kalbin birinci rengi

Çünkü biz, O'nu gördüğümüzde kalbimiz aşkla ve "gören oldu mu?" korkusuyla çarptı.

kalbin ikinci rengi

Çünkü diğer çocuklar kelebek yakalarken, biz hayatta kalmaya çalışıyorduk.

kalbin üçüncü rengi

Çünkü biz bile sonunda, bir şekilde affetmeyi başarıyoruz. Biz, her rengiz.

1 doktorun sizli defteri

Çünkü doktor olduğu halde doktora en çok ihtiyaç duyan da biz olacağız.

1 aktivistin bizli defteri

Çünkü biz henüz çocukken, mumlara üfledik ve savaşmayı öğrendik.

Kerimcan Durmaz Hakkında Konuşmalıyız

Selam kızlar. Bugün üzerinde konuşmayı yaklaşık 1 sene kadar geciktirdiğim bir konuyu taslaklarımdan diriltmek istedim. Bir şeyleri yapmak için fazla beklemek pek iyi olmuyor görüldüğü gibi. Malum, bekledik bekledik, sonunda olmasından korktuğumuz şey oldu. Kerimcan Durmaz'ın başına gelenleri (yalan ya da doğru) hepiniz duydunuz zaten. Halen bilmeyen varsa kendisi sahne aldığı bir barda saldırıya uğradı. Bu olayı değil, ama bu olaya giden süreci konuşmak istiyorum.

Bu konu da Bağzı Gayler başlıklı yazım gibi hepinizi ikiye bölecek bir konu; ve kimseyi bir şeylere ikna etmek gibi bir derdim de yok. Ama Kerimcan Durmaz'ın ve benzerlerinin başına neden böyle şeyler geldiğini kavramak gibi bir derdiniz varsa, bu yazıda anlatmak istediğim şey tam da oralara parmak basma niyetinde. Girişe gerek yok. Çünkü Kerimcan'ı (ve saz arkadaşı Samet'i) siz zaten yeterince tanıyorsunuz. Kerimcan Durmaz ve Samet Liçina'nın ikiyüzlülüklerini ortaya koyacağım ve sonra da sonuca dalacağım.

Kendilerini tanıtmaya ihtiyaç duymuyorum. Snap'lerine, hiç olmadı Instagram'larına denk gelmişsinizdir. Kuşum Aydın'ın, Yılmaz Morgül'ün genç jenerasyonu. Kendilerini oldukları gibi kabul edip, bunu paraya çevirebileceklerini anlayan insanlar. Tek farkları, şebek değiller. Arkadaşlarının yanında nasıllarsa, snaplerinde de öyleler. Yılmaz Morgül gibi telefonu sehpaya koyar koymaz mutfağa gidip irmik helvası kavurmuyorlar. İrmiği sevmiyorlar ve bununla da gurur duyuyorlar. Tek farkları, daha coollar, daha gençler, ve daha witty'ler. Modayı seviyorlar ve pahalı şeyler istiyorlar; bu şeylere giden paraları birer kayıp olarak görmüyorlar. Orijinal ve keskin bir mizah anlayışları var; neredeyse %90'ı "inside joke" dediğimiz, olayı bir süredir takip etmeyen, ya da hiç bilmeyen insanlara yabancı ve anlaşılmaz gelecek bir mizah anlayışı. Diğer gayler gibi... Attıkları snaplerde dönenler herhangi bir gay ev oturmasında dönenlerden farklı değil. Bugün kahve içmek için Moda Starbucks'a gitmeye vesait değiştirme zahmetine giren her gay de arkadaşlarıyla buluştuğu zaman en az Kerimcan Durmaz ya da Samet Liçina kadar eğleniyor. Tek farkı, bizim sadece laik teyzelerle dolu semtlerde bağırarak konuşmaya cesaret edebildiğimiz şeyleri, onlar milyonlarca insana ulaştırıyor. İlk önce bunu anlamanız gerekli: Ben arkadaşlarımla buluştuğumda Kerimcan ve Samet'ten farksız şeyler yapıyoruz. Tek farkla; onlar kaşlarını başkalarına aldırıyor, ve hatchback'e değil dört çeker'e biniyorlar.

Buraya kadar olan farklar kabul edilebilir küçük nüanslar. Sanki bu iki twinky pinky tıpkı bizler gibiler. Ancak bir de bilhassa seküler eşcinsel topluluğunun kabul edemediği çok, çok büyük farklılıklar var. Bu yazı asıl olarak bu farklar ve sonuçlarını konu alacak.

Ana temaya girmeden önce Kerimcan Durmaz'ı sürekli Zeki Müren'le karşılaştıran ve Müren'e kurban olurken Durmaz'ın canının çıkmasını isteyen X jenerasyonu gayler için bir açıklama yapmak istiyorum:
  • Zeki Müren 2000'lerde doğsaydı Kerimcan'dan daha çılgın yaşardı. Teorik olarak ikisi arasındaki tek fark, Kerimcan sahneye çıkınca Era Istrefi çalıp dans ediyor ve açık görüşlülüğü aksesuar haline getirmiş iki yüzlü bir kitleyi eğlendiriyor; Müren ise kendisini cehennemde yakmaya hazır heteroseksüel erkeklerin rakı sofralarını Türk sanat müziği ve klasik musiki ile şenlendiriyordu. Kısaca, iki birey arasında mesleki anlamda bir fark yoktur. Bu anlamda biri diğerinden daha ahlaksız/ahlaklı değildir. Ekmek parasının ahlakla bir ilgisi de yoktur. Ben de beni cehennemde yakmak isteyen heteroseksüel erkeklere antibiyotik yazıp onların hayatını kurtarmak için tıp okuyorum. Eğer Müren ya da Durmaz'ın yaptıkları ahlaksızsa, ben de ahlaksız bir doktor olacağım demektir. Korkunç insanları eğlendirmek ve korkunç insanlara antibiyotik yazmak arasında yeryüzünün iyiliği açısından bir fark da göremiyorum. Ayrıca unutulmasın ki bütün eşcinseller olarak hepimizin de anüslerine bir penis girdi. Kalan kısmın teferruat olduğu düşüncesindeyım.
  • Zeki Müren eşcinselliğin tektipleştirilmesine en çok katkıda bulunan, belki de bu problemi ilk başlatan isimlerden birisidir. Eşcinselliğe verdiği zarar tartışılsa da herhangi bir katkısı olmadığı da apaçıktır, ve Kerimcan'ın üstüne savunulacak bir tarafı da yoktur.
  • Yani Zeki Müren'i argümansızca ve amansızca savunan kitle haksız gibi görünüyor...
  • Derken...
1- Zeki Müren'in bir yeteneği vardı, şarkı söyleyebiliyordu. Kırıtmasaydı da para kazanırdı. Kerimcan sadece kırıtmayı biliyor; ve sattığı şey kendisine ait bir yetenek değil. Çünkü sahneye çıkıp mp3 çalıp kırıtmak bir yetenek değil malesef. Dans görmesek dans ediyor sanacağız. Durmaz, hepimize ait kolektif bir eşcinsel kültürünü manipüle edip, dejenerasyona uğratarak satıyor; bizi satıyor, hem de düşmanlarımıza. Yani Kerimcan hepimize de borçlu, ki yazı ilerledikçe bunun daha iyi anlaşılacağını düşünüyorum.

