kalbin birinci rengi

Çünkü biz, O'nu gördüğümüzde kalbimiz aşkla ve "gören oldu mu?" korkusuyla çarptı.

kalbin ikinci rengi

Çünkü diğer çocuklar kelebek yakalarken, biz hayatta kalmaya çalışıyorduk.

kalbin üçüncü rengi

Çünkü biz bile sonunda, bir şekilde affetmeyi başarıyoruz. Biz, her rengiz.

1 doktorun sizli defteri

Çünkü doktor olduğu halde doktora en çok ihtiyaç duyan da biz olacağız.

1 aktivistin bizli defteri

Çünkü biz henüz çocukken, mumlara üfledik ve savaşmayı öğrendik.

Ramazan'da Date Yapan İki Pre-Burjuva Gay

Saat 03:00 civarları. 10 Haziran. Apartmanın bahçesindeyim. Hava güzel. Hafif esintiyi seviyorum. Her sene ramazanda, akşamları, hava biraz daha soğuk olur normale göre. Bunun fizyolojik bir açıklaması olduğunu sanmıyorum. Eve girmeden önce akşamı birlikte geçirdiğim bir arkadaşım ile telefondayım. Salıncaklardan birinde salınıyorum. “Ramazanla ilgili en sevdiğim şey…” diye başlıyorum cümleye.

“Ramazanla ilgili en sevdiğim şey, insanlar balkonlarda yemek yiyorlar. Tabak, sohbet sesleri. Pencerelerin yarısından bu saatlerde bile ışık geliyor. Ve tam bu saatlerde bir arkadaşınla birlikte bu sokaklarda dedikodu yaparak yürüyüş yapmak gerekli. Gecenin en kötü yanını birazcık da olsa kırıyor.” Ramazanın geceyle ilgili biraz kırdığı bu şeyin yalnızlık olduğunu biliyoruz.

En sevdiğim şey bu; ama ramazanla ilgili en ilginç şey bu değil. Benim favori kısımlarından birisi ramazanda date yapan gayler. Bir genelleme yapmıyorum elbette, kendimi de tenzih ederim; ama ramazanda oruç tutmayan ve tatlı sularda deist olmaya devam eden gaylerle ilgili beni çok eğlendiren bir enerji var. Görünürdeki ikiyüzlülüğün altına özenle işlenmiş fake liberalizm enerjisi. Beni tahrik eden, ereksiyonlarımı güçlendiren bir porno bu.

Genelde Hornet’ten tanışılır. Starbucks ve ayarında bir yere falan gidilir. Birisi pasif olduğu halde ap’ymiş gibi davranan, diğeri ise pasif olma hayalleri kurduğu halde, ve ereksiyon olabilmesi için 3 dakika saksoya ihtiyaç duymasına rağmen aktif olduğunu iddia eden iki gaydir bunlar genelde. Türkiye’deki klasik gay date’sinde taraflarda hep bir öngörülebilirlik faktörü vardır. Lena Dunham için oldukça hayal kırıklığı yaratacak bu taraflar sohbete genelde şöyle başlar:
“Ya ramazan çok garip :P Off yha :Ppp .d .d”
“Neden?”
“Toplumun ikiyüzlülüğünü ortaya çıkarıyor XDdd”
“Aynen ne kadar güzel söyledin. 11 ay boyunca istediğin her şeyi yap sonra gel 1 ay ibadet etmiş ol.”
“Aynen kesinlikle. Bir şeyi yapıyorsan arkasında dur. Yapmıyorsan da hiç yapma.”
“Kesinlikle aynen.”
“Aynen kesinlikle aynen.”
“Aynen.”
Bu genelde konuşmanın giriş, koklaşma kısmıdır. Genellikle, pasif olduğu halde ap olduğunu iddia eden pasif gay, yukarıdaki diyaloğun ilk cümlesi gibi, karşı tarafın katılabileceği ya da reddedebileceği bir önerme ortaya koyar. Bu durumda, “ramazan çok garip yha :P”, söz konusu önermedir. Ancak pasif gayin dikkat etmesi gereken bir nokta var. Türkiye’deki aktif gayler genelde tatlı su müslümanıdır. Eşcinsel oldukları için genel çerçevede çektikleri acı onları tanrıdan bir noktaya kadar uzaklaştırmıştır; ancak bir pasif gayin kendi içerisinde yaşadığı öz-aşağılanmayı tecrübe etmedikleri için, bir tanrıya inanacaksa o tanrı en yakınındakilerin, yaşadığı coğrafyadakilerin tanrısı olsun bari ki böylece bu işin sosyal avantajından gelecek kaymağı da yiyebilsin mantrasından kopmamışlardır. Bu nedenle, Türkiye’deki aktif gayler, deistlikleri müslümanlıklarından kesin sınırlarlarla ayrılamamış bir şekilde yaşarlar. Birçoğu cumaya da gider, aklınızda olsun. Bu pasif gayin de aklı olur genelde, en azından bu kadar vardır.

