk severim diye Müslüm Gürses klasörünüz var mı? Hayır, yok. Çünkü sizi bağlasalar arabesk dinlemeyeceğinizi biliyorsunuz. "Belki bir gün dünyadaki tüm müzikler yok olur, ben en iyisi arabesk arşivimi saklayayım, belki bir gün dinleyeceğim tek müzik o kalır" diye korkudan titreyerek arşiv mi saklıyorsunuz? Hayır. Çünkü dünyada bir müzik arabesk kalsa yine dinlemeyeceğinizi, onu dinlemek yerine gebermeyi seçeceğinizi biliyorsunuz. Bu sevmediğiniz profiller için durum farklı mı? Değil. O zaman neden en baştan engellemiyorsunuz? Böylece sizi hiç görmeyecekler. Ve siz Hornet'in ana sayfasında yeni birileri var mı diye saatlerce scroll etmek zorunda kalmayacaksınız, çünkü görmek istemediğiniz herkesi yok ettiğiniz için ekranınız boşalmış olacak. Geriye kalan profillerin tamamı da sizin bir şeyler yaşama şansınızın olduğu profiller olacak, ve bu profillerle aylarca, yıllarca yazışabilir ve şansınızı deneyebilirsiniz.

Neden o beğenmediğiniz, "bana dokunsa savcıya giderim" dediğiniz profiller size yazana kadar, yani drama başlayana kadar bekliyorsunuz? Siz salak mısınız? Değilsiniz, çünkü KTOG okuyorsunuz, KTOG'u seven birisi salak olabilir mi? Şu yazdığım karmaşık şeyleri anlıyorsanız zaten default olarak salak değilsiniz demektir. Peki neden salak gibi davranıyorsunuz? Neden bir salağın kaderini yaşayana kadar bekliyorsunuz?

Bir ikincisi ise, karmaya inanın. Klasik anlamda karmaya değil tabi. Ama karmanın bir tür formuna inanmalısınız. Beğenmediğiniz tipleri "belki bir gün bir şey yaşarız" sanrısıyla silmediğiniz sürece yeni birileriyle tanışamayacaksınız. Deneyimle sabit.

"Hoarder" olmayın. Dolabınızda yeni kıyafetlere yer açtığınız gibi Hornet'inizde yeni profillere yer açın.

Burası KTOG, ve sezon 4'tesin.