2- Daha önce bahsettiğimiz, bu gençlerle ilgili seküler eşcinsel topluluğunun kabul edemediği çok, çok büyük bir farklılık; aslında Zeki Müren'le Kerimcan Durmaz arasındaki kimsenin göremediği büyük bir farklılıkla da eşleşiyor: Zeki Müren hiçbir zaman onu izlemeye gelen tatlı su sağı heteroseksüel erkeklerin cuma namazlarını kutlamadı. Bu cümle de yazı ilerledikçe daha iyi anlaşılacak diye düşünüyorum.

Yani Zeki Müren'i savunan kitle, aslında beklenmedik bir şekilde haklı. Her ne kadar bir gay ikonu olmasa, ve Türkiye'de kendisine gay ikonu diyen herkes kadar eşcinselliğe zarar vermiş olsa da, Zeki Müren bize bu zararı vermeden de para kazanacak yeteneğe sahipti; ayrıca ne yaptığını bilemeyecek kadar da karanlık bir çağda yaşıyordu, ki kimsenin çıkıp da ona "sen eşcinselleri tektipleştiriyorsun jnms" dediğini sanmıyorum. O zamanlar eşcinsel mi vardı? Kerimcan'ın ise eşcinsel kültürünün var olan görünürlüğüne rağmen ayrı bir görünürlük ihtiyacı duyduğu, kültürün problemlerinin bu kadar zirve yaptığı bir zamanda, bu kadar sorumsuz davranmasını açıklamak için sığınabileceği bir bahane yok.
Şimdi birçok eşcinselin ve sağ kitlenin neden Kerimcan'dan bu kadar aktif bir şekilde nefret ettiklerini tartışmadan önce kendi fikirlerimi de söylemem gerekli: Hayır sevmiyorum. Kerimcan'ı ve diğerlerini sevmiyorum, ve kariyerlerini de hiçbir şekilde desteklemiyorum. Hatta kariyerlerinin ivedilikle durdurulması gerektiğini ve ait oldukları yere, kuaför dükkanına ve eve dönmeleri gerektiğini düşünüyorum. Topluma değil, eşcinsellere zarar veriyorlar; ama sandığınız sebeplerden değil: Feminenlik, konumuza çok uzak. Eşcinsellikle feminenliği eşleştirmeleri, göremediğiniz büyük problemin en küçük ve alakasız kısmı.

Sırayla gidelim:

Eşcinsellerin Kerimcan Durmaz'la sorunları:
(Bu sorunların hiçbirinin Zeki Müren'le yaşanmadığına dikkat ediniz)

Geçerli sorun: Homofobi şovmenliği. Kerimcan ve özellikle de Samet'in heteroseksüellerin kıçlarını yalamaktan ağızlarının yeri değişti. Üç snaplerinden birinde transeksüellere, travestilere ettikleri hakaretlere ve uyguladıkları ayrımcılığa bütün aklı başında eşcinsellerin karnı doydu. Kendileri herhangi bir travestiden daha travesti olmalarına rağmen; ağızlarından ruj, gözlerinden rimel, ellerinden oje eksik olmadığı halde cinsiyet uyumsuzluğu yaşayan diğer üyelere karşı tavırları oldukça homofobik. Sık sık, çektikleri bir videoda bu konuda heteroseksüellerle aynı çizgide bir homofobinin taraftarı olduklarını dile getirdiler. Kendilerinin her türlü marjinalliği yapmaya hakları var; ancak bir başkası yapınca onun cehennemde yanması gerektiğine inanıyorlar. Bu tablo size biraz mantıksız göründü mü? İki yüzlü? Peki biraz klinik derecede hastalıklı göründü mü?

Sadece bu kadar da değil. Homofobiklik yaptıkları kesim sadece translar değil. Genel eşcinsel kitlesine karşı da, yani kısaca kendileri hariç bütün eşcinsellere karşı da homofobikler. Birkaç paragraf sonra Samet Liçina'nın bir videosunu izlediğinizde daha iyi anlayacaksınız. En nihayetinde söylemek istedikleri şu: "Türkiye'de kabul edilen tek eşcinseller ikimiz olalım; kalanları cehennem de yakalım."

Ay hadi ya? Öyle mi bebeyim? Derde gel. Derdini sikeyim de biraz beri gel.