Bir başka yazıda daha geniş olarak değineceğim üzere…

Burjuva pasifi için en önemli şey karşısındakine entel görünebilmektir. Götünü siktirirken yaşadığı aşağılanmayı ancak düşünce olarak diğerlerinden yukarıda kalabilirse telafi edeceğine inanmıştır. O yüzden orta doğulu bir pasif gaye edebileceğiniz en güzel iltifat, sandığınızın aksine “ne kadar güzelsin” değil, “ne kadar güzel düşünüyorsun”dur. Çünkü pasif gayin öz-aşağılanmasını, geçici olduğunu adı gibi bildiği fiziksel güzelliğe yöneltilmiş bir iltifat tatmin edemez. Söz konusu burjuva pasifi de “ne kadar güzel düşünüyorsun”u duymak için yaşar adeta. Karşısındaki şüpheli aktiften de bunu duymak istiyor. Bir konuda fikirleri olduğunu göstermeye, ve bir de bu fikirleri onaylatmaya ihtiyacı var. Din konusunda fikirleri olduğunu gösterebilmek için “ramazan”dan konuşacak; ancak dikkatli olması gerek. “Ramazandan nefret ediyorum, çünkü rahat rahat sikişip içemiyoruz yiyemiyoruz” diyemez, çünkü karşısındaki aktif gay cumaya gidiyor olabilir. Üstelik burjuva pasifi öldükten sonra cennete gideceğine inanarak yaşar, ona göre pasif gayliği yüce allah cece’nin verdiği bir sınavdır. Namaz kılmıyordur, oruç da tutmuyordur evet ama bu sadece kendisi ve allah cece arasındaki bir meseledir, kimse karışamaz buna. Hem afrikada o kadar aç çocuk varken, bütün dünya o aç çocukları beslemeyerek günaha girerken, bir günah kendisinin miydi? Sonuçta allaha inanıyordur, allah cece elbet ve tabii ki vardır, e haliyle ramazandan nefret ediyorum dedikten sonra kendisini zor bir duruma sokacaktır. Bu yüzden ancak “ramazan çok garip” derse, hem merak uyandırabilir; hem de karşısındaki aktifin de kendisi gibi bir fake liberal olup olmadığını anlarken, cumaya gitme ihtimali olan bu yabancıyı da kırmamış/gücendirmemiş olacaktır. Eğer olur da, aktif gayin deyimiyle 'eyer olurda' aktif gücenirse, pasifin buluşmaya gelmeden özenle kıllarını aldığı poposu boşa gidebilir çünkü. “Ramazan çok garip” ve bu ayarda bir hafifliğe sahip çeşitli önermeler, bu durumda söylenecek en doğru şeydir.

“Ya mesela bakıyorum çevreme…” Bu cümle de çok önemlidir. Pasif gay burada, her ne kadar götünü siktirmekten hoşlansa da, çevresine bakan ve analiz yapmayı seven, yani boş beleş yaşamayan biri olduğunu göstermeye çalışır. “Ya mesela bakıyorum çevreme, abi türbanlılar falan kafelerde oturuyorlar, oruç yiyorlar.”

“Ya aynen, bak mesela benim de ailemde çok türbanlı var…” der aktif gay. Pasif gayin burada biraz gözleri kısılır. Acaba türbanlılardan laf açarak çok mu ileri gitmiştir? “Yani ben türbana saygı duyan bir insanım. Benim de annem türbanlı. Ama…” Ah evet ama! Pasif gay için bir umut ışığı var! Belki de sandığı gibi çok ileri gitmemiştir. “Ama benim annemin türbanı şey değil böyle, yani anadolu kadını gibi bağlar benim annem eşarbı. Yani cemaat tarzında değil böyle.”

