kod

Eşcinselliğinin mekanızmasını, seni ve cinselliğini benzersiz yapan şeyleri, kod'unu keşfet.

yol

Olduğu ve olmak istediği insanı şekillendiren erkekleri keşfettiği yol'da KTOG'a katıl.

rehber

Eşcinsellik, seks ve envai çeşit konuda seni yükseltecek temel ve lüks rehberler.

biz

Mevcut yeryüzünde eşcinsel olmakla ilgili sakıncalı serzenişler.

aktifizm

Yataktaki pozisyonun ne olursa olsun, aktivizmin makbul olanı aktif olanı.

Hetero Olmaya Çalışmak

Bize sık sorulan bir sorudur: "Hiç hetero olmayı istedin mi?". Bu soruya yarımız evet yarımız da hayır deriz. Evet diyenlerin yarısı gerçekten homofobik olup bir de eşcinsel olan insanlar, yani Allah itmesin benden ırak ola tayfasıdır; gerçekten de 'normal' olduklarına ikna oldukları hetero camiasına ait olma aşkıyla yanıp tutuşan bir kısım. Evet diyenlerin diğer yarısı ise aslında başka bir şeye "evet" demektedir.

Evetçilerin söz konusu diğer yarısı aslında "heteroseksüellerin sahip oldukları hayata ve avantajlara" evet demektedir, ve bu devirde bu 'hayat ve avantajlar'a sahip olmanın tek yolunun da bir hetero olmak olduğunu bilmektedirler.

Velhasıl-ı kelam, ister self-homofobikler olsun, ister avantaj-avcıları olsun, "hetero olmaya evet" denirken istenilen şey bizim midemizi ağzımıza getiren 'çomar fiat doblocu hetero' tayfası değildir. İlk grup kendilerini sevmemekte, ve çözümü toplumun 'zıt' belirlediği taraf olmakta aramaktayken, diğer grup basitçe hayatta kalmak yerine yaşama'nın yollarını aramaktadır. Bahane ne olursa olsun, self-homofobik olan gaylerimizle bile, biz heteroseksüel erkeklerden tiksiniyoruz; bu bir gerçek.

Bir de benim gibi, bu soruya "HAYIR", büyük harflerle "HAYIR" yanıtını veren yarımız var bizim. Hayır, heteroseksüel olmak istemedik, ve istemiyoruz. Bunu manifesto edişimiz ne kadar rahat görünse de, hayat her zaman o kadar rahat değil. Çünkü benim de dahil olduğum bu tayfanın en önemli özelliği, 'feminenliği' bir manifesto ve propaganda aracı olarak kullanmamız, ki buna başka bir yazıda daha detaylı değiniyorum. Yani feminenleşmenin bize ölüm dahil envai çeşit problem getirebileceği yerlerde biz, olmaya gücümüzün yettiği en baba travesti gibi davranmaya ant içiyoruz. Misal, kadın düşmanı bir muhabbetin döndüğünü bildiğimiz ve okey oynanan heteroseksüel erkek dolu bir masada inadına "CANIMSS BEN DE SİSLE OYNAYABİLİR MYM SİSE ÇAY KOYARIM VE TAŞ ÇEKERİM :)))" gibi davranmak...

Ama... Bazen HETERO olmak zorundayız, hem de büyük harflerle HETERO olmak zorundayız. Akrabalarınız, zorunlu selam vermek zorunda olduğunuz tanıdıklarınız, babanızın-amcanızın dükkanı ve çeşit çeşit örnekte, siz, hetero olmak zorundasınız; ki buradaki heteroluktan kasıt şudur: Nefret ettiğiniz heteroseksüel erkeklere karşı feminenlik ve feminizm propagandaları dahil hiçbir enstrümanı kullanmayacağınıza kendinize söz verdiğiniz; yani onlardan biri gibi görüneceğiniz, kendinizden ve olmak istediğiniz insandan ödünler vereceğiniz bir 15 dakika.

Geçenlerde başıma geldi. Paraya sıkıştığım bir ara, hükümetle ve çeşitli cihadist cemaatlerle çok yakın ilişkisi olan bir sendikanın düzenlediği, korkunç yüksek bir meblağda para ödülü konulmuş bir kompozisyon yarışmasına katılmaya karar verdim. Yarım saatte, onlardan biri gibi davranarak yazdığım iki yüzlü kompozisyonun bir alternatifi, inanıyorum ki, Hitler tarafından kullanılmış olsa idi, şu an Yahudi kelimesi sözlükten kalkmıştı. Kompozisyonların elden teslim edilmesi gerekiyordu. Hafta içi bir gün ayarladım ve okul çıkışında pıtı pıtı sendikanın Kırsal şubesinin yolunu tuttum. Kendimden çok emindim. Oraya girip "selamın aleyküm" diyecektim, bir çaylarını içecektim, bacak bacak üstüne bile atmayacaktım, tıpkı onlardan biri gibi olacaktım ve "off yolda gelirken laik köpekler üstüme saldırdı, nedir bu ülkenin hali ehehe ağuu" gibi muhabbetler edecektim, kompozisyonumu çok seveceklerdi, ve ben de o korkunç para ödülünü kazanacaktım ve o parayla kızıl Rus diyarlarında kendime bir şato yaptıracak ve olmayı hak ettiğim bir prenses olarak yaşayacak idim.