Heteroseksüel takipçi sayıları arttıkça götleri semaya ulaşan iki twinkin tek istedikleri, tüm bu uyumsuz hallerine rağmen toplumun biricik bebekleri olmak. Patolojik bir sevgi yoksunluğu vakası. (:P kariyer görmesek inancaz ama), Kariyerlerini heteroseksüellerin sevgi ve onayını selektif ve ayrımcı bir şekilde hak etmek için kukla olmak üzerine kuran iki twink, bu kadarlar, bundan ibaretler. Amaç hiçbir zaman gayleri eğlendirmek olmadı. Çünkü gayler bu iki kukladan daha şiddetli eğlenebilmek için onların harcadığı çaba ve paranın %1'ini bile harcamıyorlar. Kerimcan ve Samet, gayleri eğlendiremezler, bu kapasiteden yoksunlar, bunu biliyorlar. Bu yüzden, hizmet etmek istedikleri tek bir kitle var: Sağ Heteroseksüel Burjuva.

Geçerli sorun: İslam yalakacılığı. Çektikleri iki snapten, attıkları iki videodan birinde ya ramazan kutluyorlar, ya cuma namazı kutluyorlar, ya da Allah/peygamber edebiyatı çeviriyorlar. Bunları yaparken bilhassa Samet bir kadın kuaföründe ayaklarına oje sürdürüyor oluyor; Kerimcan da ellerine manikür yaptırırken herkese hayırlı cumalar diliyor. Seküler eşcinsel kitlesi bu numaradan usandı. Kimsenin bir kez daha bu saçmalığı dinleyecek sabrı kalmadı. Kendilerini cehennemde yakmak isteyen bir dine ve bu dinin homofobik mensuplarına yaranma çabaları artık ticari bir oyun olmaktan çok öteye geçti ve herkesin midesini bulandıran hastalıklı bir takıntıya dönüştü. Bu iki salağın gözlerinin açılması gerekmiyor; bir klinikte profesyonel olarak tedavi edilmeleri gerekiyor. Eşcinselliği bir yaşam tarzı gibi tanıtmaları yetmiyormuş gibi, hayatlarında bir camiye adım atmamış olmalarına rağmen, jartiyer giyip orta doğu pop şarkıları eşliğinde haftada 7 gün anal seks yaptıkları halde her cuma müminlere hayırlı cumalar dileyen gerizekalı gay tiplemesinden sorumlular. Taraftarı oldukları ikiyüzlülük katlanılır gibi değil.

Geçerli sorun: Eşcinselliğe özür kampanyası. Kerimcan Instagram hesabına yapılan homofobik yorumlardan sıkılıp bir açıklama yapmaya karar verdiğinde, eşcinselliğini savunmak için şu ifadeleri kullandı: "Belki ben 5 vakit namaz kılıyorum, nereden biliyorsunuz? Beni tanımıyorsunuz." Kusura bakmasın ama eşcinsellik ve 5 vakit namaz arasındaki ilişkiyi ben ve karşılaştığım herhangi bir eşcinsel göremiyoruz. Kerimcan şunu demek istiyor: "Evet ben eşcinselim, ama müslümanım. Namaz kılmayan gayler olabilir, onlara ettiğiniz hakaretleri anlıyorum, evet onların cehennemde yanması gerekiyor; ama belki de ben namaz kılıyorum, ne biliyorsunuz?" Eşcinselliğini meşrulaştırmak için namaz kılma propagandasıyla savaşan bu ucubeden, ve çevirdiği oyunlardan herkes sıkıldı. Eşcinselliğinden namaz kılarak özür dileyen kimseye ihtiyacı yok bu alemin. Sevgili Kerimcan, namaz kılmayan eşcinseller sana edilen hakaretleri hak mı ediyor? Sıkı dur. Çünkü senin yediğin dayakları hak ettiğini düşünen milyonlarca eşcinselle tanışmak üzeresin. Anlayacağın dilde söyleyeyim: Bitch, what goes around, comes around.

Geçersiz sorun: Bizi feminen gösteriyor. Bu ifade doğru. Evet, Kerimcan ve Samet sayesinde hayatında gay görmemiş insanlar gay gördüler ve şimdi bütün eşcinselleri onlar kadar marjinal ve topluma uyumsuz zannediyorlar. Bu durum ne kadar doğru olsa da bu konuda suçlu değiller. Gavuru kızıp oruç bozan toplumun sorumlusu üzülerek söylüyorum ki iki ucube olamaz. Bütün eşcinsellerin aynı olmayacağını bilmek toplumun kendi sorumluluğudur. Ayrıca feminenliği kötü olarak gören kadın düşmanı toplumun sorumlusu da Kerimcan ve Samet ucubeleri olamaz. Bu kadar büyük bir şeyden sorumlu olacak kadar güçleri/yetenekleri olsaydı her zaman istedikleri gibi çoktan bu ülkeden gitmiş olurlardı. Keşke gitseler.



Bir eşcinsel karikatürize derecede feminen olmadığı sürece önemli yerlere gelemez klişesini doğuruyorlar. Malesef bunun suçlusu Kerimcan değil. Sigara içmesinler diye yangın merdivenlerini kullanılamaz hale getirdikleri bir yurtta onlarca kızı diri diri yakan bir milletin neyi sevip neyi sevmediğinin suçunu Kerimcan'a atamazsınız. Toplum eğlenmek için karikatürize gayler istiyorsa, endüstri de bu yüzden böyle bir arayış içerisindeyse, bunun sorumlusu Kerimcan ve Samet değil. Toplumun algısından iki adet sonradan görme doğulu / slav ibnesini sorumlu tutamayız.

Geçersiz sorun: Kerimcan yüzünden aileme eşcinsel olduğumu söyleyemiyorum. Kerimcan'ın eşcinselliğinde yanlış olan bir şey yok. Aynı şekilde feminen bir gay olmanın da yanlış olan bir tarafı yok. Anneniz bütün eşcinselleri kabul ediyor ama sadece feminen eşcinselleri kabul etmiyorsa, zaten anneniz eşcinselleri hiçbir şekilde kabul etmiyor ancak bazı şartlarla (örneğin feminen olmamaları şartıyla) onları tolere edebiliyor (kabul eden değil, tolere eden) demektir. Annenizin nasıl bir ebeveyn olduğunun sorumlusu Kerimcan değildir. Eşcinselleri tolere etmek ve kabul etmek arasındaki farkı ona öğretmek sizin sorumluluğunuz.