“Hmm…” der pasif gay. “Anladım, tabii ki o normal yani halkımızda çok yaygın zaten.”

Pasif gayin içi rahatlamıştır. Aktif gay müslümandır; ancak o kadar da müslüman değildir. Rahat rahat her boku yapabilirler, eğlenebilirler. Hem annesi de cemaat tarzında türbanlı değilmiş, normal anam babam usulü türbanlıymış, iyi yani. Bu aktif embesil değil, belli ki kendisi gibi ileri görüşlü, yani müslüman ama o kadar da müslüman değil, demek ki birlikte ileri görüşlü bir şekilde sevişebilirler, diğer insanlara birlikte yukarıdan bakabilirler, süper.

“Aynen benim çevremde de çok var zaten. Ya benim arkadaşlarımın kaç tanesi türbanlı. Ve o kadar iyi anlaşıyoruz ki. Bir tanesi gay olduğumu biliyor falan hatta ve gayet saygılı, hiç sesini çıkarmaz. Sürekli arar konuşuruz.”

“Aa hadi?”

“Ya tam bilmiyor yani açılmadım ama biliyor işte, anlıyor hani. Çok feminen birisi değilim ben, o yüzden çevremdekiler anlamaz hani, ama illa ki bir şekilde anlıyor o da, bilen arkadaşlarımdan falan duyuyordur hani, feminen gaylerden de nefret ederim zaten.”

“Aynen bak ne güzel söyledin.” Pasif gay yine istediğini almıştır. ‘Ne güzel söyledin’, yani ‘ne güzel düşünüyorsun’. “Ben de feminen hiç sevmem.” diye katılır aktif gay.

İlerleyen kısımlarda Kerimcan Durmaz ve Samet Liçina’ya hakaretler yağdırılır. Bu iki gay de, kerimcanı ve sameti sevmiyordur; ancak sevmeme nedenlerinin bir geçerliliği yoktur, ve ancak tabii ki, ne yazık ki, kendileri bundan bihaberdir.

“Feminenler, translar falan. Yani saygı duyuyorum tabii ki, ama mesela geçen onur yürüyüşünde soyunmuşlardı hani hatırlıyor musun?”

“Evet, aynen” der aktif gay. Pride’da soyunan transları kim hatırlamaz ki?

“Ya mesela o translar hayır, abi olmaz yani. Tamam sen müslüman olmayabilirsin belki…” Hayatlarında hiç tanımadıkları, görmedikleri transları sırf onur yürüşünde soyundular diye ‘müslüman değil’ zanneden iki gayin dramı, bu noktadan sonra ancak daha da vahimleşir. “Hani tamam sen müslüman olmayabilirsin ama sonuçta bu ülkenin %90'ı müslüman, saygı duymak zorundasın. Çoğunluğa saygı duymadan çoğunluğun azınlığa saygı duymasını nasıl beklersin?” Pasif gay entel olduğu kadar bir istatistik mühendisidir de, çünkü ülkedeki müslümanları tek tek saymıştır ve oranlarını biliyordur.

Aktif gay bu noktada çıldırmıştır. “Aynen, süpersin, ne güzel söyledin, aynen aynen, kesinlikle” kelimeleri havada uçuşuyordur. Pasif gay aldığı iltifatlarla boşalmanın eşiğindedir.

Bu ap olduğunu iddia eden zırıl pasif, ve aktif olduğunu sanan aktif, bu iki gay, kendilerine göre herkese saygı duyan, her şeye saygısı olan, ama hep bir ‘ama’ları olan, bu ‘ama’yı da üstün zekalarının doğal bir sonucu olarak gören bu iki gay… Türbanlılara saygı duyan ama cemaat tarzı değil de anadolu tarzı türbanlılara saygı duyan. Translara saygı duyan ama haklarını savunmak için sokağa dökülenlere değil de evde oturup müşteri karşılayanlara saygı duyan. Herkese saygı duyan ama çoğunluğa karşı değil de çoğunluğun yanında oldukları sürece herkese saygı duyan bu iki gay…

Bu aktif ve pasifin yaptıkları korkunç bir hata var; ve henüz bunun farkında değiller. Herkese ve her şeye saygı duyuyorlarmış, her şeyin en doğrusunu yapıyorlarmış, düşünüyorlarmış gibi numara yaptıkları için; aslında kendi kendilerini bir çemberin içine sıkıştırdıklarının farkında değiller.