Ama hayat her zaman böyle kolay değil...

Hetero olmayı beynime o kadar kötü bir şey olarak programlamışım ki, ne zaman bir sebepten ötürü karşımdakini heteroseksüel olduğuma inandırma çabasına girsem, bu çaba geri tepiyor. Ama öyle böyle geri tepmekten bahsetmiyorum. Her LGBTİ bireyin derinliklerinde yaşayan, ve biz anti-hetero tayfanın özenle besleyip büyüttüğü trave'nin ortaya çıktığı o andan bahsediyorum.

Sendikanın Kırsal şubesini ararken kayboldum. Gerizekalı ofislerini asla bulamadım. Sonunda telefonlarını buldum ve aramaya karar verdim. Ne için aradığımı soran adama -aynen- şunu söyledim:

"Ay merabaaa, şey ben sisin ofisinisi ararkenss kayboldumsss da :(( Napcamsss bilemedim sisi arıyım dedimsss ben şu an çarşının ordayımsss"

Adam ilk şoku atlattıktan sonra adresi tarif etti. İşin ilginç yanı, benim gibi birinin öyle bir sendikayı neden ziyaret etmek istediğimi öyle merak etti ki, adam asla telefonu kapatamadı. Ben şubeyi tarif ettikten sonra "hadi siktir" deyip gider sanıyor idim, nerde, elinde olsa telefonun hoparlöründen çıkıp elimden tutup götürecekti. Tabi ben adresi anlamış gibi numara yaptım, çünkü her hetero anlatılan adresi bir defada anlar; ve gayliğimi anlamalarına izin veremezdim. Ne yazık ki adresi anlamış numarası yaptığım birkaç dakika sonra ortaya çıktı. Adam bu kadar adres özürlü olduğumu öğrenince bir merhamete geldi, yaval yavaş çevremdeki binaları, yolları falan anlatmaya başladı. Ben bu noktada şöyleyim:

"Ay caminin orda mı? Haaa okaaaaayyyzzz tmm jnmmmsss. Jamiden sağa mı dönjem yane? Okay. Öpüyorum çok. Mersi. Tamam jnmmss. Okey jötem ben de, ayne ayne zıwayne, tamam canım."

"Bekliyorum." dedi adam, yazık. Ne desin?

Şubeyi bir buluşum var, zillerini çalıp şubeye bir girişim var...

"Ay nasıl kayboldum ben de anlamadım aaaayhh hahaayyyyyt ilahi zaaa xd xd lol. Kusura bakmayın sisi de bu kadar uğraştırdım telefonda :((( Ceketimi de çıkarabilir miyim? Teşexxx"

Spoiler: Sonunda tüm sendika intihar etti.

Lafın kısası şu: Hetero olmaya hevesli tayfa kendilerini ele verecek her şeyi bir süreliğine dolaba kaldırabilir. Zaten feminenliği bir silah olarak kullanma, feminizmi de bilmek gibi bir kaygıları dahi olmadığı için zorlanmayacaklardır; ki gizli gaylerin sayısını da düşünürsek gaylerin yarısı zaten feminen değil. Lakin bizim için, yani, en başta feminen olmayan ve buna rağmen feminenliği bir silah olarak benimsemiş tayfa için, feminenliği yeri geldiğinde aksesuar, yeri geldiğinde de bazuka biyetine giyen tayfa için, yani, "feminenliği tercih eden tayfa" için,  toplumun zayıf olarak belirlediği şeyi bir propaganda ajanına çevirmiş olan bizler için, ufukta pek şans yok. Kendini şanslı hisseden devam etsin, hakkı olanı alana kadar da numarasını çeksin, ama şunu çok iyi biliyorum: Heteroseksüel erkeklerden nefret etme derecenize göre de, onların yanında onlara benzeme ihtimaliniz de yeniden şekilleniyor. Bir Fiat Doblo'dan ne kadar tiksiniyorsanız, siz o arabaya bindiğiniz anda o kadar trave olacaksınız demektir. O yüzden, hele ki 'kadın haklarıyla' kafayı bozmuş biriyseniz, nefret ettiğiniz erkeklerin arasına ajan gibi sızmayı ucundan bile denemeyin, neler olacağı tecrübeyle sabit.

Neden nefret ettiğimiz hetero ortamlarına girince kontrolsüzce traveleşiyoruz? Bu bir defans mekanizması mı? Nefret ettiğimiz şeyden kendimizi farklı kılma çabası mı? Nefret ettiğimiz şeyin nefret ettiği şeyi bir elbise gibi giyinerek, onu irrite etme sanatı mı? Düşmanımın düşmanı benim dostum mu? Erkeklerin düşman olarak gördüğü kadınlarla ilgili her şeyi sevmemiz bundan mı? Bir savaş mı?

Belki de bunların hepsi. Sonuçta, tek bir gerçek var: Bir savaşın ortasındayız, ve kamuflajımız yok. Ve buna rağmen mutluyuz.