Sonuç?

Kerimcan ve Samet'in bu noktada 2015 pride'ına elinde akparti bayraklarıyla yürüyüşe gelen ve tomadan su yiyip ağzı burnu kırılan sarı şortlu aklgbt'li embesilden hiçbir farkları yok. Gerçekten hiçbir fark yok. Çünkü Kerimcan tıpkı onun gibi aylarca islamik gay tiplemesi olarak yaşadıktan sonra, yaranmaya çalıştığı kitle tarafından dayak yedi. Birçok eşcinsel Kerimcan dayak yedi diye bayram ediyor. Neden? Bu eşcinseller psikopat mı? Hayır. Bu eşcinseller, tomadan su yiyip devrilen aklgbt'liden nasıl tiksiniyorlarsa, Kerimcan'dan da aynı nedenlerle tiksiniyorlar: İkiyüzlü oldukları için. O yüzden Kerimcan dayak yediğinde, aklgbt'li embesilin burnu kırıldığında duydukları sevinci duydular: Adaletin sevinci. A-DA-LET. Çünkü bu zamana kadar Kerimcan ve Samet, sık sık ikiyüzlülükle islami yalakalıklar yaparlarsa eşcinselliğin kabul edilebilir olacağı algısını yürüttüler. Bu dinde eşcinselliğin yasak ve cezalandırılabilir olduğu gerçeğini yok saydılar, yok sayarak yaşadılar, bu ülkede ve dinde homofobi yokmuş algısı yarattılar ve büyük paralar kazandılar. Bu ikiyüzlülüklerinden kazandıkları parayla da rezil oldular, ve rezil olacaklar. Adalet budur. Bu eşcinseller Kerimcan dayak yediği için değil, adalet yerine geldiği için seviniyorlar. Bu sevinç psikopat ya da homofobik bir sevinç değil; aksine haklı ve defansif bir sevinç. Şarlatanlar devrildiğinde duyduğumuz sevinci duyuyoruz. Birileri Kerimcan'ı dövdüğüne göre, birilerinin Kerimcan'ın şarlatanlığına karnı tok demektir; işte buna seviniyoruz, dayak yemesine değil.

Arkadaşlar... Cuma'ya gitmeyen bir insan neden her cuma manyak gibi müslümanların cumasını kutlar? Nasıl her cuma sabahın köründe kargalar bokunu yemeden kalkıp çalar saat şaşmazlığıyla yaptıkları ilk iş ojeli elleri, rujlu dudaklarıyla snap çekip hayırlı cumalar diye kırıtmak olur? Dalga mı geçiyorsunuz? Bizimle dalga mı geçiyorsunuz diye sormuyorum. Müslümanlarla mı dalga geçiyorsunuz? Ellerinize oje sürüp hayırlı cumalar diye dans etmek nedir? Siz gerizekalı mısınız? Ki ben çok net hatırlıyorum o Samet orospusu, pride'da soyunan transeksüelleri sapık ilan edip, bize inat müslümanların yanında olduğunu, o pride'ın ve genel olarak pride kavramının müslümanlara saygısızlık olduğunu, her türlü pride'ın dağıtılması gerektiğini düşündüğünü açıkladığı; yani kısaca polisin işkence ettiği tüm eşcinsellere "OH" çektiği bir video yayınlamıştı. Bildiğiniz, açık açık, utanmadan, eşcinseller pride'da işkence görmeyi hak ettiklerini ima ediyordu. Unutmadım, unutmam da. Bakınız video:

video

Sevgili Samet, sen özürlü müsün? Gerçekten soruyorum. Eğer bizim pride'ımız müslümanlara saygısızlıksa, senin rujlu dudaklarınla "hayırlı jumalarrrrsss" diye kırıtman ve 2 milyon kişiye snap atman, bir de bundan para kazanman nedir? Saygısızlığın tanımını öğren önce. Kırk fırın ekmek yesen en fazla olacağın ucuz bir slav twinki. Bizim pride'ımız dağıtıldı çocuk resmen dört köşe olmuş. Hayatımda bu kadar mutlu giden bir video izlemedim ben. Resmen pride dağıtıldı diye mutluluktan ağzı götüne dönmüş endorfin fışkırtarak video çekiyor. E o zaman çomarlar da sizin ağzınızı yüzünüzü dağıtmaya geldiklerinde, bütün eşcinseller de size "OH" çekecek. Mesela ben şu an çekiyorum. Ohhh... Göze göz? Sen pride'ı sevme, biz de seni sevmiyoruz. İşin en korkunç yanı da Samet bu videoda "Türkiye dünyanın en özgür ülkesi" diyor. Canım sen istersen git Kerimcan'ın ellerinden zor kurtulduğu 20 adet baltalı liseliye söyle bunu, bize değil. Ama senin tribin yaranmaya çalıştığın kitleye gelmez, yemezler çünkü. Ancak kendi ırkına ihanet edebilir senin gibi yoz varlıklar.

Kerimcan dayak yedikten sonra Ekşisözlük yazarı akil adam şu entry'i yazdı:
(Yukarıdaki Samet Liçina videosuna giden linki vererek başlamış.) 
"bu ülkede birilerinin hakkını savunup mal gibi ortada kalmaktan gerçekten sıkıldım. bu yukarıdaki samet liçina, kerimcan'ın yakın (hatta ev) arkadaşı. her şey ortada, burası dünyanın en özgür ülkesiymiş... bir magazin programına belli ki ağzı yüzü şiş bir şekilde bağlanıp "ayağımı burktum, önemli bir şey yok" diyen kerimcan'ı ben burada savunamam kimse kusura bakmasın.
sarhoş piçin biri polislere çarpıp öldürüyor diye uykularım kaçıyor, fakat bir milyon rüşveti alan eşi şikayetini geri çekiyor, çocuklarının yüzüne bakabiliyor. öbürünün metroda kazayla götüne demir çubuk giriyor, adam daha götünün acısı geçmeden "şikayetçi değilim" diyor. bir diğerini soma'da tekme tokat dövüyorlar ekran başında sinirden kendimizi sikiyoruz, akşamına "şikayetçi değilim barıştık" diye açıklama yapıyor. bakın ve görün, şu yanan çocukların aileleri de birer birer şikayetlerini geri çekecekler, biz üzüldüğümüzle kalacağız.
o yüzden bu arkadaşların başına gelen hiçbir şey umurumda değil. hayat kendi hakkını savunmayan insanlara üzülmek için çok kısa."