“Senin daha önce sevgilin oldu mu hiç?” diye sorar aktif gay.

“Hayır olmadı” der pasif, ama doğru mu yaptı yanlış mı bir türlü karar veremez.

“Hmm…” diye kahve bardağıyla oynar aktif. Kendisinin birçok sevgilisi olmuştur. Ve aktif gay olduğu için, hep terk edilmiştir, ya da hep terk etmiştir ama hep kendisi haklıdır. Hep haksızlığa uğramıştır, örselenmiştir, ötelenmiştir; her ne kadar aktif bir gay olarak gerçek ve has bir erkek olsa da, aslında hep acı çeken o olmuştur.

“Yani kafa dengi birini bulamadım hiç” diye açıklar pasif gay. Sanki kafa dengi birini bulsa hayatının kalanını, 40–50 senesini o sevgiliye sadık bir şekilde geçirecekmiş de, işte kader yani, karşısına doğru bir insan çıkmamıştır. Kafa dengi birilerini bulmuştu oysa ki, ama aleti küçüktü kiminin, kimi de onu sikerken sikiliyormuş gibi hissedememişti, olmamıştı bir türlü. Kimisi de onu iyi sikmişti; ama sonra ona aşık olmuştu. Burjuva pasifi, kendisine aşık olan bir aktife kendisini beğendirmeye çalışamaz halbuki, e artık iltifat avına da çıkamaz. Çünkü pasif ne yapsa, götü başı dağıtıp nevrozlar geçirerek sokağa çıksa bile o aktif ona iltifat etmeye hazırdır, çünkü aşıktır. E haliyle pasifin o aktifi terk etme zamanı gelmiştir. Kendisine ilgi duymayan birisine kendisini sevdirmeye çalışmak için yeni bir ava çıkma vakti gelmiştir. Pasifin bu yüzden hiç sevgilisi olmamıştır, ya da ancak bir tane olmuştur, o da sayılmaz’dır, ama tabii ki bunları söyleyemez. Bunun yerine “benim hiç sevgilim olmadı, çünkü kader” demeyi tercih eder. Zira böylesi, böyle bir yalan, herkes için sindirmeye daha müsaittir.

Pasif gay farkında değildir; ancak aktifin aklında şu soru oluşmuştur. ‘Bunun sevgilisi olmadığına göre bu şimdi orospu mu? Herkese siktiriyor mu? Tekyönlerde mi sürtüyor sabahlara dek?’

“Yani ben öyle daldan dala atlamayı hiç sevmem” der aktif gay. “Cinselliğimi yaşarım, ama sevgilim olmayacaksa bile bir partnerim olmasını isterim. Tek bir tane olsun, temiz olsun. Birbirimizle her şeyi yaşarız.”

“Kesinlikle aynen” der ap olduğunu iddia eden pasif. Hem zaten birçok kere kendisini birisine aktif olmayı isterken bulmuştur; ama kader işte, karşısına bir türlü doğru pasifi çıkarmamıştır, kafa dengi bir pasif bulamamıştır. Yoksa o da aktif olurdu, ama şimdilik ap ;))) Evet, bu aktif gaye pasif olmayı kabul etmiştir, ama bu onun pasif olduğunu göstermez ki. Hornet’ten konuşurken “ap’yim ben” diye kesin bir şekilde belirtmiştir; aktif de “ben aktifim senin için sorun olur mu” diye sormuştur, pasif de “hayır tabii ki önemli olan güzel vakit geçirmek” demiştir, böylece hem “ap’yim ben” diye ağırlığını koymuştur, yani karşısındaki aktife ‘ben sandığın kadar kadın değilim’ mesajı göndermiştir, hem de aşağılanmayı en aza indirerek bu cumaya gidiyor olma ihtimali olan aktife pasif olmayı kabul etmiştir.