Kim akil adam'a katılmıyor? Kendisine işkence edenlerin kıçlarını yalamaktan dilleri düşen bu iki ucubeye kim destek verebilir? Kendi hakkını aramayak istemeyen ibne için kim seferber olur?

Evet, Kerimcan dayak yediğini medyadan delicesine saklamaya çalıştı. Hele KanalD'nin Renkli Sayfalar muhabiri Kerimcan'ın yattığı Nişantaşı'ndaki özel hastane girişinde kamp kurup Kerimcan'ın annesini bulduklarında, ve o kadına "Oğlunuz nasıl?" diye sorduklarında, kadının bir yalan söyleyişi, bir "İyi, hiçbir şeyi yok" diyişi var ki dillere destan... Ancak oğlundan kesin bir şekilde "sus" emri almış bir anne; yüzü, mimikleri acı içinde kıvranırken bu kadar kötü bir şekilde yalan söyleyebilir. TV ekranlarında bu kadar endişeli bir anne görülmediğini iddia edebilirim.

Kerimcan dayak yedikten sonra canlı yayına bağlanıp "ben iyiyim cidden bi şeyim yok" derken, Samet hemen arkasına snap atıp "arkadaşlar Kerimcan'la konuştum, görüştüm, gayet iyi hiçbi şeyi yok; ay medyanın bi çocuğu öldürmediği kaldı ne kadar abarttılar" diye kırıtırken; yani ikisi de rol yaparken, yalan söylerken... Amaçları neydi? İzin verin açıklayayım:

Hiçbir heteroseksüel gerçek anlamda bir eşcinselle eğlenmek istemez. Çünkü kendisinin de bir heteroseksüel olarak problemin parçası olduğu bir Türkiye sonucunda, eşcinseller bu ülkede oldukça zavallıdır. Eşcinseller heteroseksüeller için; ikide bir dayak diyen sınıf arkadaşları, arkasından ibne, top diye konuşulan iş arkadaşları, sokakta birisi kendisine çarptığı halde kendisine çarpan kişiden dayak yiyen zavallı... ve daha birçok şeydir; ama bu şeylerin arasında olmayan tek sıfat "güçlü"dür. Bir heteroseksüelin algısında bir eşcinsel asla ve asla "güçlü" olamaz; sistem hep bu şekilde işlemiştir. Kerimcan ve Samet attıkları ilk tweet'ten, instagram'dan, snap'ten itibaren bütün bunların hiçbirisini yaşamamışlar, analarından çıktıkları günden beri halkın taptığı birer star olmuşlar, homofobi ne imiş halen öğrenememişler; herkes, en nefret dolu heteroseksüeller bile onları seviyormuş; hayatlarında negatif olan hiçbir şey yokmuş gibi numara yaptılar. Snaplerini izleyen herkes bunu bilir. Bu iki twinkin şovlarına da hiçbir zaman gayler gitmedi. Daha bugüne kadar bunları izleyerek eğlenmek istediğini söyleyen bir eşcinselle karşılaşmadım. Peki kim dolduruyor bu iki ucubenin sahne şovlarını? Heteroseksüeller. Ama nasıl olur? Heteroseksüeller yıllarca kendileri gibi hetero sandıkları ve şans eseri gerçeği öğrendikleri gaylerden bile nefret etmiyorlar mı, tiksinmiyorlar mı? Nasıl bu kadar karikatürize edilmiş, gerçeklikten ekstrem noktalara dek uzaklaşmış, gaylerin aslını en ufak bir şekilde bile yansıtmayan iki yaratığı izlemek için şehirler değiştirip, izdihamlar çıkarabilirler? Çünkü izlemek istedikleri şey "gayler" değil. Bu heteroseksüellerin ilgisini çeken şey Kerimcan ve Samet'in nasıl bu kadar dertsiz, tasasız, ve güçlü kalabildiklerine olan merakları. Bu meraklarını tatmin etmek için gidiyorlar şovlarına. Zaten dikkat etseydiniz attıkları hiçbir sahne snapinde müşterilerin aslında eğlenmediklerini, dans bile etmediklerini görürsünüz. Bakınız video:


Bütün video boyunca dans eden 2 tane kız var, onlar da Kerimcan'ın snapchat feed'ini 24 saat izleyen fan-girl'ler. Bar sallanması görmesek videonun başlığına inanacağız.

Hepsinde de aynı şey: Kerimcan göt atıyor, heteroseksüel bar müşterileri şoke olmuş bir biçimde onu izliyor. Yani bir ucubeyi izlemek için sirke geliyorlar; eğlenmek için bara değil. Çünkü merak ediyorlar, diyorlar ki: "Lan biz bile normal olduğumuz halde her gün kaç kere bir şeylerin karşısında güçsüz hissediyoruz, hetero olduğumuz halde bile haftada bir birileri bize haksızlık yapıyor, bizi eziyor; bu iki yaratık nasıl bu kadar güçlü, dertsiz, herkesten iyi ve mutlu yaşayabiliyor?" İşte cevabını görmek istedikleri soru bu. Kerimcan ve Samet'in nasıl bunu başardıklarını görmek için, ve bazıları da bunu başardıklarını sandıkları için, numara yaptıklarını anlayamadıkları için; bu nadir şeyi başarabilmiş güçlü ibneleri izlemek için bir freak show'a geliyorlar; ve duydukları sevinç ve hayret, yapışık ikizleri gördükleri andakinden farklı değil. İşte bu yüzden Kerimcan da Samet de yalan söylemek zorundaydı. Kerimcan dayak yediğini itiraf ederse, bu sirk sona erecekti; artık tüm heteroseksüeller onun da sıradan, güçsüz, ezilmiş, zayıf bir gay olduğunu düşünecekler, ve 2.500 liralık biletlerin satışı tarihe karışacaktı. Samet Kerimcan'dan daha çok tutuşmuştu, çünkü hep Kerimcan'ın arkasından geldi. Kerimcan olmasaydı ne Samet ne de Caner Çalışır ünlenebilirdi. O yüzden Kerimcan'ın mesaisi bittiğinde, o ikisi çoktan mezara gömülmüş olacaktı. Caner Çalışır ve Hakan Kakız, Kerimcan'dan yıllar önce başlamışlardı çılgın gay şovlarına. Hakan Kakız, Kerimcan'ın yaşamak istediği hayatın patikasını kazarken Kerimcan anasının karnından doğmamıştı. Peki şimdi neden Hakan'ı kimse hatırlamıyor da Caner'i halen güncel teyze olarak biliyor? Caner, Hakan'la başladıkları ikili şovun, Kerimcan'ın tek travestilik şovunun gölgesinde kalmaya başladığını fark etti, Kerimcan'la arkadaş oldu ve iyi bir kariyer yatırımı yaptı. Hakan ise bye bye tarihin tozlu sayfalarına. Hakan'la ilgili hatırladığımız tek şey bacakları, ve bitti. O yüzden Kerimcan'ın arkadaşları dayak yediğini saklamak için seferber oldular. Çünkü onları bugüne getiren de Kerimcan'ın ışıltısıydı. O biterse, kendileri de bitecekti.

Ama medya tüm gerçeğe ulaştı. Herkes Kerimcan'ın sokaklarda sürüklene sürüklene dayak yediğini biliyor. Kerimcan günlerdir bir snap dahi atmadı. Dayak yediğinden beri tek paylaştığı şey 11 Aralık saldırısını lanetlemek için Türk bayraklı bir Galata oldu. Madem iyisin, madem ayağın burkuldu, bu sessizlik neden bebeyim? Sen Hakan değilsin ki senin bileğini görmek için sıraya girsinler. İstedikleri şey belden üstün, ikiyüz'ün.

En nihayetinde, Kerimcan da Samet de delüzyonlu bir hayat yaşadılar birkaç sene boyunca. Samet'in "Burası dünyanın en özgür ülkesi" diye haykırması, sokaklarda bağıra bağıra şeriat isteyen bir Madam Marika sendromundan başka bir şey değil; ve bu tedavi edilmesi gereken bir hastalık. Çünkü snapchat'te yarattıkları kontrollü hayatı gerçek hayat ile karıştırdılar; böyle olduğunu düşünmek istediler. Bu yanılgıya bile bile, isteyerek düştüler. Instagram'daki milyonlarca homofobik ve tehditkar yorumun çok uzak bir kabusta yaşayan "öcüler"den geldiğini düşündüler; o öcülerin iki apartman yanlarında yaşadıklarını isteyerek unuttular. Bu "unutma"nun avantajı da gittikçe otantikleşmek oldu: Sizi izleyenlerle ne kadar rahat olursanız o kadar iyi şarkı söylersiniz.

Bu delüzyonu en iyi açıklayan şey Kerimcan'ın paylaştığı terörü lanetleme konulu Türk bayraklı Galata fotoğrafındaki yorumlardan yakaladığım şu görüntü:


Ama siz hala Türkiye'nin dünyanın en özgür ülkesi olduğu yalanı gibi iltifatları haykırarak çomarlara yaranmaya çalışın. Ve siz hala kendiniz hariç bütün eşcinselleri dışlayın, bütün eşcinsellere hakaret edin. Siz hala Pride'ı sevmeyin.

O hiçbir sorunun baş göstermediği, daha kimsenin kuyruğuna basamadıkları yükselme dönemleri, hayatlarının zirvesiydi; ve hayatlarının geri kalanında da o seneleri arayıp duracaklar; ancak hiçbir zaman aynı hissi, aynı keyfi bulamayacaklar. Kerimcan'a yapılan saldırı ikisinin de hayatında yeni bir dönemin başlangıcı. 2 milyar takipçileri de olsa, 1 milyon takipçiye yükselirken yaşadıkları delüzyondan daha keyifli bir şey bulamayacaklar. Korumasız gezmenin keyfi başkadır çünkü. Bu noktadan sonra takipçi sayıları artabilir; ancak yaşamları düşüşe geçecek. Eğer biraz temkinli davranmayı akıl edebilselerdi; şu an hepimiz de daha mutlu olabilirdik. Ama biraz temkinli davranabilecek kadar dürüst olsalardı, Samet'i drag queen'e boyadıktan sonra cuma namazı kutlamazlardı. Umarım o dertsiz tasasız gezdikleri yükseliş döneminin keyfini hiçbir şeyde bulamadıktan sonra son çare olarak uyuşturucuya dönmezler.

Ayrıca Oray Eğin'in Sözcü'de yazdığı harikulade Kerimcan eleştirisini mutlaka okuyun.

Sağ milliyetçi kitlenin Kerimcan Durmaz'la derdi:

Geçersiz sorun: TV'de olamaz. Kerimcan'la ilgili içerikleri durdurmak için bir çaba gerekiyor. Onu görmeden yaşamak çok da kolay değil. Kerimcan'ın her yerde olması sizin için bir problem olabilir; ancak Kerimcan kafanıza silah dayayarak o salak moda programını izletmiyor size. Zaten sizin müslüman olarak o moda programını izlememeniz gerekiyor. Sizin dininizde kadınların çarşaf giymesi gerekiyor. Buna rağmen oturup çırılçıplak giyinen kadınları izlemekten keyif alıyorsanız, gidiniz ve tanrınıza hesap veriniz. Her yeri açıkta kadınları saatlerce izlemek, ve kendi ülkenizdeki okullar boktan pislikten dökülürken yıllardır cemaatlere para akıta akıta birinci sınıf okullar yaptırdığınız sikik Afrika'daki çocuklar acından ölürken kıyafet ve drama üzerinden dönen milyarlarca liralık endüstri parasına destek olmak zaten sizin dininizde yasak. Yani en başta günaha giren sizsiniz. Kerimcan'ın o jüride olması sizin için hiçbir şeyi değiştirmiyor.