En baştan beri her şeyi doğru yapan insanlar gibi numara yaptıkları için, seksten konuyu açmazlar hiç. Hep felsefik şeyler konuşurlar. Çünkü pasif daha iki gün önce birine vermiştir, aktif de geçen cumartesi mürdüm rengi bellona kanepesinin üzerinde kırkında bir ibnenin ağzına vermiş ve 30 saniyede boşalmıştır; ama erken boşalma problemi olduğu için değil, çok uzun süredir seks yapmadığı için, zira dölü birikmiştir, dışarı çıkması gerekmektedir, o yüzden hemencecik boşalmıştır. Gerçekte aktif olmadığı ve birisinin ağzına verince stresten boşaldığı için falan değil; tamamen testosteron yüklü gerçek has bir erkek olduğu için erken boşalmıştır, yanlış anlaşılmamalıdır. Ama bunları söyleyemezler. Çünkü herkese saygı duyan, her şeye saygısı olan, tek partnerli ilişki sevdalısıymış gibi, seks değil seksten daha derin bir şeyler arıyorlarmış gibi numara yapan, çünkü türbanlılara ve translara kısmen saygı duyacak kadar burjuvaysan, o zaman tek eşliliği benimsemiş modern ve sağlıklı bir birey olman gerekiyormuş gibi hisseden bu iki gay, birbirlerine gerçekte ne olduklarını gösterebilmelerine imkan verecek her kapıyı kapatmışlardır.

“Belli olmaz zaten bu işler” der aktif gay. “Kaderin karşına kimi çıkaracağını bilemiyorsun.”

“Aynen” der pasif gay lattesinden bir yudum alırken. İkisi de gülümsüyordur. Aktif gay bu noktada belki biz sevgili oluruz iması yapmıştır. Pasif gay de gülümseyerek ‘belki .d.d” demiş olmuştur. İkisi için de ihtimallerle dolu bir andır. Ancak muhabbetin bir şekilde devam etmesi gerekmektedir. Hem, ap olduğunu iddia eden pasif gay’in son 5 dakikadır aktif gay’in bacak arasına ‘bulge var mı’ diye bakıyor olduğu gerçeğini saklayabilmesi için yeni bir muhabbet açması onun en hayrına olan şeydir. “Peki senin sevgilin oldu mu hiç?” diye sorar pasif.

“Oldu” der aktif uzaklara bakarak. Yaşadığı derin, felsefik, şiddetli, eti tutku ve ülker biskrem dolu ilişkileri düşünerek uzaklara bakar bir süre. “Konuşuruz bunları, daha çok vaktimiz olacak.”

Gülümser pasif gay. Gülümserler.

Sadece eşcinsel oldukları için toplumun genelinden yüksek bir entelektüellik seviyesine sahip olduklarını düşünecek kadar delüzyonel hale gelmiş bu iki gay, sohbetlerine WhatsApp’ten devam edeceklerdir. Sırada sevdikleri filmler ve favori grupları falan vardır. Biri birisinin sevdiği filme bok atana kadar devam edecektir yazışmaları. Biri birisini Hornet’te yakalayana kadar. Biri diğeri hakkında neden Hornet’i açık hala diye düşünene kadar. Pasif gay, ortaya koyduğu yüksek entellektüellik numarasının, bu aktif gayin altına istediği gibi yatıp kendisini aşağılatma özgürlüğünü, bağırtıla bağırtıla sikilme özgürlüğünü elinden aldığını fark edene kadar. Pasif gay, kendisini siktirmek istediği ideal erkeğin, aslında geçmişinde kendisini top diye çağıran ilk erkek olduğunu fark edene kadar. Yani, bu ap olduğunu iddia eden pasif gay, bu tatlı su müslümanı aktif tarafından sikilse de sikilmese de bir şeyin değişmeyeceğini içinde bir yerlerde hissedene kadar devam edecektir yazışmaları.

Ramazan'la ilgili sevdiğim şeylerden biri, denk geldiği mevsimden bağımsız olarak akşamların daha soğuk geçmesi. En sevdiğim şey, gecenin yalnızlığını birazcık da olsa kırabilmesi. Ama ramazanla ilgili en ilginç şey, burjuva olmayı dahi başaramamış, barındırdıkları vasatlık seviyesi baz alınınca en iyi ihtimalle pre-burjuva denebilecek iki gayin çıktıkları date'dir. Birisi ap olduğunu iddia eden zırıl pasif, diğeri ise sakso çektirmeden erekte olamadığı halde aktif olduğunu iddia eden bir yaratık olan iki gayin ramazanda gündüz vakti çıktıkları bir date: En ilginci bu. Çünkü bizimle ilgili en çok bilgi barındıran sahne bu.

0 comments :

Yorum Gönder