Geçersiz sorun: Kerimcan yüzünden çocuklarımız eşcinselliğe cesaret buluyor. Eğer çocuklarınız Kerimcan'ı izleyip götlerini siktiriyorlarsa üzülerek söylüyorum ki oğlunuz zaten bir ibne. Kerimcan TV'ye çıkalı daha iki gün oldu. Çocuğunuz bu zamana kadar Kuşum Aydın'ı, Bülent Ersoy'u, Fatih Ürek'i, Yılmaz Morgül'ü izleyerek büyüdü. Eğer minik ibnenizin suçunu birine atacaksanız maalesef Kerimcan listenin son sırasında.

Geçerli sorun: Her yerde oldukları yetmiyormuş gibi bir de eşcinselliği normalleştiriyorlar. Bu konuda müslümanlar haklı, ve Kerimcan ve Samet net bir şekilde suçlu. Çektikleri her videoda, her cümlelerinde allah peygamber diyerek, islam propagandası yaparak, müslüman bir erkeğin gay olmasının kabul edilebilir ve normal olduğu algısını yaratmaya çalışıyorlar, ve suçlular. Çünkü islamda eşcinsellik normal değildir. Bu bir gerçek. İslamda eşcinsellik net bir şekilde yasaktır. Buna rağmen her kırıtmalarında, rujlu erkek dudaklarına her allah peygamber adı aldıklarında, müslümanlara hakaret ediyorlar ve islama saygısızlık ediyorlar. Üzgünüm, ama bu gerçekten de böyle. Kerimcan'ın da Samet'in de Peygamberin karikatürünü çizen adamdan hiçbir farkları yok, ve ondan daha farklı muamele edilmeleri için de müslümanlara verebileceğimiz bir neden YOK.

Geçerli sorun: İslam şovmenliği. Para kazanmak için islami değerleri malzeme ediniyorlar. Yaptıkları hiçbir şey, meslekleri bile islama uygun olmadığı halde islami kitleyi müşteri olarak kazanabilmek için yaptıkları yalakalık kısmen de olsa işe yaradı. Sağ kitle bu haksız kazancın farkında, ve haklı olarak rahatsızlar. Günahkar bir müslüman olarak yaşayıp; bir müslüman erkeğin olması gerektiği kişinin 180 derece zıttı olup, sonra da müslümanlık terimleriyle para kazanmak, malesef islamda bir suç. Bakınız:




Bir erkek götünü kıvırtarak bir oteli eğlendirip halen kendisine müslüman diyorsa, bu açık bir şekilde islamla dalga geçmektir. Ve müslümanların dinlerini korumak için her türlü önlemi almalarına hak doğurur. Çünkü peygamberin yaptığı her şey İslam'da serbestti. Ve peygamber, İslam tarihine göre, sık sık sevmediği herkesi öldürmek için savaşa gitmiştir. Açıp İslam tarihi okuyunuz.

Genel kitlenin Kerimcan Durmaz'la derdi: Para.

Aşağıdaki karelerde Kerimcan'ın gerçek anlamda hiçbir şey yapmayarak para kazandığını görüyorsunuz. Yukarıdaki karede yeşil kulaklıklı DJ'in yaptığı şeyi kendisi yapıyormuş gibi numara yapıyor, aşağıdaki karede ise kapalı mikrofonundan şarkı söylüyormuş gibi numara yaparken, ve çalan şarkı mp3 dosyası olarak bir bilgisayardan çalınırken, kendisi DJ'miş gibi numara yapıyor. 



Peki sorun ne? İnsanlar bu numaraya razıysa biz neden okey değiliz? Çünkü normal olan hiç kimse bir teenager'ın mp3 dosyası açıp oynamasını izlemek için 200 lira bilet parası bayılmaz. İzlemeye geliyorlar, çünkü Kerimcan eşcinselliğinin "bilgisini" kullanarak bu şovu yapıyor. Önce feminenliğini (ya da travestiliğini) bir aksesuar olarak ilginçleşmek için kullanıyor, bunu yaparken islama ve eşcinsellere aynı anda hakaret etmeyi başaran ilk embesil oluyor, bir de bu yanlışı bilet başına 200 liradan, masa başına 2.500 liradan satıyor. Kerimcan o sahnede müzik yapmıyor: Gerçekten de müzik yapmıyor. Bir mp3 dosyası açıp kapalı mikrofonuyla kırıtarak snap çekip duruyor. Kerimcan o sahnede karikatürize eşcinselliğini satıyor. Sağ gerici kesimin eşcinsel ünlülerle ilgili yaptıkları bütün klişe eleştirileri gerçeğe dönüştürdüğü ve o insanları haklı çıkardığı için kendisine teşekkür etmek lazım.

Hiç kimse, Era Istrefi'nin mp3 şarkısını dinlemek için 2.500 lira vermez. Birileri bu parayı veriyorsa, demek ki ortada yanlış olan bir şeyler vardır. O yanlış da Kerimcan. Yanlıştan etkilenense biziz. Biz kurban ediliyoruz.

En azından Zeki Müren yeteneğini kullanarak para kazandı. Kerimcan gibi yatak hayatını yaşam tarzı yapıp (her ne kadar tektipleştirmeye katkıda bulunsa da) eşcinselliği rezilleştirerek zengin olmadı. Kerimcan'ın bu hayatta hiçbir yeteneği yok; ama yine de toplumun %1'lik kesimine doğru yol alıyor. Neden rahatsız olmayalım? Matematiğin m'sini bilmeyen adam yılda 100.000 lira verip özel fakülteden doktor oluyorsa, ben bundan rahatsızsam, Kerimcan'ın bir gram yeteneği olmadan kazandığı milyonlardan neden rahatsız olmayayım?  Bir insan ve toplum mensubu olarak rahatsızım, ve toplum olarak rahatsızız. Bu, işin sosyalist kısmı.

Ama bir eşcinsel olarak, Kerimcan'ın kazandığı paradan ve bu parayı kazanma şeklinden ben daha hassas bir nokta üzerinden rahatsız oluyorum. Mesele parayı kolay kazanması değil. Mesele o parayı nasıl kazandığı. Çünkü bu çocuk mp3 çalıyor diye onu izlemeye gelmiyorlar. Bu çocuk bana ait bir şeyi satıyor.

Bakın tekrar ediyorum: Ben bir eşcinsel olarak; bu çocuk kolay yoldan ve yeteneksiz, vasıfsız bir şekilde para kazandığı için delirmiyorum. İstiyorsa kartel kursun, kimin nasıl para kazandığı umurumun on beşi. Ama bu çocuk bana ait olan bir şeyi satıyor, benim kültürümü satıyor. Benim doğduğum günden beri heteroseksüellerle savaşarak, dışlanarak, göz yaşı dökerek, saldırılarak, günlerce yazarak, düşünerek, tartışarak, gecelerce okuyarak ve anlayıp üzerinde üretmeye çalışarak, bin türlü emek vererek korumaya ve yaşatmaya çalıştığım bir şeyi, eşcinselliğimi, benim eşcinselliğimi, benim kültürümü satarak para kazanıyor. En başta da demiştim; hepimize ait kolektif bir eşcinsel kültürünü manipüle edip, dejenerasyona uğratarak satıyor; bizi satıyor, hem de düşmanlarımıza, homofobik heteroseksüellere satıyor. Yarattığı gerçeklikten, akıldan ve mantıktan uzak eşcinsel tiplemesini benim kültürümden çalarak yaratıyor; ve bedelini de bana ödetmeye çalışıyor. Ve ben, Kerimcan'ın bedelini bizim ödeyeceğimizi bildiği halde, bizim kültürümüzü manipüle edip düşmana satmak için benden izin aldığını hatırlamıyorum. Sizden izin aldı mı? (Yarattığı tiplemenin gerçeklikten uzak olmasının nedeni feminenliği değil; daha önce açıklandığı üzere, içinde homofobi olmayan bir dinde ve toplumda yaşıyormuş numarası. Yani benim bir ömür boyunca ödediğim bedeli yok sayan ve böylece eşcinseller için daha iyi bir yeryüzü uğruna savaşmayı gereksizmiş gibi gösteren bir tipleme.)

İkincisi, bütün bunları yaparken sadece kendisini değil, beni de tehlikeye atıyor. Homofobik insanlar bu yaratığı ve ezik personasını gördükçe tüm eşcinselleri bunun gibi zannedip eşcinsellikten daha çok nefret ederken, benden de nefret ediyorlar. Bu yaratık kendi hayatını 1 tehlikeye atıyorsa, benimkini 10 tehlikeye atıyor. Çünkü benim bu yaratık gibi 10 tane body-guard tutacak param yok. Bu yüzden RAHATSIZIM.

Kısaca, herkesin Kerimcan ve Samet'le bir sorunu var, ve herkes kendince haklı. Ben de kendimce haklı olduğumu düşünüyorum. Yazıyı da burada bitirmek istiyorum.

Ancak çıkmadan önce şunu söylemem gerekli: Samet Liçina ruj ve oje sürüp pride ile ilgili örf, adet va ananelerimize uygun bir tarafı seçerek konuştuğu o utanç verici videoda, polisin pride'da eşcinsellere yaptığı işkenceyi haklı gösterirken, biz eşcinselleri günahkar ve sapık ilan ederken, aynı videoda bir de şunu diyordu: "Pride sizin özgürlüğünüzse, Ramazan ayı Türk halkının özgürlüğüdür. Siz de bu özgürlüğe saygı duyun."

Valla çok haklısın Sametcim. Çöp kovasından daha fazla sayıda camisi olan bu ülkede müslümanlar o kadar acı çekiyor ki kesinlikle birilerinin müslümanların özgürlüklerine sahip çıkmaları gerek. Senin de dediğin gibi, Pride'da bize yaptıkları işkence onların özgürlüğüydü. Ama nesini anlamıyorsunuz sayın sonradan görme twinkler? Aynı müslümanların, rujlu dudaklarınızla onlara hayırlı cumalar dediniz diye sizi dayaktan bayıltmaları da aynı özgürlük. Değil mi Sametcim? :) Değil mi bebeyim? :) Çünkü biz zararsızca İstiklal'de yürüyerek İslam'a saygısızlık ediyorsak; sen Ramazan'da erkek halinle ruj oje sürerek, bunu normalleştirerek, Ramazan'ın ortasında içkili mekanlarda göt göbek atıp 2.500 liralık masalar satarak; sen, sen, SEN İSLAMI KATLEDİYORSUN. Biz polisin işkencesini kabul ettik; umarız siz de kafanızı kesmeye geldiklerinde bu durumu kabul edersiniz. Çünkü inanın bana...

Bütün translarımız bir bir öldürülürken çomarlara yağ çekmek için Türkiye'nin özgürlüğünden bahseden Samet Liçina aynı çomarlar tarafından katledildiğinde, Kerimcan Durmaz mp3 çalarak DJ'lik yaptığı bir bar çıkışında ağzı burnu kırılana kadar dövüldüğünde, biz üzülmeyeceğiz.

Kerimcan dayak yedi diye bir gram üzülmedim. Elbette şiddeti desteklemiyorum. Elbette Kerimcan'ın dayak yemesi politik açıdan doğru değil. Ama Ü-ZÜL-ME-DİM. Ramazan'da eşcinsellere saldırmak Türkiye'nin özgürlüğüyse, sizin kafanız kesildiğinde ve sokaklarda sürüklendiğinizde üzülmemek de benim özgürlüğüm. 

Sonuç olarak:
Kerimcan Durmaz ve Samet Liçina birer gay ikonu değiller. 
Birer tüccarlar.
Ve satacakları malzeme tükeniyor.

Ablan KTOG bebeyim :P

0 comments :

Yorum Gönder